Meme Ameliyatı Yaptıracaklar Dikkat

Meme estetiği günümüzde en sık başvurulan estetik yöntemlerden biri. Ancak uzmanlar, hastaları olabildiğince az iz bırakan teknikler tercih etmeleri konusunda uyarıyor. 

Meme büyütmede hastalar son dönemde ameliyatsız yöntemlere yönelse de hyalüronik asit içeren maddeler kullanılması, meme dokusunda kist oluşumu ve meme içinde enfeksiyon gelişimi gibi bazı negatif etkilere yol açabiliyor. Bu nedenle meme büyütmede en güvenilir yöntem, hala meme silikon protezi uygulaması.

Medical Park Hastanesi Ankara Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Ahmet Işıkdemir meme estetiği ameliyatlarında uygulanan son gelişmeleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları değerlendirdi. En ideal görünümün meme bölgesinin ölçülerine göre belirlendiğini söyleyen Op. Dr. Işıkdemir, meme estetiği konusunda yapılmaması gerekenler konusunda uyarılarda bulundu:

MEME BÖLGESİNİN İDEAL ÖLÇÜSÜNE DİKKAT!
Kadınlar çeşitli sebeplerle meme büyütme, küçültme veya dikleştirme için doktora başvuruyor. Burada önemli nokta, doğru teknik ile kişiye doğru ölçülerde bir görünüm sağlayabilmektir. Yapılan son çalışmalarda memenin her bölgesinin ölçü standartları belirlenerek, en ideal ve güzel görünen şekil tanımlanmıştır. Bu nedenle meme estetiği operasyonu yapılacak hastaların bazı kriterlere dikkat etmesi gerekir.

Ameliyat sırasında meme ucunun alt kısmından yeterli miktarda doku çıkartılmalı, böylece ameliyat sonrası meme ucunun altında kalan bölgelerin sarkık veya fazla dolgun olması önlenmelidir. Bu bölge gevşek olmamalı, uzunluğu da fazla olmamalıdır. Aynı zamanda meme ucunun üstünde kalan meme dokusunun dolgunluğu da sağlanmalıdır ve burası dış bükey yapıda olmalıdır. Meme ucunun fazla kaldırılmasından kaçınılmalıdır.

EN AZ İZ BIRAKAN TEKNİKLERİ TERCİH EDİN
Memenin protezle büyültülmesi işlemi meme kahverengi dairesinden 2.5 - 3 cm'lik bir izle yapılabilmektedir. Diğer yandan laparaskopik cihazlarla koltuk altı bölgesinden yapılan ameliyatlar daha gizli bir ize sahip olduğu için tercih edilmektedir. Meme estetiği ameliyatı için olabildiğince az iz bırakan teknikler tercih edilmelidir.

Son dönemde daha doğal görünüm için protezin etrafına yağ dokusu enjeksiyonu yöntemi ile beraber implant uygulamaları da yapılmaktadır. Proteze bakıldığında memenin üst ve altından gözükmesi, dokunulduğunda ele gelmesi istenmeyen bir durumdur. Yağ dokusu bu kamuflajı sağlar. Yani bu teknikle bakarak ve dokunarak protez konulduğunu anlamak daha da zorlaşmıştır.

YÜZDE 11'İNDE KAPSÜL KONTRAKTÜRÜ GÖRÜLÜYOR
Meme estetiğinde konulan protez çok nadir de olsa uzun vadede bazı sorunlara yol açabilir. Meme protezleri ömürlük planlanıp yapılsa da son çalışmalarda hastaların yüzde 4'ünde protez patlaması olasılığı bildirilmiştir. Hastaların yüzde 11'inde ise memelerde sertlik, ağrı ve şekil bozukluğu olarak hissedilen kapsül kontraktürü (adalenin inatçı bir şekilde kısalmasından dolayı eklemin anormal bir postür alması) gelişimine rastlanmaktadır.

AMELİYATSIZ ENJEKSİYON YÖNTEMLERİ GÜVENLİ Mİ?
Son dönemde ameliyatsız yöntemler de hastaların başvurduğu yöntemler arasındadır. Bu yöntemlerde daha çok hyalüronik asit içeren maddeler enjekte edilmektedir. Hyalüronik asit normalde meme hariç tüm dokularda güvenle kullanılabilmektedir. Ancak meme dokusunda kist oluşumu, meme içinde enfeksiyon gelişimi gibi bazı etkiler bilimsel raporlarla bildirilmiştir. Meme büyütmede en güvenilir yöntem, hala meme silikon protezi uygulamasıdır.

