Bugün yayına giren yazılar
print this page
Son Yazılar

6 adımda O'nu aşık edebilmek

Çok özel birine aşıksınız ve size önereceğimiz 6 adımlık yöntemle onu kendinize aşık edebilirsiniz.

Son zamanlarda ilginizi çeken çok özel biri var. Ona aşıksınız ancak onun sizin hakkınızda ne düşündüğünü henüz bilmiyorsunuz. Size önereceğimiz 6 adımdaki yöntemle onu kendinize aşık edebilirsiniz. Ona olan aşkınızı korkusuzca göstermek için çok fazla zamanınız yok.

Kendinize iyi bakın
Öncelikle kendinize özen gösterin. Formunuzu korumak için sağlıklı bir diyet yapın. Saç, makyaj ve tırnak bakımına düzenli olarak devam edin. Eğer kendinizi beğenirseniz karşınızdaki kişi de sizi beğenir.

Kendinizden emin olun
Kendinden emin olmak sadece bir erkeklere özgü bir davranış değildir. Kendindne emin kadınlar hayatın içine girerler. Doğal bir kendine güvenme yeteneğiniz yoksa, varmış gibi yapmaktan başka çareniz yok.

Sık karşılaşın
Hoşlandığınız kişi neredeyse siz de oralarda takılın. Size aşık olmadan önce sizden hoşlanmalı.. Araştırmalar, aşkın yaşanmasında kişi, yer ve tetikleyici olayın önemli olduğunu belirtiyor. Sizi ne kadar çok görürse sizden o kadar hoşlanacak.

Sizi merak etsin
Sizden hoşlandıktan sonra ve sizi etrafında görmeye alıştıktan sonra, daha az karşılaşmaya ve kendinizi daha az göstermeye çalışın. Bu sizi düşünmesini ve merak etmesini sağlar. Gerçeği söylemek gerekirse; "uzakta olmak aşkı büyütür", yani sizi özlesin ve sizin etrafınızda olmak için çaba göstersin. Unutmayın; kolay elde edilen şeyler çabuk unutulur.

Göz teması kurun
Onunla konuşurken, uzun uzun gözlerinin içine bakın. Araştırmalara göre, her durumda aşık olanlar olmayanlara göre % 75 daha fazla göz göze bakışıyor. Onunla normalden daha fazla göz teması kurun ve onun size aşık olduğunu algılamasını sağlayın.

Dünyadaki tek erkek 'o'
Sizin için dünyadaki tek erkeğin o olduğunu hissettirin. İyi bir gün geçirmesi için iyi dileklerde bulunan notlar verin, kendisine dikkat etmesini söyleyin ya da nazikçe bir öpücük kondurun. Emin olun bu onu dünyada tek erkekmiş gibi hissettirecek. Erkekler de kadınlar gibi dünyada özel olduklarını hissetmek isterler ve bir kadın tarafından sevilmek bunlardan biridir.

Kaynak: gazetevatan.com

0 yorum

Normal doğum bebeği daha sağlıklı

Normal doğum bebeği daha güçlüNormal doğumla dünyaya gelen bebeklerin vücutları, sezaryenle doğanlara oranla daha güçlü bakteriyel korumaya sahip.

Yeni bir araştırmaya göre, sezaryenle doğanlar, doğum kanalından geçerken bebeklerin aldığı yararlı bakterilerden mahrum kalıyorlar. Bu kişiler, annelerinden daha az "doğal bağışıklık" kazanmış oldukları için de astım gibi alerjik hastalıklara daha fazla yakalanıyorlar.

Daha önce yapılan araştırmalarda da, sezaryenle doğanlarda gıda alerjisi gelişme riskinin normal yollarla doğanlara oranla iki kat fazla olduğu belirlenmişti. Colorado ve Puerto Rico üniversiteleri tarafından yapılan son araştırmada, 21-33 yaş arası 9 kadınla 10 yeni doğmuş bebek üzerinde inceleme yapıldı.

Doğumdan sonraki 24 saat içinde bebeklerin boğazlarından ve bağırsaklarından örnekler alındı. Daha sonra, örneklerdeki mevcut bütün bakteriler analiz edildi. Böylece bebeklerin hayattaki ilk anlarında vücutlarında bulunan bakteri toplulukları tespit edildi.

The Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırma sonunda, normal yoldan doğanlarda annelerinin doğum kanalındakine benzer bakteri toplulukları bulunduğu, sezaryenle doğanlardaysa yaygın deri bakterileri bulunduğu belirlendi. Bilim adamları, vücuttaki farklı bakteri topluluklarının, insanları çeşitli hastalıklardan koruyabildiğini belirtiyorlar.

kaynak: Hurriyet.com.tr

0 yorum

Dondurmanın sağlığa ilginç zararı

Dondurmanın ilginç zararıYaz sıcaklarında dondurma yedikten sonra cinsel ilişkiye girmenin sağlıklı olmadığı öne sürülüyor.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Genel Başkanı Cem Keçe, “Yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek tok karnına veya soğuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel ilişkiye girmek sağlıklı değildir” dedi. Keçe, cinselliğin mevsimi olmamasına rağmen yaz aylarının gelmesiyle birlikte cinsel istekte artış gözlendiğini, insanların havalar ısındıkça daha çok seks yapmaya başladıklarını söyledi.

Güneş ışığının cinsellik için önemli olduğuna dikkati çeken Keçe, “Işık kesildiği zaman mutluluk hormonu olan 'serotonin' seviyesi düşer, insanlar daha mutsuz olurlar. Doğanın baharda yeniden canlanması gibi insanların cinsel hayatı da baharda ve yazın canlanabilir” dedi.

Cinsel yaşamın mevsimi bahar ve yaz ayları

Keçe, araştırmalara göre cinsel yaşamın mevsiminin bahar ve yaz ayları olduğunu vurgulayarak, “Çünkü insanlar sekse çağrıyı genellikle koku ve görüntüyle yaparlar. Yazın erotik, görsel uyarılar ön plana çıkar ve insanlar daha rahat giyinirler, dolayısıyla cinsel isteklerde artış olabilir” diye konuştu.

Aşırı sıcak havaların cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediğine de değinen Keçe, bu konuda da dikkatli olunması konusunda uyarılarda bulundu. Keçe, insanın temel dürtüleri olan yemek, içmek, barınmak, korunmak ve cinselliğin bir zincirin halkaları gibi olduğunu belirterek, şunları söyledi: 

“Yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek, tok karnına veya soğuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel ilişkiye girmek sağlıklı değildir. Hazımsızlık ve soğuk yiyecekler cinsel enerjide dengesizliğe yol açabilir. Aşırı tok karın performans düşüklüğünden, ereksiyon sorunlarına, cinsel isteksizlikten cinsel başarısızlığa kadar birçok cinsel soruna neden olabilir.”

Özellikle kalp hastası kişilerin sıcak havalarda daha dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayan Keçe, şöyle konuştu:
“Özellikle cinsel ilişki, sıcak havalarda kalbi yorarak kalp krizi riskini artırıyor. Kalp hastalarının yaz aylarında sıcağın en üst seviyede olduğu gündüz öğle saatlerinde sevişmemesi ve cinsel ilişkiye girmemesi gerekir. Çünkü sıcak hava ve aşırı güneş, kalp hastalarında efor ve kalbinin gücünde azalma gibi olumsuz etkilere yol açabilir, bu da kişiyi zor durumda bırakabilir.”

kaynak: Hurriyet.com.tr

0 yorum

Çikolata yemek için yeni neden

Çikolata yemek için bir neden dahaYapılan bir araştırmaya göre, çikolata kan basıncını düşürerek yüksek tansiyona iyi geliyor.

Avustralya Adelaide Üniversitesi'nden Dr Karin Ried'in yaptığı araştırma, bitter çikolatanın kan basıncını düşürdüğünü ispatladı. Yüksek tansiyon hastaları üzerinde yapılan araştırma, bitter çikolatanın kan basıncı üzerinde, günlük yarım saat yapılacak bir egzersizle aynı oranda etkili olduğunu ortaya koydu.