KİST OLUP OLMADIĞI KONTROL EDİLMELİ
Bir diğer yöntem ise kök hücre uygulamalarının yağ dokusuyla birleştirilmesi ile yapılmaktadır. Bu yöntem meme dokusuna uygulanabilir ama bu uygulama için hasta seçimi çok önemlidir. Her hastaya uygulama yapılamaz. Hastaya uygulama yapabilmek için aile geçmişinde kuvvetli meme kanseri hikayesi olmamalı ya da hasta meme kanseri geçirmemiş olmalı. Öncesinde görüntüleme yöntemleri ile hastada 1 cm üzerinde fibroadenom ya da kist olmadığı kontrol edilmelidir. Uygulama sonrası enjekte edilen yağ dokuları, memenin az olan volümünü artırıp, sağlıklı büyümesine yardımcı olur. Meme ölçüsünde fazla bir büyütme istemeyen hastalar için uygun bir yöntemdir.

KÜÇÜLTMEK İÇİN EN UYGUN TEKNİK LE-JOUR
Meme küçültme ve toparlama için en uygun tekniklerden biri az izli bir teknik olan 'le-jour'' tekniği başarı ile uygulanmaktadır. Meme ucunun kahverengi dairesinin kenarında ve bu daireden meme oluğuna inen bir izden bu ameliyat yapılabilmektedir. Halk arasında bu ize 'lolipop şekeri izi' adı verilmiştir. Eskiden 'ters t' ya da 'çapa izi' denilen çok daha fazla olan izler kalmaktaydı. Bu izler ek olarak meme iç kısmına ve koltuk altı hizasına uzanmaktaydı.

MEME – KARIN GERME AMELİYATI BİRLİKTE YAPILABİLİR
Son gelişmelerle birlikte kozmetik meme cerrahisi ve kozmetik karın germe operasyonları birlikte güven içinde kombine edilebilirler. İyileşme süreleri birlikte iyileşme olduğundan uzamaz. Ayrı yapıldığı duruma göre anestezi sayısı teke düşer ve toplamda süresi kısalır. Hasta daha erken sosyal yaşamına döner.

loading...

Kanserde Akıllı Test Dönemi

Türkiye'de ilk kez uygulanmaya başlayan yeni yöntem kanser hücrelerini yakalıyor, sayılarını tespit ediyor, hatta kanserin türünü söylüyor. Üstelik bunları basit bir kan örneğinden yapıyor. 

Tümörler henüz mevcut yöntemlerle tanımlanamayacak kadar küçükken bile dolaşan kana hücrelerinin geçebildiğini biliyoruz. Bu yeni sistem sayesinde kanser hücreleri yakalanıyor ve dolaşan kan hücrelerinden ayırt edilerek tanımlanıyor.

Kanserde bambaşka bir bakış açısı getiren bu yeni sistem, Anadolu Sağlık Merkezi tarafından Türkiye'de ilk kez hizmete sunuluyor. Bu yeni teknoloji hakkında bilgi veren Anadolu Sağlık Merkezi Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Baloğlu, "Kanser hastalığının tanısı için klasik olarak tümörün belirli bir boyuta gelmesi gerekiyor. Fakat yeni yöntem sayesinde artık tümör belirli bir boyuta erişmeden ve başka bir organ ya da dokuda kitle oluşturmadan tespit edilebiliyor" dedi.

Sağlık sektörü için büyük önem taşıyan Amerikan İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanan gelişmiş bir CTC sistemi Anadolu Sağlık Merkezi tarafından Türkiye'de ve yakın coğrafyada ilk kez kullanılmaya başlıyor. Bir tüp kanda bulunan kan hücrelerini ve kanser hücrelerini ayırt edebilen yeni yöntem sayesinde kanser en erken evrede teşhis edilebiliyor. The Edition Otel'de gerçekleşen toplantıda basit bir kan örneği ile erken bir dönemde kanda dolaşan tümör hücrelerinin yakalanmasını sağlayan bu teknolojiyi ve kanser hastalığı için sağlayacağı muhtemel katkıları anlatan Anadolu Sağlık Merkezi Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Baloğlu, erken teşhisin tedavide sağlayacağı değişiklikleri, hastalara sağlayacağı avantajları, kanser türüne ve yayılımına göre belirlenecek kişiselleştirilmiş tedavilerin önemini ele aldı.

Kan verme sorunu olmayan herkese uygulanabiliyor
Yeni teknolojinin kan verme sorunu olmayan her hastaya uygulanabileceğini dile getiren Prof. Dr. Hüseyin Baloğlu, "Hastadan alınan bir tüp kan özel bir cihazla inceleniyor. Alınacak kan için hastanın aç ya da tok olması fark etmiyor. Hatta kan almak için hastanın gelmesi gibi bir şart da yok. Ancak sağlıklı bir sonuç için, gün içinde alınan kanın normal oda ısısı şartlarında 48 saat içinde işleme konması zorunlu. İlk aşamada, alınan kanın içindeki normal kan hücreler ayırt edilirken; bazı özel algoritmalar aracılığıyla, başka hücre yapıları olup olmadığı da tespit ediliyor. Bu sayede sistem, kanın kendi hücrelerini ekarte eden diğer hücreleri içeren bir sıvı veriyor. İkinci aşamada, bu sıvı içinde kanser hücresi olup olmadığı, kanserli hücrelerin moleküler özellikleri baz alınarak inceleniyor.

Söz konusu özellikler mevcutsa ve hücrelerin sayısı belirli bir miktarın üstündeyse kanser hücresi olarak tanınabiliyor. Böylelikle yeni yöntem hem kanserli hücreleri yakalıyor hem sayısını gösteriyor hem de hangi tip kanser olduğunu anlamak için sonraki incelemelerde kullanılacak özelliklerde kanser hücresi yakalayıp veriyor. Tüm bu aşamalar toplam 6-8 saatte tamamlanabiliyor" dedi.

Kişiselleştirilmiş tedavi sağlıyor
Türkiye'de ilk kez uygulanacak olan bu yeni yöntem ile kanser teşhisi konulan kişinin tedavi süreci de izlenebiliyor. Eski sistemde kanser tümörlerinin tedaviye olumlu/olumsuz ya da nötr yanıt verdiği 3 ay sonunda belirlenebilirken; yeni teknoloji sayesinde tedavi öncesi ve sonrası kandaki hücre sayısı net bir şekilde saptanıp karşılaştırılabiliyor. Kanser tedavisinde en gelişmiş sistem olan bu cihaz sayesinde tedaviden kısa süre sonra kanser hücrelerinin sayısında herhangi bir azalma olup olmadığının incelenebildiğini belirten Prof. Dr. Baloğlu, bu teknolojinin tedavinin gidişini değiştirebilecek kişiselleştirilmiş kanser tedavisi uygulanmalarına yönelik incelemeler için de önemli bir olanak olduğunu belirtti.

Kanser hücrelerinin türünü de saptayabiliyor.
Prof. Dr. Baloğlu, "Bu gelişmiş teknoloji ile mevcut kanserli hücreleri kanda yakalayarak hücreleri moleküler özelliklerine göre ayırt edebiliyoruz. Bu işlemler sonunda tümörün hangi organdan kaynaklanmış olabileceği konusunda da bilgi sahibi olabiliyoruz" dedi.

loading...

Aldatıldığınızı Anlama Yolları!

Sevgililerin, aynı evi paylaşanların, sözlülerin, nişanlıların, evlilerin, hemen hemen herkesin aldatılmak ve aldanmak gibi korkuları olabiliyor. 

İnsanlar sezgilerine göre partnerlerinin kendilerini aldatıp aldatmadıklarına karar veriyorlar, bu nedenle bazen yanılıyorlar ve pişman oluyorlar, bazen de doğru karar alıp uygulayamıyorlar. Bu iki ayrı kararın ortak bir sonucu oluyor; hayal kırıklığı. Bu tür bir hayal kırıklığı yaşanmaması için CİSED Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe, aldatma eyleminin en belirgin özelliklerini sıraladı…

İlişkinizde Tehlike Çanları mı Çalıyor?

Aldatmanın önceden tahmin edilebilir bir durum olduğuna dikkat çeken Dr. Cem Keçe; "Araştırmalar kadınların aşk arayışı,erkeklerin ise daha çok cinsel doyumsuzluk nedeniyle eşlerini aldattığını ortaya koyuyor. Ancak neden ne olursa olsun çift devekuşu gibi kafasını kuma gömmediğinde ilişkilerinde yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu fark edebilir ve tehlike çanlarının sesini duyabilir" dedi ve aldatmaya dair tehlike çanlarının hangi koşullarda çalmaya başladığı konusunda şu bilgileri verdi:

- Her seferinde dışarı çıkmak için bahaneler uyduruyorsa eve geç geliyorsa,
- Cep telefonuna, tabletine veya bilgisayarına şifre koyduysa ve bunları sizden gizliyorsa,
- Facebook, Twitter, MSN gibi sosyal paylaşım ağlarında daha çok vakit geçirmeye başladıysa,
- Sık sık seyahate çıkıyorsa,
- Ara sıra ona ulaşamıyorsanız ve cep telefonunu açmıyorsa,
- Sizinle birlikte olmasının yaşamını ve işini engellediğini düşünüyorsa,
- Durup dururken spora başlayıp, kendine, kıyafetlerine ve iç çamaşırlarına daha önce göstermediği bir özen gösteriyorsa,
- Kredi kartı harcamalarında bir artış varsa,
- Birebir konuşmalarınızda başka şeylerle uğraşıyor ve gözünüzün içine bakmıyorsa,
- Size soğuk ve ukalâ bir şekilde davranıyorsa,
- 'Bana hükmetmeye mi çalışıyorsun?' diye tepki göstermeye başladıysa,
- Size şefkatli davranmayı bıraktıysa,
- Sizinle birlikte duş almıyorsa,
- Yatarken artık size sarılmıyor, hatta sizinle aynı yatakta yatmamak için TV karşısında uyumaya başladıysa ya da partnerinizde uykusuzluk sorunu başladıysa,
- Cinsel hayatınız nedensiz bir şekilde bitmişse,
- Sorumluluklarını art arda unutmaya başladıysa,
- Her seferinde, yalnız kaldığınızda ve yapacak bir işiniz olmadığında siz yokmuşsunuz gibi davranıyorsa, tehlike çanları çalmaya başlamış demektir.