Çikolatanın içinde bulunan bitkisel kökenli Flavonid, antioksidan özelliğiyle damarları genişletip kan basıncını düşürmeye yardımcı oluyor. Karin Ried ve ekibinin çikolata-sağlık ilişkisini inceleyen 13 ayrı araştırma projesini tek çatı altında topladığı çalışmada, saf kakao ile üretilmiş bitter çikolatanın en tatlı antioksidan olduğu ortaya konuyor.

İngiliz tıp dergisi BMC Medicine’de yayımlanan araştırma sonuçlarına göre, tansiyon hastası olmayan deneklerde ise kan basıncı değişikliği yaratmadığı gözlendi.

Ancak çikolata ile yüksek tansiyon tedavisinin hastalarda uzun vadede nasıl etki yapacağı henüz bilinmiyor. Zira fazla çikolata tüketimi, yüksek tansiyon hastaları için tehlike arz eden fazla kiloları da beraberinde getiriyor.

Bu yüzden tansiyon hastalarının kilolarına dikkat etmeleri gerekirken, son araştırma sonucuna göre diyet programına dâhil olmayan çikolatanın yüksek tansiyona iyi gelmesi, büyük bir ikilem yarattı.

kaynak: Hurriyet.com.tr

0 yorum

Erkekleri tanımak için hareketlerine bakın

Erkekleri tanımak için hareketlerine tanıyınÇıktığınız erkeğin ya da sevgilinizin sizin hakkınızda gerçekten ne düşündüğünü anlayabilmek için vücut dilini dikkatle gözlemlemek gerekebilir. 

Bu, son derece etkili bir yöntem yoludur. Uzmanlar, çevremizdekilerle kurduğumuz iletişimin yarısından çoğunun sessiz mesajlar üzerinden olduğunu söylüyor. Bu da, niyetini anlamak için erkeğinizin konuşmalarından çok hareketlerini izlemeniz gerektiğini gösteriyor. İçki bardağını nasıl tuttuğu, parmaklarını bardağın üstüne nasıl yerleştirdiği veya ayaklarının hangi yöne baktığı gibi küçük işaretler, onun size olan hisleri ve istedikleri hakkında çok fazla şey söyleyebiliyor. Yeni tanıştığınız bir erkekle sadece flört ediyor veya sevgilinizle romantik bir yemek yiyor olsanız da, farkında olmadan yolladığı sinyaller hakkında ipuçları edinebilirsiniz.

İlgi mi bekliyor?

Kendinizi, çekici bir erkekle konuşmak konusunda gergin hissedebilirsiniz. Sohbetinizin tam ortasında "Kız arkadaşım burada olsaydı sana bayılırdı" cümlesini duymamak için onun yalnız olduğunu belli edecek sinyalleri ayırt etmelisiniz.

Bacaklarını açıyorsa..

Kadınların dikkatini çekmeye çalışan bir erkek, vücudunu çevredekilere göstermek için bir bacağını bar sandalyesine koyar. Bu şekilde durarak ilgiyi o bölgeye doğru çekmek ister.

Ayakları radar görevi görüyorsa

Gövdesi arkadaşlarına doğru dönük olsa bile, ayaklarının yönü onun aslında nerede olmak istediğini (sizin yanınızda durmak gibi) gösterir. Gözleriyle bulunduğu yeri tarıyor da olabilir. Bakışlarını yakalayın ve ilgilendiğinizi açıkca gösterin.

Bara sırtını dayamış duruyorsa..

Eğer barın kenarında yan veya sırtını dayamış bir şekilde duruyorsa, bilinçaltından yeni insanlarla tanışmaya açık olduğu mesajını yolluyor demektir. Ona bir içki ısmarlayın veya karşısında vücudunuzun ona bakacak şekilde durun. Aranızdaki bağı otomatik olarak hissedecektir.

Eşyaları sandalyenin üzerindeyse..

Kendi alanını belirlemek isteyen bir erkeğin farkında olmadan sergilediği bir hareket daha. Bu yeri ayrıca hoş bir kadın için de ayırmış olabilir. Sadece yanına gidip sandalyeye oturup oturmayacağınızı sormanız yeterli olacaktır.

Dudaklarını okuyun

Bazı erkekler kendileri hakkında çok fazla bilgi vermekten hoşlanmaz ama eğer ona daha dikkatli bakarsanız dudaklarının size çok şey söylediğini görebilirsiniz.

Dudaklarını ısırması

Size bir şey söylemek konusunda kendini tuttuğunda bu hareketi yapar. Bu şekilde ağzını kapalı tutarak dilinin ucuna kadar gelen şeylerin dışarı çıkmasını engellediğini düşünür. Aşk gibi yoğun hislerin söz konusu olduğu durumlarda doğru kelimeleri seçmek için zamana ihtiyaç duyuyor olabilir.

Yan yan gülümsemesi

Yeni tanıştığınız ve hoşlanmaya başladığınız birinde bu yarım gülüşlerden birini görürseniz, aksi yöne doğru koşmaya başlayın. Çünkü kendini beğenmişliğin klasik işaretini sergileyerek duygularınızla oynamaktan başka bir şey yapmıyordur.

Dişlerini göstererek gülmesi

Bu durumda dudaklarının kenarına bakın. Eğer yukarıya doğruysa, bardağın dolu tarafını gören, içten bir erkekle karşı karşıyasınız demektir. Eğer dudak kenarları dümdüz bir şekilde çenesine paralelse, duygularını belli etmemeye çalışan ketum bir tip olduğunu anlayabilirsiniz.

Dudaklarını yalıyorsa

Bu hareket ne kadar egzotik gözükse de, kişinin içinde fesatlık olduğunu ifade eder. Bir şey açıkladıktan hemen sonra dudaklarını yalıyorsa yalan söylediğini düşünebilirsiniz. Bu şekilde yaparak suçunu vurgulayan kelimeleri kullanmamayı amaçlar.

İçkisini tutuşundan niyetini anlayın

Bir restoranda sevgilinizin karşısında oturuyor veya bir barda yeni bir erkekle tanışmış olabilirsiniz. Her iki durumda da içkisiyle olan etkileşimden ne hissettiğini anlayabilirsiniz.

Kadehi gevşek bir şekilde boynundan kavrıyorsa

Birasının tepesinde baş ve işaret parmağıyla hafifçe daireler çizmesi kendisine ne kadar güvendiğini gösterir. Bu rahat tavırları durumu kontrol altında tuttuğunun ifadesi olduğu kadar, kendini beğenmişliğinin delili de olabilir. Bu hareketinden içkisini düşürme riskini göze alacak kadar rahat olduğunu da çıkartabilirsiniz.

Kadehini sizin yanınıza doğru çekiyorsa

Sizinle yakınlaşmak isteyen bir erkek farkında olmadan bu hareketi yapabilir. Bunun sebebi, karşınızdaki kişinin size daha yakın olmak isterken yavaş yavaş size ait olan bir alana girmek istemesidir.

Kadehi göğsünde tutuyorsa

Elindeki kadeh onun için arkasına gizlendiği bir duvar görevi görür. Eğer içkisini vücudunuyla sizin aranıza koyduğunu fark ederseniz, ona tonlarca soru sormanızdan korkuyor veya ciddi bir sohbete girmek istemiyor olabilir. Kadehini indirip rahatlayana kadar vizyona yeni giren filmler veya olay yaratan bir futbol maçı gibi eğlenceli konular hakkında konuşabilirsiniz.

Şişenin üzerindeki etiketle oynuyorsa

Gergin biri, genellikle yerinde duramaz. Bu durumu yeni tanıştığınız bir erkekle yaşıyorsanız, ondan hoşlanmayacağınızdan korkuyor olabilir. Koluna dokunarak ona olan ilginizi belli edin. Eğer söz konusu olan bir arkadaşınızsa, söylemiş olduğunuz bir şeyin onu tedirgin ettiğini düşünerek problemin ne olduğunu sorabilirsiniz. "Aklına takılan bir şey var galiba" diyerek onu konuşmaya teşvik edin.