Evlilik Terapisi İşe Yarayabilir

Uzun yıllar süren tecrübeler sonucu yukarıda sıralanan maddelerin aşkın bittiğini gösteren birer işaret olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Keçe; "Bu nedenle çiftler ilişkilerinde açıkça görünen bu gerçekleri örtbas ederek görmezden gelmeye çalışmamalıdır. Bu maddelerdenen az 7'i fark edildiğinde, sevgiliden, ilişkiden ya da yuvadan olunmak istenmiyorsa, çok gecikmeden bir evlilik terapistinden randevu almak gerekiyor" dedi.

loading...

Yiyelim, içelim güzelleşelim

Sonbaharın son ayında doğal yollarla güzelleşmeye ne dersin? Yıllar geçse de takvimden, cildinin genç ve güzel kalması senin elinde. Nasıl mı? Bu kış mutfağını gerçek bir güzellik merkezine dönüştürmeni istiyoruz. 

Unutma içten gelen güzellik için doğadan beslenmen gerekiyor. Bunun için mutfak alışverişini doğru yapman gerekiyor. İşte Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar’dan yedikçe ve içtikçe hem bedenini hem de ruhunu güzelleştiren tüyolar;

EN GENÇ BESİNLER İLE YILLARA MEYDAN OKU


Kadın erkek farketmez, olduğundan daha genç görünmek herkesin rüyası... Unutma ki, ışıldayan, gencecik ve sıkı bir cilde sahip olmak için en iddialı kozmetik ürünü mutfağındaki besinler. Senin için mutfağındaki en genç besinleri sıralıyoruz. 3 hafta sonra değişime sen de tanık olacaksın.

DOĞADAN GELEN İYİLİK: YEŞİL ÇAY-BEYAZ ÇAY

Günde 3 fincan yeşil çay veya beyaz çay içerek cildini bakıma sokabilirsin. Nasıl mı? Yeşil çay ve beyaz çayda bol miktarda bulunan kateşinlerden Epigallokateşinler, bilinen en ünlü cilt dostlarından biridir. DNA hasarını engelleyerek cildinizi içten yapılandırır ve onarır.

Vücudunu hem içten hem de dıştan güzelleştirmek için içtiğin yeşil çay poşeti ile gözlerine rahatlatıcı kompres uygulayabilirsin.

PÜRÜZSÜZ GÖZ ÇEVRESİ İÇİN:BADEM SÜTÜ

Göz çevrendeki kırışıklıklar için bir çözüm arıyorsan sana önerimiz badem sütü olacak. Yatmadan 2 saat önce 1 su bardağı badem sütü içerek yıllara meydan okuyabilirsin.

DENİZDEN GELEN MUCİZE: BALIK

Balığın en değerli kısmı şüphesiz yağıdır. Balık yağının faydaları saymakla bitmiyor.

Yağ yakımını hızlandırıp forma girmeni kolaylaştırıyor.
Kolesterol düzeyini artırıp damarlarının genç kalmasını sağlıyor.
Beynin yaşlanmasını geciktiriyor.
Cilt elastikiyetini koruyup cildinin yer çekimine karşı meydan okumasını sağlıyor.

Sana önerebileceğimiz en genç ve güzel balık alternatifi somon. Haftada 2 gün mutfağından somonu eksik etme.

PARLAK BİR CİLT İÇİN: KARABUĞDAY

Kafkasların ve Rusların cilt güzelliklerinin sırrını açıklıyoruz: Karabuğday... Öğle öğünlerinde tercih edeceğin karabuğday salatası düzenli kan dolaşımı sağlayarak parlak, pürüzsüz cilde sahip olmana yardımcı olacak.

AVOKADO YAĞIYLA GENÇLEŞ!

Salatana 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yerine 30 g avokado ekleyerek avokadonun içindeki kaliteli yağ sayesinde gençleşebilirsin. İçten ve dıştan çifte etki yaratmak istiyorsan avokado kabuklarını göz çevrene uygulayarak kırışıklıkların için maske yapabilirsin.