Yakından gözleme dayalı "çözümleme yöntemi" ni uygularken çok dikkatli olmanızı öneriyoruz. Olası yanlış anlaşılmaları önlemek üzere, gözlem için sevgilinizin (ya da hoşlandığınız erkeğin) başka yönlere baktığı alanları tercih etmelisiniz. Tabii onu izlediğinizi fark ederse yapacağınız bir açıklama da hazır da beklese iyi olur!

Kaynak:ivillage.mynet.com

0 yorum

Saçlarınız dümdüz ve sağlıklı mı?

Saçlarınız dümdüz mü?Saçınız düzse ve sürekli sağlıklı görünmesini istiyorsanız bu 10 kuralı okumanızı öneriyoruz.

Saçlarınız ipek gibi, zarif, dümdüz. Omuzlarınızdan aşağıya uzanıyor ve yapısı gereği son derece parlak ve sağlam. Bunun nedenini biliyor musunuz? Çünkü düz saçların her bir telinde altı kat epiderm koruma tabakası vardır ve bu kadar çok koruma tabakası başka hiçbir saç tipinde yoktur. Yani; dış katmanlar, saçı saç kurutma makinesi , UV ışını ve zorlu hava koşullarından koruyan bir kalkan görevi görür.  Saçınız düzse ve sürekli sağlıklı görünmesini istiyorsanız bu 10 kuralı okuyun ve bilmeniz gereken her şeyi öğrenin.

1. Yıkama: Dikkat! Şampuan saçlarınızın parlaklığını azaltırken, saç kremi de yanlış uygulandığı takdirde iz bırakabilir. Düz saçları yıkarken ilk adım,  yıkama öncesinde saçı hazırlamaktır. İpucu ister misiniz? Öncelikle saç uçlarınızın kurumasını önlemek için saçınızın ucuna saç kremi sürün. Daha sonra sadece saç derisine ve köklerine şampuan uygulayın. Şimdi saçlarınızı açma  zamanı . Dikkat: Bunu yaparken  mutlaka  tarak kullanın. Saçınızın ürünü emmesi için birkaç dakika bekleyin ve iyice durulayın. Saçınızı durularken su ılık olmalıdır.   

2. Sonsuza kadar parlak: Diyelim ki saçlarınız bakımlı, güçlü ve sizi de çok mutlu ediyor (erkeklerden de sürekli iltifat alıyorsunuz). Ama... Saçlarınızı bu kadar parlak hale getirmek için ne kadar zamandır uğraşıyorsunuz? Saçınızın, Hollywood yıldızlarınınki kadar mükemmel görünmesi için size bir ipucu verelim: Saçlarınızı yıkamak için, gelişmiş formüllü ürünler kullanın. Özetlemek gerekirse, göz açıp kapatıncaya kadar, ürünün bütün kalıntılarını temizleyebilir ve saçlarınızı yüzde yüz daha parlak hale getirebilirsiniz.

3. Dikkatli kurutma: Duştan çıktığınızda saçlarınızı havlu ile kurulayın ama kesinlikle ovalamayın. Yani havluyu saçınıza kesinlikle Mısır türbanı gibi dolamayın! Saçı havlu ile kurulamanın doğru yöntemi, havluyu yavaşça saçınızın üzerine yerleştirmek ve avuç içlerinize fazla suyu almaktır. Sonuç olarak düz saçlarınız yumuşak, hafif ve taranmaya hazır olacaktır.

4. Süper güçlü kokteyl: Düz ve sert terimleri bir arada kullanılamaz. En azından saçınızda. Bu nedenle saçınızın kuru olduğunu fark ederseniz, düz saçlarınız için uygun ürünler (şampuan, saç şekillendirici ve saç kremi) kullanmaya başlamalısınız. Özel olarak geliştirilmiş formülü ile saçları yatıştırarak düzlüğü artıran, saç teli üzerinde yağ tabakası oluşturan ve böylece saçta daha homojen yüzey sağlayan ürünler seçmelisiniz. Sonuçta saçlarınızda pürüzsüz bir yüzey elde eder ve saç köklerine koruma sağlarsınız. Uygun saç kremleri, saçın genel görünümünü, dokusunu, kayganlığını, parlaklığını ve kolayca şekil almasını sağlayacak ve böylece saçınız daha düzenli görünecektir. Kuru ve yıpranmış bir saç istemezsiniz değil mi? O zaman seçiminizi doğru yapın ve tanrıçalara yakışan sonsuz bir parlaklık elde edin.

5. Başınıza silikon: Eğer saçlarınızın eski gücünü özlüyorsanız belki de 4 numaralı öneriyi uygulamıyorsunuzdur. Her zaman silikon bazlı saç bakım kremi ve maske kullanın çünkü silikon saçı nemlendirir ve koruma sağlar. Saçınız da doğal bir parlaklık kazanır. Ayrıca, silikon gerçek anlamda sihir etkisi yaratır. Çünkü saçı kökünden yatıştırır, saç telinin kapanmasını sağlar ve termal şekillendirici aletler ve saç arasında bir bariyer oluşturur, sürtünmeyi ve ısının saça verdiği zararı azaltır. Saçlarınıza şık ve günlük bakım sağlayan silikonun faydalarından yararlanın.

6. Aletlerin bilinçli kullanımı:  Yanlış kullanılan saç kurutma makinesi, dümdüz saçlarınızın en kötü düşmanı olabilir. Bu nedenle gelişmiş bir kurutma tekniği, daha sağlıklı ve güzel saçlara sahip olmanıza yardımcı olur. Saçınız yıpranmışsa, düzleştirmeden önce tamamen kurutmanız gerektiğini unutmayın. Saçlarınızın  sağlıklı mı? Cevabınız evet ise, saçınızın sadece yüzde 70'ini kurutun ve "doğal" kurumaya bırakın. Kuaförünüzün saçınızı nasıl kurttuğuna dikkat edin. Saç kurutma  makinesinin  ağzını (saç telinin düz kalmasını sağlamak için) saç teli yönünde tuttuğunu fark edeceksiniz. Bu nedenle, hava akışını saç uçlarına doğru tutarsanız, maksimum sonuç alırsınız. Saç teli daha esnek olur ve sonuç olarak da saçınızda mükemmel bir düzlük olur. Harika! 

7. Havalı şekillendirme: En karmaşık saç modellerini yaparken bile saç tipiniz en önemli konudur. Doğal bir görünüm mü istiyorsunuz, ne çok tepeden ne de çok alçak olan bir atkuyruğunun sade şıklığını mı? İddiasız bir stil için organze kurdele ile bağlamak da mükemmel bir yoldur. Saçlarınızı arkaya doğru tarayabilir veya iddialı bir görünüm için yana ayırarak daha çarpıcı hale getirebilirsiniz. Bonus ipucu: Askısız, seksi bir elbise giyerek saç stilinizin etkisini artırın.

8. Tanı koruma: Aşırı hassas  ciltler  gibi, düz saçlar da dış etkenlere-kimyasal maddelere, fırçalamaya, UV ışınlarına açıktır. Özellikle de ince telli saçlar. Bu faktörler saçın daha da zayıflamasına, mat görünmesine ve yoğunluğunu kaybetmesine neden olur. Bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmanın ve düz saçlarınızın canlılığını korumanın sırrı, cildinizde olduğu gibi nemlendirmektir. Aktif yumuşatıcı malzemeler ve ışık yansıtan mikro partikül ile fiber tarafından emilen çift besleyici etkili ürünleri seçin. Bir tavsiye ister misiniz? E vitaminli ve filtreli ürünleri seçin. Çünkü bu ürünler koruma sağlayacak, hasarı onaracak ve saçlarınızın ihtiyaç duyduğu bölgeleri düzleştirecektir. Düz saçlarınıza iyi bakın! Düz saçlarınızı sevin!

9. Güneşin altında bile modaya uygun: Sahilde veya havuz kenarında zaman geçirirken düz saçlarınızı şekle sokmak ve ideal görünümü yakalamak mı istiyorsunuz? İşte yapmanız gerekenler: Öncelikle saçlarınızı ıslatın ve geriye doğru tarayın. Daha sonra ortadan ikiye ayırın ve ayrı ayrı bükün. Son olarak, bükülmüş iki tutamı alın, birlikte bükün ve uçlarını, üzerinde taş veya deniz kabukları olan bir lastik toka ile bağlayın. Bu son moda görünümün daha uzun sürmesi için birkaç toka ile tutturun ve saçın dağılmasını önlemek için biraz sprey sıkın. Bu modelin faydası, yüzünüzün açılması, stilli görülmesi ve kolayca yapılmasıdır. Ayrıca, bu modeli başarılı bir şekilde uygulamayı öğrenirseniz, gün boyu kullanabilirsiniz.

10. Kuru saç kesimi: Mükemmel! Saçınızın dokusu, çok istediğiniz saç modelini denemeye müsait. Evet, o hep istediğiniz saç kesimini yapmanın zamanı geldi. Ünlü saç tasarımcılarına göre, düz saça şekil vermek çok kolay ve çok çeşitli seçenekler kullanılabilir. Bir modeli seçip kuaförünüze talimatları verdiğinizde, yüz şekliniz, tarzınız ve yaşam koşullarınız etkili olur. Ama şu ayrıntıyı da unutmayın: Kuaförünüze saçlarınızı ıslatmadan kuru kesim yapmasını söyleyin. Böylece, kesim bitip nasıl göründüğünü size göstermek için tuttuğunda ve "Nasıl olmuş?" diye sorduğunda kötü bir sürprizle karşılaşmazsınız. Daha önce başınızdan kötü bir deneyim geçti değil mi?

Kaynak:iVillage.mynet.com

0 yorum

İnce görünmek için 12 ipucumuzu kaçırmayın

kadin.jpg image by GamzisFazla kilolarınıza inat ufak ipucları ile ince görünmeye ne dersiniz

Kilolarınızı kafanıza takmayın. Pratik öneriler ve doğru kıyafetlerle çok daha zayıf görünebilirsiniz.

Uygun kesimi seçin: 
Birkaç kilo fazlanız olsa bile vücudunuzu bol kıyafetlerin arkasına saklanmanıza gerek yok. Hatlarınızı gösteren kıyafetler giymekten korkmayın.

Doğru çorap seçmek: 
Bacaklarınız kalınsa sizin için en uygunu desensiz, düz ve koyu renk çorap giymektir.

Kolyeler ince gösterir: 
Uzun kolyeler hem dekoltenizi uzatır hem de orantıyı düzeltmenize yardımcı olurr. Ayrıca dikkati problemli bölgelerden uzaklaştırır.

Pantolon seçimi

Blazer ceketler: 
Bu tip ceketlerde tek sıra düğmelileri ve hafifçe bele oturanları tercih yapınız. Kalça ve basenleriniz iriyse, uzunca bir blazer seçin ki, fazlalıklarınız kapansın. Çift sıra düğmeli ceketler giymekten kaçının.

V yakalar: 
derin V yakalar zayıf görünmek isteyenler için vazgeçilmezdir. Vücudun üst bölümünü ve boynu daha ince gösterir.

İnce görünümlü bacaklar

Mükemmel ayakkabılar: 
Topuklu ayakkabılarla boyunuzu yüksek göstererek olduğunuzdan daha ince görünürsünüz. Topuklularla rahat edemiyorsanız platform topukları tercih edebilirsiniz.

Elbise seçerken: 
Kilolu bayanlar için en ideal elbiseler üst kesimi dar, eteği volanlı elbiselerdir.

Dökümlü kesimler: 
Bol dökümlü bir bluzla hafif problemli bölgeleri çabucak saklayabilirsiniz.

Çok dar giymeyin: 
Kilolular için en ideal etek kesimi, üstü dar ve aşağı doğru genişleyen kesimlerdir. Çok kalın baldırlarda eteğin uzunluğu ayak bileğine kadar olmalıdır.

Renk kombinasyonu: 
Tepeden tırnağa benzer renkler vücudu çok daha ince gösterir. Siyahtan vazgeçemiyorsanız, siyahla bir arada kullanılmış renklerden oluşan farklı bir parçayla kıyafetinizi kombinleyebilirsiniz.

Haber3

0 yorum

Bayanlarda ideal göğüs

Bayanlarda ideal göğüs nasıl olmalıdırBayanlar ideal göğüs nasıl olmalıdır? İşte size ideal göğüsler için yapmanız gerekenler kurallar...

Bayanlar; Göğüsler, kendisine hacmi veren yağ dokusu içine gömülmüş meme bezi ve hacmini veren deriden oluşur. Hiç kas dokusu olmadığından, vücudun diğer organları arasında yer çekimine en çok maruz kalan bir organımızdır. Göğüsler yıllarca sutyen içinde kalarak hareketsizleşirler. Bu dirilik kaybı, kilo değişimleri, hamilelik ve doğal yaşlanma ile daha da vahimleşir.

25-30 yaşlarından sonrda bazı genç kadınlarda dirilik kaybı meydana gelir. Her ne kadar göğüsün biçimi önemli ise de, derinin kalitesi göğüs güzelliğinde başrol oynar ve sonuç olarak da göğüs bakımının öncelikle göğüs derisine yönelmesi gerektiği ortaya çıkarır.

Göğüslerin en iyi dostu unutmayın'ki soğuk sudur. 
Soğuk su dokuları uyarır, deriyi sıkılaştırır ve elastikiyet olmasını sağlar. Ilık bir duş sonrasında boyundan göğüs uçlarına soğuk su dökmek son derece yararlıdır. Önemli bir nokta: Eğer, sık sık duş alıyorsanız, birkaç damla doğal yağla göğüslerinize masaj yapın ve dayanabileceğiniz kadar soğuk suyu göğüs bölgenize göğüs bölgenize tutun. Duş sonrasında ise doğal bir süngerle aşağıdan yukarıya masaj yapın. Bunu her gün on kez uygulayın. Bunun için eczanelerde satılan masaj aletlerinden de yararlanabilirsiniz.

Göğüs Derisinin elastikiyetin arttırılmasının diğer bir yolu da her gün düzenli olarak nemlendirici kullanmaktır. Unutulmamalıdır ki, deri yaşla birlikte nemini kaybeder. Sabah ve akşam uygulanan zengin nemlendiricili vücut kremleri, derinin kaybolan nemini tekrar geri kazanması için gereklidir.

Bunun dışında sıkılaştırıcı ve gerginleştirici göğüs için hazırlanan kozmetik ürünleri de son derece size faydalıdır. Ancak bu kremler uygulanırken göğüsle birlikte dekolte ve boyun bölgesi de unutulmamalıdır.

Göğsün En büyük düşmanlar: Rejim ve hamilelik
Göğüsler yağ bakımından oldukça zengindir. Bunun için sıkı yapılan rejimler sonrası vücudun diğer bölgelerine göre daha hızlı zayıflaması ve küçülmesi kaçınılmazdır. Göğüs bir kere hacmini kaybettiğinde, tekrar kilo alınsa bile göğüs eski formuna kavuşamaz. Sıkı rejimler vücudun bütünü için olduğu gibi göğüsler için de olumsuz etki bırakır.

Bu nedenle kilo vermek isteyenler protein bakımından zengin bir liste uygulamaları gerekir. Hamimikte de aynı sorun yaşanır. Ani kilo alıp verme, göğüslerinizde çatlaklara ve dirilik kaybına yol açar. Bunu önlemek pek mümkün olmasa da yukarıda bahsettiğimiz günlük bakımlar ve spor, deformasyonu en aza indirmede size yardımcı olur.