KAZ AYAKLARINA SON!

Beslenmende genç besinlere yer vermek için kaz ayaklarının ilk belirtilerini bekleme. A vitamini içeren besinler cildin yenilenmesini hızlandırır ve kırışıklıkları önlemek için kolajen üretimini destekler. O zaman ne duruyorsun; A vitamini bakımından zengin havuç, balkabağı, ıspanak,yumurta, portakal, kayısı gibi daha birçok besine beslenmende daha sık yer ver.

İÇELİM GÜZELLEŞELİM

Cildin güzellik iksirinin su olduğunu tekrar etmeme gerek yok sanırım. Su, hücrelerin ve bağ dokularının dolgu ve destek gereksinimini karşılıyor. Unutma ki su tüm canlıların yaşam kaynağı olduğu gibi, derinin de genç kalabilmesindeki en temel unsurdur.

Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar
Sonbahar ve kış aylarında havadan dolayı cildin kurumaya daha eğilimlidir. Havalar soğuduğu için su içemiyorum gibi sudan bahaneler bulma. En çok su içmen gereken mevsimlerdeyiz unutma!

Günde 2-2.5 litre su içerek güzelleş.

STRESE SON VER, GÜZELLEŞ

Seni strese sokmak için söylemiyoruz ama stres cildini yaşlandırıyor bu bir gerçek. Nasıl mı? Stres gibi cildinde kuruma ve yaşlanmaya neden oluyor. Stresin bedeninde ne gibi etkiler oluşturduğunu da öğrendiğine göre artık cildini stresden korumalısın.

İşte bunun için beslenme planında yer vermen gereken 5 anti-stres besin; yulaf, buğday ruşeymi, badem, yumurta, yoğurt.

Eğer çok stresli bir işin var ve sürekli baskı altındaysan unutma, senin cildine çok daha iyi bakman gerekiyor!

İŞTE GEÇLİK İKSİRİN…
Ne yersen cildine yansıyacağını unutma! Sağlıklı, formda bir hayat için pozitif düşün, bedenini ve ruhunu doya doya sağlıkla besle.

loading...

Evlilik Hayat Kurtarıyor!

Evlilikle ilgili yapılan tartışmaların sonu gelmiyor. Bir taraf evliliğin hayata olumsuz etkilerinden bahsetse de araştırmalar aslında evliliğin hayat kurtardığını ortaya koyuyor. 

Evliliğin hem kalp sağlığı yönünden, hem de kalp krizine bağlı ölümleri azaltması açısından kalbe iyi geldiği söyleyen Liv HOSPITAL Kalp Sağlığı Kliniği'nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, 14 Şubat Sevgililer Günü öncesi evliliğin yararlarından bahsetti.

Evlilik hem kadında hem de erkeklerde kalp krizi riskini azaltıyor. Daha önce yayınlanmış bazı çalışmalarda, evliliğin kalp hastalıkları yönünden riski azaltıcı etkisi gösterilmişti ama bunlar daha çok erkek hastalar üzerine yoğunlaşmıştı. 'Europan Journal of Preventive Cardiology' de yayınlanan yeni araştırmaya göre hem kadın hem de erkeğin akut koroner olaya bağlı bir kalp krizi ve ölüm olasılığının belirli oranda azaldığı ortaya çıktı.

Bekarlık Sultanlık Değilmiş

Finlandiya'da yapılan bu araştırmaya göre her iki cinsiyette ve tüm yaş gruplarında, evli olanlarda akut koroner olaya bağlı bir kalp krizi ve ölüm olasılığının belirgin olarak azaldığı vurgulanıyor. Özellikle orta yaşlı evli ve birlikte yaşayan çiftlerde akut olaydan sonraki süreç çok daha olumlu seyrediyor. Araştırmada 1993 ile 2002 arasında kalp krizi geçirmiş 15.300 hasta incelendi. Bu hastalardan 7.700'ü ilk 28 gün içinde hayatını kaybetti. Bekar olan erkeklerde kalp krizi gelişme ihtimali evli olanlara göre yüzde 58-66 daha yüksek bulundu. Kadınlarda da bu oran yüzde 60-65 daha yüksek saptandı. Kalp krizine bağlı ölüm oranlarının ise bekar olanlarda çok daha yüksek olduğu gözlendi. Bekar erkeklerde kalbe bağlı ölüm oranı evli erkeklere göre yüzde 60-68 daha yüksek saptanırken bekar kadınlarda bu oran yüzde 71 daha fazlaydı. Bekarlığın sultanlık olmadığını bu çalışmayı referans göstererek vurgulamak yanlış olmaz. Sağlıklı bir kalp için önce kalbi sevgi ve aşkla dolduracak bir eş bulmak önemli.

İşte Nedenler

• Yalnız yaşayan insanın yemek alışkanlıkları ve hayat düzeni sağlıklı olmaz. Ayrıca günün getirdiği zorlukları da paylaşacağı bir eşi olmaması nedeniyle hayatın yükünü tek başına omuzlar.
• Birlikte yaşayan çiftler birbirlerine özen gösteriyorlarsa, hem yemek alışkanlıkları daha sağlıklı olur, hem de bir hastalık ile karşı karşıya kaldıklarında daha titiz bir bakım sağlanır.
• Çiftler el ele yürüyüşlere de çıkıyor, günlük egzersizlerini yapabiliyorlarsa sonuçlar kalp sağlığı yönünden daha da başarılı olur. Sağlıklı bir kalp için mutlu ve sevgi dolu bir evlilik artık reçetelerimize yazılabilir.
• Bekar insanların sosyo-ekonomik düzeyi daha düşük olabilir.
• Evli insanların ekonomik düzeyi daha iyi, daha sağlıklı yaşıyorlar, sosyal çevreleri var ve destek alma ihtimalleri daha yüksek.
• Evli çiftlerin ambulans çağırmaları daha kolay oluyor. Evli insanların hem hastane hem de eve çıktıktan sonraki süreçlerinde bakım ve tedavileri daha başarılı oluyor. Bekar veya yalnız yaşayanların sağlıkları ile takipleri yetersiz kalabiliyor. Günlük ilaç takibi, kolesterol düşürücü veya tansiyon ilaçların düzenli alımı aksayabiliyor.

loading...

Kilo Almak İsteyenlere Özel 14 Beslenme Önerisi

Fazla kilolu veya obez bireylerin sayısı; zayıf olup kilo almak isteyen kişilerin sayısından çok daha fazla olduğu için 'kilo vermek isteyenler' ile ilgili beslenme önerini anlatan Uzman Diyetisyen İpek Ağaca, sosyal paylaşım siteleri üzerinden kilo almak isteyen kişilerden pek çok özel mesaj aldığını belirterek, kişilerin kendileri için daha sık beslenme önerileri istediğini belirtti.

Sağlıklı ve kalıcı kilo alımı; kilo vermeye oranla daha zorlu bir süreçtir…
‘Aman canım sen de! Kilo almak istiyorsan bol bol çikolata ye, cips, poğaça, börek ye; kiloları alırsın. Bak biz kiloları vermeye çalışıyoruz; sen ise neyden bahsediyorsun…’ gibi öğütleri pek çoğumuz zayıf olan arkadaşlarımıza söyleriz veya söylenildiğini duyarız. Sanıldığının aksine zayıf kişilerin kilo alması hiç de kolay değildir. Hatta iştahsızlıktan şikâyetçi zayıf bir kişinin kilo alması; fazla kilolu olan birinin kilo vermesine nazaran çok daha zordur. Mutlaka uzman desteği gerekir.

Kilo almak istiyorsunuz; nasıl başlamalı?
Eğer ideal kilonuza ulaşmak için kilo almak istiyorsanız önce bir Endokrinoloji uzmanı doktora muayene olmalısınız. Tüm tetkikleriniz yapılacak; herhangi bir kronik hastalık vb. durum olup olmadığı doktorunuz tarafından araştıracaktır. Yeme davranışı bozuklukları tespit edilirse psikiyatrist ve psikolog ile görüşmek faydalı olur. Ardından beslenme programınız için bir Diyetisyen’e başvurmalısınız. Diyetisyeninizin sizin için hazırlayacağı ‘Kişiye özel diyet programı’ sayesinde sağlıklı kilo alımı ile ideal kilonuza ulaşabileceksiniz.

Eğer kilo almak istiyor ve ideal kilonuza ulaşmak istiyorsanız bir Diyetisyen’e başvurmalısınız.
Önemli olan sadece ‘kilo almak’ değildir; ‘Sağlıklı ve kalıcı kilo almaktır. (Sağlıklı beslenme alışkanlığı edimekk). Yağ ve kas kitlesi dengesini sağlayarak kişinin sağlıklı kilo almasını sağlamak, ancak bir diyetisyen danışmanlığında mümkün olabilir.

KİLO ALMAK İSTEYENLERE ÖZEL 14 BESLENME ÖNERİSİ:

1.ELİNİZİN ALTINDA KURUMEYVE BULUNDURUN
Ofisinizdeki masanızda, çekmecenizde; çantanızda; arabanızda; evinizin çeşitli yerlerinde kuru meyve bulundurun. Kuru meyvelerin kalori içeriği yüksek olmakla birlikte; posa, vitamin ve mineral içeriği olarak da oldukça zengindir. Kuru meyveleri ara öğünlerde tüketerek hem sağlıklı beslenmiş olursunuz, hem de enerji katkısı sağlamış olursunuz.