Göğüslerinize Sütyen seçimi
Göğüs güzelliğinde doğru sütyen seçiminin önemi çok büyüktür. Göğsü kavraması ve rahat edilmesi açısından sütyenin bazı özelliklere sahip olması şarttır. Bu nedenle sütyen satın almadan önce denemeli, hatta bir süre hareket edilerek ergonomik olup olmadığı test edilmelidir. Zira, yanlış seçilen bir sütyen göğsü sıkıştırıp kan dolaşımını bozabilir. Sütyen ölçüsü belirleme ise doğru sütyen seçiminde önemli bir adımdır. Doğru ölçüyü bulmak için yapılması gereken öncelikle bir mezurayla beden ölçülerini almak ve bütün markaların sunduğu tablolardan yararlanmaktır.

Bayanlar; Sütyen, göğsün aşağı doğru sarkması engellemesi dışında özgür hareketi de kısıtlamamalıdır. Sütyen hiçbir rahatsızlık, baskı ve deformasyon hissi vermeemelidir. Bunun için sutyeni denerken rastgele her yöne hareket edin. Öne ve arkaya eğilin. Sütyen, bütün bu hareketler sırasında açılmamalı, ve kırışmamalıdır. Arka kelepçeler iki ya da üç aşamalı olmalı ve vücut hareketlerine bağlı olarak yukarı sıyrılmamalıdır. Sütyen askıları da istediğiniz yüksekliğe ayarlanabilmelidir. Sarkmayı engellemesi için yeteri kadar yüksek olmalı ancak şuna dikkat edin omuzlarda iz bırakmamalıdır.(www.flortcafe.com)

Leyditurk

0 yorum

Kadınlardan erkeklere 9 derste aşk..

Kadınlardan, eşlerine, çıktığı erkek arkadaşına, ya da partnerlerine, 9 ayrı aşk dersi.

Uzun hayat ve mutlu bir beraberlik herkesin hayalidir. Ama yapılan bazı hatalar mutluluğunuza gölge düşürüp, beraberliği krize sokabilir. İşte mutlu ve sağlıklı bir birlikteliğin temellerini atmanızı sağlayacak 9 ders..

1) Sırlarınızı ilişkinin başında paylaşmayın

Kadınlar sırlarını hoşlandıkları erkekle paylaşarak partnerlerine kendi hayatlarını, sorunlarını ilk zamanlarda açarak yakınlıklarını mevcut durumdan daha ileri boyuta taşımak isterler ve eğer beni olduğum gibi kabul ediyorsa o doğru erkektir sonucuna varırlar. Ancak hiçbir erkek ilk zamanlarda kurulan bu yakınlığa ve bilgi yüklemesine hazır değildir.

Öneri: Konuşmadan önce birkaç kez düşünmek hata yapmamızın önüne geçer. Psikologların konuyla ilgili önerisi ise karşı tarafın duymak isteyeceği şeyleri söylememiz.

2) İlişkide patron olmayın

İlişkide her şeye karar vermek karşı tarafın işini kolaylaştırmaktan ziyade partnerinizin kendisini zayıf hissetmesini sağlar.

Öneri: Kadın veya erkek kimse bir ilişkide sürekli emir altında olmayı kabul edemez zira bu durum insan doğasın aykırıdır. Bu nedenle karşı tarafa güvenmek ve saygı duymak bir hayatı paylaşmanın en önemli koşuludur.

3) Dürüst olun

İlişkilerde kadınlar bir süre sonra "artık beni eskisi gibi sevmiyorsun, beni artık önemsemiyorsun "şeklinde söylenmeye başlar. Erkeklerin böyle durumlarda partnerlerini geçici olarak sakinleştirmeleri ile ilişkide sular durulurken aslında işlerin yolunda gitmediğinin 2 tarafta farkında değildir. Erkekler sorunu çözmek yerine anı kurtarmanın peşindedir. Kadınlar ise, asıl söylemek istedikleri "bu ilişkide kendimi güvende hissetmiyorum, senin için vazgeçilmez olduğumu düşünmüyorum" demek ve herseyi dürüstce ifade etmek yerine olayı trajedik bir boyuta taşımayı tercih ediyorlar.

Öneri: Karşılıklı olarak sergilenen samimiyetsiz tavırlar ilişkinin bitişini hazırlar ve duygusal bir krizin aslında haberciliğini yapar. Partnerimize karşı dürüst olmak ve onunda duygularını açıkça belli edebilmesini sağlamak 2 tarafında ne istediğini bilmesini sağlar.

Sizce kadınların aşk dersleri neler?

4) İlişkinize cinsel cazibenizle yön vermeye çalışmayın

Fiziksel şartlar gözönüne alındığında her ne kadar kadınlar erkekler kadar güçlü olmasa da, cinsellik söz konusu olduğunda daha kuvvetli bir konuma kavuşurlar. Bu pozisyonlarını isteklerini elde etmek için kullanırlar. Her ne kadar bu durumun ahlaki boyutu yıllarca konuşulabilecek bir konu olsa da unutulmaması gereken bir erkeğin duygusal bağlarla kurulmamış bir ilişkide partnerine saygı duyması son derece zordur.

Öneri: Erkek arkadaşınızla yaşamak istediğiniz cinselliğin asıl nedeni onu istemek mi yoksa ele geçirmek mi olduğunu bir kez daha düşünün. Eğer kafanızda soru işaretleri varsa geri adım atmanızda ve ne istediğiniz ona dürüstçe dile getirmekte fayda var.

5) İlişkinizin başında sevgilinize güvenmek için bekleyin

İlişkinin başında sevgilinizle e-posta şifrelerinizi, kredi kartlarınızı paylaşmak sizin açınızdan bakıldığında ona ne kadar güvendiğinizin göstergesi olsa da bu durum sizi mağdur edebilir.

Öneri: Duygusal hiçbir ilişkide güven verilmez, kazanılır kuralını hayatınız boyunca unutmayın. İlişkinizle ilgili evinizin anahtarını vb özel hayatınızla ilgili ayrıntıları ne zaman paylaşmanız gerektiğini gösteren bir çizelge hazırlamak işiniz kolaylaştırabilir.

6) Pahalı hediyelerle sorunlarınızı maskelemeyin

Erkek arkadaşınıza pahalı hediyeler almak veya maddi sıkışıklığına çözüm yolu olarak kendi maddi birikiminizi kullanmanız sizin cömert olduğunuzu göstermez. Kadınlar anaç yapılarından kaynaklı olarak bu tarz tavırlar sergilemekte ve bu tavırlarını sevgilerinin ifadesi olarak sıfatlandırmaktadır. Unutmayın, pahalı hediyeler ilişkide ki sorunların örtülmesinden başka bir şey değildir, kendinizi kandırmayın.

Öneri: Pahalı hediyeler almadan önce bir kere daha düşünün ve bunu yapmaya sizi hangi sebeplerin ittiğini anlamaya çalışın.

7) İlişkinizin başında gelecek planları kurmayın

Kadınlar bazen sadece haftaya yapılması gerekenlerin ötesinde planlar yaparak anı yaşamanın keyfini kaçırırlar. İlerde yaşamak istediğiniz ev, çocuğumuz kız olursa ismi bu olsun şeklindeki planlar, aslında istedikleri hayata kavuşamayacakları korkusundan kaynaklanır. Unutulmaması gereken şey kimse planlara uymak zorunda değil, haftaya ve sonraki haftalara ait olması ve yapılması gereken planlar oluşturmak ilişkiyi boğmaktan öteye gitmez.

Öneri: Hayatı stresten uzak ve anı anına yaşamaya çalışın. Planlar yapmaktan değil erkek arkadaşınızla keyifli anlar yaşamaktan zevk almaya çalışın. Eğer bunu yapamıyorsanız ilişkinizi, ne istediğinizi ve ne yaptığınızı gözden geçirin.

8) Partnerinizin kahramanı olmaya çalışmayın

Kadınlar partnerleri için vazgeçilmez olma yolunun onların sorunlarını çözebilen tek insan olmaktan geçtiğini zanneder.

Öneri: Sevgilinizin sorunlarını çözmek istemek tabiiki iyi niyetli bir davranıştır ama eğer buna direniyorsa ona yapabileceğiniz en iyi şey kendisini bir terapiste yönlendirmektir.

9) Partnerinizle ilgili gerçekçi hayaller kurun

Kadınlar bir ilişkiye başladıklarında partnerlerinin her konuda kendilerinin destekçisi olacağı gibi boş ümitlere kapılabilmektedir.

Öneri: Partnerinizle ilişkiden ve ondan ne beklediğiniz gerçekçi bir şekilde konuşun, kendi hayatınıza sahip çıkın, onsuz da mutlu olduğunuz alanlar oluşturun.

Kaynak:Mynet

0 yorum

Yaşlanmayan kadınlar

Kaç yaşında olurlarsa olsunlar. Pırıl pırıl bir deriye sahiptirler ve gözlerinin köşelerinde bile kırışıklıkları yoktur

Bir çok kadın, var ki onlar hiç yaşlanmazlar.  Kaç yaşında olurlarsa olsunlar. Pırıl pırıl bir deriye sahiptirler ve gözlerinin köşelerinde bile kırışıklıkları yoktur. Genellikle bu kadınları gülümserken görürüz. 

 Onlara  gençlik sırrını sorsaydık ne yanıt verirlerdi?  Öncelikle çoğunun benzer yanıtlar veriyor.  Yıllardır kadınların  gençliği  ve güzelliği ile ilgilenen bir medikal estetik  hekimi olarak  yaşlanmayan kadınların sırlarını not ettim.  

- Çok iyi uyurlar. Uyku fiziksel rahatlama dışında insanı yeniler, vücüt hücreleri uyku anında tamir olur.

 - Taze havadan yararlanırlar. Eğer bütün gün ofiste geçen bir işleri varsa eve yürüyerek gitmeyi tercih ederler.  Kapalı pancurlar ve pencerelerden hoşlanmazlar. Hafta sonu  temiz  havada uzun yürüyüş  yaparlar. 

 - Her gün banyo yaparlar.  Cilt  canlı bir organizma olduğu için gözenekler açık olmalıdır. Yaşlanmayan kadınlar banyonun bu yararını bilir. Bedende biriken toksinleri atmak ve ölü derileri arındırmak için sık sık banyo yaparlar. 

 - Vitaminleri bilinçli ve doğal yoldan tüketirler.  Sebze ve meyvelerden seradan tercih etmezler. Her  besinden  mevsiminde yararlanırlar.       

- Eğer bir meyveden mevsim dışı yararlanacaklarsa kurutulmuşunu tercih ederler. Kurutulmuş meyve, kayısı ve kuru üzüm kompostosunu öğle ve akşam yemeklerinde mutlaka bulundururlar.  

- Sabahları kahvaltıdan önce yulaf ezmesini sütle karıştırarak içerler. Gün içinde kuşburnu ve yeşil çay gibi içecekleri kesinlikle ihmal etmezler.  

- Domates, salatalık ve yoğurt gibi besinleri hergün tüketirler. 

- Egzersizi ihmal etmezler. Evlerinde mutlaka bir egzersiz aleti bulunur.  

- "Mucize ürün"leri sıkı takip ederler. Yaban mersini, brokoli,  yulaf ezmesi, soya fasülyesi, somon, ıspanak, siyah üzüm ve ceviz gibi besinleri sık sık tüketirler.  

- İçsel olarak  huzurludurlar. Gençlik korumanın olumsuz duyguları barındırmamaktan geçtiğini bilirler.      

- Su içmeye çok önem verirler. Cildin epidermis tabakası içinde protein lifleri bulunur. Bedene yeterli su girerse, bunlar artar. Çok su içmeleri sayesinde pürüzsüz cilde sahiptirler. Yaşamsal enerji olan suyun vücuda oksijen sağladığını  bilirler. 

- Gülmeyi severler. Neşeli halleri ile tanınırlar. Kıskanç değildirler.

- Yaşlanmayan kadınların bağırsakları saat gibi çalışır. 

Unutmayın çirkin kadın yoktur, kendine bakmayan kadın vardır. 

Dr. Beyhan Arıkan

Kaynak:blog.ivillage.mynet.com

0 yorum

Hamilelikte kozmetik kullanılır mı?

Hamilelikte kozmetik kullanımıBayanlar Hamilelik döneminde kozmetik kullanımında çok dikkatli olmalısınız...

Uz. Dr. Zerrin Baysal “Hamilelik döneminde kozmetik kullanımı “hakkında bilgi verdi.

Etiler Memorial Polikliniği ve Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Zerrin Baysal “Hamilelik döneminde kozmetik kullanımı “hakkında bilgi verdi. Hamile kadınların en büyük sıkıntıları; ilaç, ışın, kimyasal maddeler ve deri yoluyla maruz kaldıkları maddelerin zararlarıdır. Bu kimyasal maddeler; solunum yoluyla, ağız yoluyla veya tensel temas ile alınabilirler. Bazı maddeler anne karnındaki bebeğin ( fetus) gelişimini olumsuz etkileyeceği gibi bazı maddelerinde hiçbir yan etkisi olmadığı deneylerle gösterilmiştir. Bazılarının ise, kötü etkilerinin olup olmadığı halen bilinmemektedir. Kimilerinde ise, gebeliğin belirli sürelerine kadar zararlı etkili, daha sonraki aylarda zararsızdır. Bu yan etkiler, bebeğe hem fiziksel hem de zihinsel zararlar verebilir, gelişimini engelleyebilir.

Özellikle saç boyarken tedbirli davranın

Kozmetik ( saç boyaları, kremler, parfümler, temizleyici maddeler vs..) kullanımında, genelde, en sık problem saç boyalarıdır. Sıklıkla kullanılan, kalıcı ve yarı kalıcı boyaların içindeki maddelerle yapılan deneylerde, bebek üzerine zarar verici etkiler görülmemiştir. Fakat tedbirli davranmak için, doğum sonrasına kadar saçların boyatılmaması daha uygundur. Değişiklik yapmak, beyazlarınızı gizlemek veya dip boya yaptırmak istiyorsanız, gebeliğin ilk üç ayından sonra, bitkisel saç boyaları kullanabilirsiniz.

Saç düzleştirme ve perma işlemlerini hamilelik sonrasına bırakın

Saç düzelticilerin ( straightener) ki bunlar sodyum hidroksit ve bisülfit denilen kimyasal oluşumlardır ve kullanılmaları tavsiye edilmemektedir. Saç düzeltmelerin, hava ısı ve press yolu ile yapılması daha güvenlidir. Perma gibi yöntemlerde ise kullanılan kimyasal maddeler saçlı deriden emilip kana karışabilir. Bunların kullanılması ile bebekte doğumsal sakatlık gelişmesi arasında ilişki saptanamamıştır, fakat tamamen güvenilir olduğunu söyleyebilmek içinde daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu yüzden doğum sonrasına kadar saçlarınızın doğal kalmasında fayda vardır.

Nemlendiricileri rahatlıkla kullanabilirsiniz

Deodorant, şampuan, ve diğer cilt bakım ürünlerinin, bebek gelişimi üzerine zarar verici etkileri olup olmadığı üzerine yeterli bilimsel araştırma olmamakla beraber şimdiye kadar herhangi bir problem rapor edilmemiştir. 
Cilt için kullanılan kremleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Cilt çatlaklarının oluşmasını azaltmak için kakao ve lanolin kremleri kullanılabilir.

Hamilelik döneminde makyajın zararlı olup olmadığı da sıkça sorulan sorulardan biridir. Ancak;
bu konuda herhangi bir çalışma yapılmamış olmakla birlikte; bugüne kadar makyajın hamilelik üzerinde olumsuz bir etkisi görülmemiştir.

Bebeğin gelişimindeki en önemli zaman ilk üç aydır. Bu süre içindeki zararlar diğer aylara göre daha fazla olmaktadır, kısa bir süre için biraz daha dikkatli olmak hem bizim hem de bebeğimizin sağlığı açısından faydalı olacaktır.