2- SÜTLÜ TATLI TÜKETMEYİ İHMAL ETMEYİN
Gün içerisinde ara öğünlerden birinde sütlü tatlı tüketmelisiniz. Sütlü tatlılar, protein ve kalsiyum alımınıza katkı sağlarken; aynı zamanda kilo almanız için ihtiyacınız olan enerji için iyi bir destekleyicidir. Besin değeri yüksek olan sütlü tatlılar, sağlıklı beslenerek kilo almanıza yardımcı olacaktır. Keyifle tüketeceğiniz sütlü tatlınızın üzerine de ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlardan ilave etmeyi unutmayın.

3-KAHVALTIDA ÇAY YERİNE TAZE SIKILMIŞ MEYVE SUYU/ SÜT TERCİH EDİN
Kahvaltınızda çay veya kahve yerine taze sıkılmış meyve suyu veya süt tercih edin. Böylece kahvaltı menüsünün enerji içeriğini de yükseltmiş olursunuz. Taze sıkılmış meyve suları vitamin deposudur; bağışıklık sistemini güçlendirmede yardımcı olur. 1 büyük bardak taze sıkılmış meyve suyunun kalori içeriği 3-5 porsiyon meyveye denk gelmektedir. Meyve suyunuzu şişkinlik yaratmaması adına kahvaltı sonrasında da içebilirsiniz.

4- SİGARA İÇİYORSANIZ BIRAKMALISINIZ
Kilo almak ve ideal kilonuza ulaşmak istiyorsanız sigarayı bırakmalısınız. Sigaranın iştahı kapattığı ve sigaradaki nikotin maddesinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olduğu bilinmektedir. Kilo alma bahanesi ile; pek çok sağlık sorununa sebep olan sigaradan da kurtularak sağlıklı yaşam için bir büyük adım daha atmış olacaksınız.

5- SIVI TÜKETİMİNİZİ KONTROL ALTINA ALIN
Günlük ortalama 1,5-2 lt.’den fazla su tüketmemeye çalışın. Gereğinden fazla su tüketimi midede doygunluk hissini arttırır ve farkında olmadan ihtiyacınızdan az besin tüketirsiniz. Fazla miktarlarda sıvı tüketiyorsanız sıvı gıdaların tüketimini de azaltmalısınız. Örneğin yemek öncesi 3 kepçe çorba içmek yerine 1 kepçe tercih edin. Böylece çorbanın ardından gelecek olan ana yemeği çok daha rahat tüketebilirsiniz.

6- ARAÖĞÜNLERDE SÜT/ YOĞURDUN İÇİNE REÇEL/BAL İLAVE EDEREK TÜKETİN
Günlük kalsiyum ve protein alımını sağlamak ve sağlıklı beslenmek adına gün içerisinde ortalama 3-6 porsiyon süt/yoğurt tüketimi sağlanmalıdır. Ana yemeklerde tüketilen süt ürünlerinin dışında bu besinleri ara öğünlerde de tercih edin. Sizlere bir öneri: sütünüze veya yoğurdunuza bal, reçel gibi enerji içeriği yüksek olan lezzet verici besinler ilave edebilirsiniz.

7- ASİTLİ İÇECEKLER YERİNE EV YAPIMI LİMONATA VEYA MEYVE SUYU TERCİH EDEBİLİRSİN
Kola, gazoz gibi asitli içecekler yerine sağlıklı olan ev limonatası, meyve suları, meyve kompostoları tercih edin. Böylece daha doğal ve sağlıklı beslenmiş olacaksınız. Limonatanıza, kompostonuza bal veya pekmez ilave etmeyi unutmayın.

8-TÜKETECEĞİNİZ YAĞIN CİNSİ ÇOK ÖNEMLİ
Kilo almak için bol yağlı yemekler tüketmek sanıldığının aksine doğru değildir. Yeterli miktarlarda yağ içeren besinler tüketilmelidir. Kilo almak istiyorsanız bol tereyağı besinler tüketmek yerine sağlıklı beslenmenizi sağlayacak olan zeytinyağı gibi sıvı yağlar tercih edin. Pişirilen yemeklerinizde de ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, vb. sıvıyağları tercih edin. Et koyduğunuz yemeklere ayrıca yağ eklemenize de gerek yok.

9-YEMEK YEDİĞİNİZ ORTAM FERAH, TEMİZ, RAHATLATICI OLMALI
İştah durumu, psikolojik etkenlerden etkilenebilir. Stresli bir ortamda yemek yemek keyifli olmaz. Karışık, çok eşya olan, havasız bir ortamda yemek yerken farkında olmadan daha az yemek yer, biran önce yemek bitsin istersiniz; iştah durumunuz da olumsuz şekilde etkilenir. Yemek yediğiniz ortamın sizin için keyifli bir yer olmasına özellikle dikkat edin; yemek saatlerini iple çekeceğiniz güzel zamanlar haline getirmenizi öneririm..

10- DOKTORUNUZ VE DİYETİSYENİNİZ BİLGİSİ DAHİLİNDE ENTERAL ÜRÜN KULLANILABİLİR
Gerek görüldüğünde günlük tüketimlerinize toz karbonhidratlar, toz proteinler eklenebilir; bu toz karışımlar süt veya meyve suyu ile karıştırılarak tüketilebilir. Enteral içecekler de ara öğün olarak tüketildiğinde günlük alınan enerji, protein, karbonhidrat ve yağ alımına katkı sağlamış olur.

11- YEMEK EŞLİĞİNDE İÇECEK TERCİH ETMEYİN
Ana öğünlerde yemek yerken içecek tercih etmemelisiniz. İçecekler midede yer kaplar, tokluk hissi verir ve çabuk doygunluk yaşamanızı sağlar. Ayrıca yemekler ile aynı anda tüketilen içecekler kişilerde şişkinlik de yaratabilmektedir. Su veya diğer içecek tüketimlerinizi yemekten ortalama 30-45 dakika önce veya 30-45 dakika sonra yapmaya özen gösterin.

12-SALATALARINIZI ZENGİNLEŞTİRİN
Ana öğünlerinizde mutlaka salata tüketin. Salata gerekli posa alımını ve vitamin-mineral alımına katkı sağlar. Salatalarınızın miktarı çok olmamalıdır. Salatanızın besin değerini arttırmak için bir öneri vermek istiyorum: Salatalarınızın içine ceviz, zeytinyağı, peynir ve zeytin ilave edin (Ek olarak 1 adet haşlanmış yumurta da ilave edebilirsiniz). Hem çok sağlıklı ve lezzetli bir salata tüketmiş olacaksınız; hem de enerji alımınıza katkı sağlamış olacak.

13-SPOR YAPIN
Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için spor yapmalısınız. Ağırlık kaldırma, vb. kas artışına sebep olan sporlardan faydalanabilirsiniz; ama mutlaka bir uzman desteği alarak size uygun olan bir egzersiz programı uygulamalısınız.

14-KALORİ VE BESİN DEĞERİ İÇERİĞİ YOĞUN OLAN BESİNLERİ TERCHİ EDİN.
Midenizde çok yer kaplamayacak; ama besin değeri ve enerji içeriği yoğun olan besinleri tercih etmeniz kilo almanıza yardımcı olur. Örneğin salata midede çok yer kaplar, tokluk sağlar ve kalori içeriği düşüktür. Bu yüzden salatayı çok miktarda tüketmek kilo almanızı engelleyebilir. Enerji içeriği yoğun olan besinlere (ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar; kuru meyveler; sütlü tatlılar; malt içecekleri; evde yapılmış kekler (kuru meyveli, cevizli); tahin; pekmez gibi ) günlük beslenmenizde sıklıkla yer vermelisiniz.

(Yukarıda yer alan öneriler, kilo almak için genel beslenme önerileridir; kesin sonuç için size en yakın Diyetisyen ile görüşmelisiniz.)

Gerçekten zayıf mısınız?
İdeal kilonuzun altında olup olmadığınızı anlamak için Beden kitle indeksinizi hesaplayabilirsiniz. Kilonuzun kg. cinsinden vücut ağırlığını, boyunuzun m. cinsinden karesine bölerek hesaplayabilirsiniz. Beden kitle indeksiniz 18.5 kg/m²' den az ise zayıfsınız. Kilo almak için uzmana danışmanın artık zamanı gelmiş.

Çok zayıf kişilerde kalp yetmezliği ve osteoporoz oluşma riski daha fazla
Zayıflık da aynı şişmanlık gibi sağlık riskleri taşıyan bir sağlık durumudur. Yapılan pek çok bilimsel çalışmada zayıf olan kişilerin kalp yetmezliği ve osteoporoz oluşma riskinin daha fazla olduğu görülmüştür. Zayıf kişilerin vücut dirençleri düşük olur, bağışıklık sistemleri güçlü olmadığı için hastalıklara daha çabuk yakalanırlar; iyileşme süreçleri de uzun olur. Bazı kanser türleri zayıf olan kişilerde daha sık görülebilmektedir. Zayıf erkeklerde cinsel sorunlara daha sık rastlanılmaktadır. Zayıf bayanlarda doğurganlık ile ilgili sorunlar oluşabilmekte; hatta kısırlık daha sık görülmektedir. Zayıf olmak, kişinin özgüvenini de olumsuz etkileyebilmektedir.

loading...
Önizleme