Çok sıcak su ile banyo yapmaktan kaçının

Hamilelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında, annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve göz ardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor.

Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız, hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur. Arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını artırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

Gebelikte fizyolojik cilt değişiklikleri ile baş etmek mümkün

Hangi kadında gebelikte ne gibi bir cilt değişikliği ortaya çıkacağını tahmin etmek zordur. Bazı anne adayları gebelik döneminde herhangi bir cilt sorunu yaşamazken, bazılarında cilt kuruluğu, karın çatlakları, kaşıntı, ciltte yağlanma gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bazı anne adaylarında da başta yüz olmak üzere vücudun her yerinde çok sayıda lekeler oluşabilir.

Gebelikte cilt değişikliklerinin sorumlusu gebeliğe bağlı her tür değişiklikte olduğu gibi gebelik döneminde artan hormonlardır...

Melasma, Kloazma (Gebelik maskesi)

Sıklıkla yanaklar, alın, üst dudak, burun ve çenede düzensiz sınırlı kahverengi lekelere “gebelik maskesi” denir. Yüzde 70-90 kadında görülen bu pigment artışı doğumdan sonra sıklıkla ortadan kalkar. Ender durumlarda pigment artışı adeta bir dövme yaptırılmış gibi cildin derin katlarına ulaşır. Böyle durumların tedavisi bu konuda tecrübeli bir cilt uzmanı tarafından gerçekleştirilir.

Hamilelikte güneş ışınlarına karşı dikkatli olun

Yoğun bir ultraviyole ışık kaynağı olan güneşten uzak durmak ve güneşe çıkıldığı zamanlarda en az 20 faktörlü bir güneşlenme kremi kullanmak lekelenmelerin azaltılmasında oldukça etkilidir. Yazın bulutlu havalarda bile güneşin UV ışınlarının cilde etki gösterebileceği unutulmamalıdır.Lekelenme olan bölgelerin makyajla kapatılmasında bir sakınca yoktur.

Gebelikte sivilceler

Gebelikte özellikle 8. haftadan itibaren değişen hormonal ortam bazı anne adaylarında önceden varolan sivilcelerin artmasına ya da ilk defa gebelik döneminde sivilcelerin ortaya çıkmasına neden olur. Ender durumlarda ise varolan sivilcelerde azalma görülür. Yüz cildi temiz ve kuru tutulmalıdır. Sivilceler kozmetik sorunlar yarattığında doktor önerisine göre topikal (bölgesel) ilaçlar kullanılabilir Dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da şudur: izotretinoin içerikli "sivilce ilaçlarının" doğumsal anomalilere neden olduğu kanıtlanmıştır. Bu yüzden gebelik döneminde sivilceleriniz için ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız!

Tırnak değişikliklerini önemseyin

Tırnaklar cildin bir uzantısı olarak kabul edilirler ve gebelik döneminde artan hormonların etkisiyle tırnaklar yumuşayıp incelerek kolay kırılır hale gelebilirler. Tırnak cilası durumu daha da kötüleştirebilir. Bulaşık ve çamaşır yıkarken lastik eldiven kullanmak, el ve tırnaklara nemlendirici losyon sürmek çoğu durumda faydalı olur.

El ve ayaklarda kızarıklık

Latincede “palmoplanter eritem” adı verilen bu durum, gebelik dışındaki bir dönemde ortaya çıktığında bir karaciğer hastalığını düşündürmesine karşın; gebelik döneminde fizyolojik olarak ortaya çıkabilir. Avuç içlerinde ve nadiren de ayak tabanlarında kızarıklık ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkar. Palmar eritemin de diğer çoğu cilt değişikliğinde olduğu gibi gebeliğe bağlı olarak kandaki östrojenin artması nedeniyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kaşıntı şiddetli olduğunda nemlendirici kremler faydalı olabilir. Nemlendiricilere cevap vermeyen kaşıntılarda ise doktor önerisine göre bazı ilaçlar kullanılabilir.

0 yorum

Gözlerin duygularını ele verir!

Yapacağınız makyaj hileleriyle siz susun, güzel gözleriniz konuşsun!

Oyuncu bakışlar

1- Kalın uçlu mor bir göz kalemi elinize alın. Pastel boya benzeri bu kalemle kalın bir çizgi yaratmayı başarabilirsiniz. Kalemi üst kirpiklerinize içten dışa doğru çekin. Aynı hareketi alt kirpiklerinize de uygulayın.

2- Yüzük parmağınızı kullanarak üst kirpiğinizdeki rengi, göz kapağınızın üzerine doğru hafifçe dağıtın. Gözünüzün üst kısmında kalan bu renk size feminen bir hava katacaktır.

3- Kirpiklerinizi uzun gösteren bir maskara, bu makyajın tamamlayıcısı olacak. Bu tip maskaraların en büyük özelliği, formüllerinin hafif olmasıdır. Yani kirpiklerde topaklanma yapmazlar.

Gecelerin kadını

1- Alt kirpiklerinizin iç tarafına yeşil renkli bir göz kalemi uygulayın. Gözlerinizi kırpıştırarak, rengi üst kirpiklerinize de bulaştırın. Ardından kalemi tekrar alt kirpiklere uygulayın.

2- Yeşil kalemi alt kirpik çizginize uygulayın. Aynı işlemi altın renkli göz kalemi ile üst kirpik çizginizde tekrarlayın. Bir far fırçasıyla bu çizgileri dağıtarak, dumanlı ve seksi gözlere kavuşun.

3- Son olarak maskara uygulayın. Sivri uçlu bir fırça kullanmanızda fayda var. Aşağıya doğru incelen uçlar, en küçük kirpikleri bile kavrayarak daha koyu ve buğulu gözlere kavuşmanızı sağlar.

Mavi boncuk

1- Çivit mavisi göz kaleminin eskide kalmış gibi bir izlenim vereceğini düşünseniz de oldukça modern bir havası vardır. Kalemi, içten dışa doğru alt kirpiklerinizin iç kısmına uygulayın.

2- Aynı kalemi alt kirpik çizginize çekin. Bu çizgiyi kirpiklere yakın uygulayarak, içindeki renkle daha dolu bir görünüm elde edebilirsiniz. Far fırçasıyla kirpiklerinizdeki rengi dağıtın.

3- Alt kirpiklerinize maskara sürmeyin. Altta kalan çivit mavisi renk size bakanların odak noktası olmalı! Üst kirpiklerinizi, hacimli gösteren bir maskara uygulayarak, daha dolgun gösterebilirsiniz.

Kaynak:Sabah.com.tr

0 yorum

Tokluk için 15 önerimiz

Gün boyunca yediklerinize dikkat ederek kilo vermeye ya da aynı kiloda kalmaya çalışsanız da, devamlı kilo mu alıyorsunuz?

Siz vücudunuzu yeterince tanımıyor musunuz yoksa? 

Gözünüz pastanın ikinci diliminde ama almamaya karar verdiniz, çünkü kilonuza dikkat ediyorsunuz. Fakat arkadaşınız üçüncü dilimini yiyor. Nasıl istediği her şeyi yiyip de ince kalabiliyor? Kendi kendinize ‘metabolizması benimkinden hızlı olmalı' diye düşünüyorsunuz.

Fakat Jill Fullerton-Smith, ince kişilerin metabolizmasının aslında şişmanlarınkinden daha yavaş olduğunuz söylüyor: "İnce insanların daha hızlı değil, daha yavaş metabolizmaları vardır. Nasıl büyük bir araba küçük bir arabaya göre daha fazla benzin yakarsa, iri bir beden de küçük bir bedene göre daha fazla yakıt yakar. Her gün kullandığınız yakıtın miktarı, yani kaloriler, sizin metabolik hızınızdır. İnce arkadaşınızın metabolizması sizinkinden yavaştır ve yediklerini size göre daha yavaş yakar.

Aşırı kiloluysanız ve fazla kiloları vermek istiyorsanız, metabolizmanızın nasıl çalıştığını anlamanız önemlidir. Sürekli yaktığınızdan daha fazla kalori alıyorsanız, kilo alırsınız. Bu bu kadar basittir. Harcamadığınız her 7 bin 700 kalori için bir kilogram beden yağınız olur. Ekstra her 3 bin 500 kalori için de 453 gram. Ve kilo aldığınızda metabolizma hızınız artar, sonunda aldığınız enerji ile yaktığınız enerji tekrar dengelenir."

1 SAATTE HARCANAN KALORİ

Saatte harcadığınız kalori büyük oranda ne yaptığınıza bağlıdır. Aşağıdaki rakamlar 70 kilo ağırlığında kırk yaşındaki bir kadın için geçerlidir:

- Bir saat sakin oturmak: 90 kalori
- Bir saat yürümek: 280 kalori
- Bir saat jogging: 750 kalori

AÇKEN iÇiLEN SU iŞE YARAMAZ

Lif, tok tutucu bir gıda tipidir. Lif oranı yüksek beslenme daha uzun süre tok kalmanıza yardım edecek, toplamda daha az kalori almanızı sağlayacaktır. Sağlığınız için de yararlıdır. Lif, tahıl, bakliyat, meyve, çiğ ve az pişmiş sebzeler gibi, bitkisel gıdalarda bulunur. Lif, çok az kalori verir, ama şişirir. Mideniz boş olduğunda bol miktarda ghrelin üretir, bu da beyindeki ‘yeme isteği düğmesi'ne basmasına neden olur. Yemek yedikten sonra mide duvarınız gerilir ve ghrelin (açlık hormonu) üretimi durur. Lif, bir sünger gibi davranır, mideden geçerken suyu tutar ve emer. Bol su içeren yiyecekler tokluk hissini artırabilir. Yemekten önce içeceğiniz bir bardak suyun faydası olmaz, çünkü mide sıvıların geçip gitmesine izin verir. Düşük kalorili çorbalar karnınızı doyurmanın başka bir yoludur. Su gıdayla karışık olmalı ki, mideden geçip gitmesin.

Açlığı geciktirmenin bir başka anahtarı da proteindir. Proteinden yana zengin gıdalar genelde yağlı ya da karbonhidrat oranı yüksek gıdalara göre, daha doyurucudur. Protein yüklü gıdalar arasında yağsız et, balık, baklagiller, tofu ve kabuklu yemişler bulunur.

Kalsiyum etkisi

Genellikle insanlar kalori kısıtlamalı bir rejime başladıklarında, vazgeçilen ilk şeylerden biridir peynir. Süt ürünlerinin genel olarak yağ oranı yüksek olma ünü vardır. Fakat araştırmacılar, 1980'lerde beslenme ile kan basıncı arasındaki ilişkiyi incelerken kalsiyumun kilo verdirici etkisini rastlantı eseri gördüler. Bu etki tartışılıyor ama onlarca araştırma bunun gerçek, en azından aşırı kilolu olanlar için gerçek olduğuna dair kanıtlara kanıt ekliyor.

O halde, ara sıra mideye bir parça güzel peynir indirmek düşündüğünüz kadar kötü değil. Az yağlı olanları seçerseniz, yoğurt, peynir ve sütü düzenli olarak hayatınıza tekrar katabilirsiniz. Muhtemelen bunlar olmadan verdiğinizden daha fazla kilo vereceksiniz. Toplam kalori alımınız aynı olsun ama daha fazla süt ürünü tüketin, böylece kilo verebilirsiniz.

Bunun için;

- Bir litresinde 700 mg kalsiyum içeren, az yağlı süt veya yoğurdu, kahvaltı gevreklerinin üzerine dökün.
- Soğuk milkshake ve sıcak sütlü çikolata için.
- Sütlaç ve sütlü irmik tatlısı gibi, sütlü tatlıları yeniden keşfedin.
- Doğranmış taze yaz meyveleriyle yiyin.
- En sevdiğiniz meyveyle karıştırarak içecek hazırlayın.
- Salatalar için yoğurtlu sos ya da atıştırmalık sebze dilimleri için batırma sosu hazırlayın.
- Doğal olarak az kalori içeren lor peyniriyle salata yapın.

TOKLUK iÇiN 15 ÖNERi

1- İştahınızı dizginleyin, daha az yersiniz. Düşük enerji yoğunluklu yiyecekler daha az kaloriyle iştahınızı bastıracaktır.
2- Su içeriğinin yüksek olmasına bakın: çorbalar, sebzeler, meyveler
3- Az yağlı seçenekleri tercih edin, çünkü kalorilerin çoğu yağlardan gelir.
4- Lif oranı yüksek yiyecekler seçin: tam gıdalar, meyve ve sebzeler. Bu tür yiyecek- ler midenizde şişer, tokluk hissetmenizi sağlar.
5- Protein yönünden zengin gıdalar, yağsız et, balık ve yemişler, uzun süre sizi tok tutar.
6- Yanınızda atıştırmalık krik krak ya da çikolata yerine ufak bir poşet badem taşıyın.
7- Kahvaltıda bol yemiş içeren üzerine yoğurt gezdirilmiş müsli deneyin.
8- Beyaz ekmeğin yerine tam undan yapılma ekmeği geçirin.
9- Beyaz makarna yerine tam undan yapılmış makarna kullanmaya gayret edin.
10- Akşam yemeğinde tabağınızdaki sebzelerin porsiyon büyüklüğünü artırın.
11- Sandviçinize, peynir, salam gibi kalori bombaları yerine salata doldurun.
12- Ara öğünlerde en sevdiğiniz meyveyi seçin ya da sebze çubuklarını deneyin.
13- Çorba ve tencere yemeklerinize fazladan sebze ekleyin.
14- Yemeğinizin yanına salata isteyin. Salata sizi şişirir ve doygunluk hissi verir.
15- Başlangıç olarak az kalorili sebze çorbası için. Bu sizi tıkayacaktır.

ÇORBA TOK TUTAR

Diyet yapan pek çok kişi yemekten önce bir bardak su içmenin iştahı azaltmaya yardımcı olduğunu ve daha az yeme misyonlarına yardım ettiğini söyler. Jill Fullerton-Smith, ‘Gıdalar Hakkındaki Gerçekler' kitabında, bu düşünceyi teste tabii tutarak, şaşırtıcı sonuçlar aldıklarını anlatıyor:

"Deneyimiz için Londra'daki işlek bir pastanesinde yirmi gönüllü ile çalıştık. Öğle yemeği yüksek ısıda ızgara edilmiş tavuk, sebze ve mantardan oluşuyordu ve yanında bir küçük şişe de su vardı. İlk versiyonunda tüm katı yiyecekler bir tabakta sunuldu ve su da yemeye başlanmadan önce içildi. İkici versiyonunda tüm malzemeler suyla karıştırılarak çorba yapıldı. Suyun tek başına hiç besin ögesi içermediği için mideden geçip gittiğini biliyorduk. Ancak çorbanın içinde su yiyecekle karışık haldedir ve uzun süre midede tutulur. O halde çorba şeklindeki yemek midede daha fazla alan kaplayacaktır.

Yemekleri yedikten sonra gönüllülerimiz üç saat boyunca her 45 dakikada bir bize ‘kendilerini ne kadar tok hissettiklerini ve yeniden yemek yiyebileceklerini hissedene kadar ne kadar süre geçeceğine' ilişkin fikir veren bir soru form doldurdu. Bedenin içinde neler olup bittiğini görmek için de üniversite araştırmacıları gönüllülerimizden üçünden bir dizi MR (manyetik rezonans görüntüleme) aldı. Alınan görüntüler çorba haline getirilmeyen yemeğin midede daha az yer aldığını gösterdi.

Kaynak:Ekolay.net

0 yorum

Reklamı Kapat
 
Kadın Sağlıklı Yaşam : Web sitesi | NetWork Grup | üyesidir
Copyright © 2011. Kadın ve Sağlık - Tüm hakları saklıdır
Kadın Sağlıklı Yaşam Websitesi sayfaları NetWork Grup
tarafından hazırlanmıştır
LOGO4