Erkek adam 'kısır olmaz' demeyin

Söz konusu sağlık olunca kadın, erkek dinlemiyor. Her evlenen çiftin hayali olan anne-babalığı ertelemeyin ve çocuğunuz olmuyorsa vakit kaybetmeden kontrollerinizi yaptırın.

Op. Dr. Seval Taşdemir, 'Eşlerin kontrole birlikte gelmelerini istiyoruz, 'Erkek adam kısır olmaz' demesinler, erkekler de kontrollerini ihmal etmesinler' diyerek uyarıyor.

Erkek üreme sağlığını; hormonlar, sperm üretimi, sperm kanallarında spermin taşınması ve cinsel fonksiyonlar etkiliyor. Bunlardan herhangi birindeki bozukluk, infertiliteye (kısırlık) neden oluyor.

Ferti-Jin Tüp Bebek ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir erkek kısırlığının nedenlerini anlattı:

1-Kriptorşizm (inmemiş testis) 
Doğumda veya doğumdan sonra en geç bir yıl içinde testisler skrotuma (yumurtalık torbasına) iner. Testislerin her ikisinin veya bir tanesinin skrotuma inmemesi, kriptorşizm olarak adlandırılır. Bu vakalarda karın içinde yukarıda kalan testisler daha yüksek ısılara maruz kaldıkları için sperm üretimi bozulur. Çift taraflı inmemiş testis vakalarında azospermi (menide hiç spermin olmaması) görülebilir. İnmemiş testis vakalarında ileride testis tümörü gelişme ihtimali de fazladır. Testisler 1-2 yaşları arasında cerrahi ile yumurtalık torbasına indirilirse, ileride üreme sağlığı olumsuz etkilenmez. Erken tedavi edilmemiş vakalarda, yardımcı üreme teknikleri ile çocuk sahibi olunabilir.

2- Testis Tümörleri
Testis tümörü nedeni ile tedavi gören erkeklerde infertilite sık görülür. Kemoterapi için kullanılan ilaçlar ve radyoterapi, sperm üretimini olumsuz etkiler. Bu vakalardan tedavi öncesinde alınan sperm örnekleri dondurularak saklanır.

3- Testiküler Travma (yaralanma) 
Testislerde meydana gelen yaralanmalar, infertilite ile sonuçlanabilir. Travma sonrası testislerde bulunan sertoli hücreleri, kan dolaşımına karışarak anti-sperm antikorlarının oluşmasına ve bu da kısırlığa yol açar.

4- Varikosel
Varikosel, skrotumda (yumurtalık torbası) ve testislerin etrafında oluşan varisli damarlardır. Genişlemiş damarlar erkeklerin yüzde 15'inde görülür. Her varikoseli olan erkek infertil değildir fakat infertilite nedeni ile değerlendirilen erkeklerin yaklaşık üçte birinde varikosel vardır. Spermatik damarların kapakçıklarının olmaması veya çalışmaması nedeni ile kan geriye doğru kaçarak göllenir. Bu, vakaların yüzde 90'ında sol tarafta görülür. Varikosel; kan akımının yavaşlamasına bağlı olarak skrotumda ısı artışına neden olarak, sol böbrek üstü bezinden gelen ters yöndeki kan akımı testislerin yüksek düzeyde toksik atıklara maruz kalmasına neden olarak, üreme hormonlarının dengesinin bozulmasına neden olarak infertiliteye yol açar. Varikoselden şüphelenildiğinde Doppler Ultrasonografi incelemesi ile tanı kesinleştirilir.

5- Enfeksiyonlar
Üreme organlarındaki enfeksiyonlar infertiliteye yol açabilir. Gonore (bel soğukluğu), tüberküloz ve bazı bakteriyel enfeksiyonlar sırasında meydana gelen iltihabi reaksiyonlar üreme kanallarında tıkanıklıklara yol açar. Bakteriyel enfeksiyonlar sperm hareketini bozarak ve gelişmekte olan sperm hücrelerine zarar vererek kısırlığa neden olabilir. Kabakulak özellikle geç yaşta geçirildiğinde testis tutulumu görülür ve kalıcı hasar oluşur. Cinsel temas yolu ile bulaşan ve oldukça yaygın olarak görülen klamidya, mikoplazma ve üreoplazma enfeksiyonları da sperm kalitesini bozarak infertiliteye neden olabilir. Bu enfeksiyonların erken tanı ve tedavisi önemlidir.

6- Sistemik Hastalıklar
Yüksek ateşli hastalıklar üreme sağlığını olumsuz etkiler. Yüksek ateş birkaç saat içinde sperm hücrelerine zarar verir. Yüksek ateşli hastalık geçiren bir erkekte yaklaşık üç-dört hafta sonra sperm sayısında ve normal yapıdaki spermlerin oranında azalma görülür. Böbrek ve karaciğer hastalığı olan erkeklerde üreme hormonları azalır. Böbrek hastalarında impotans, cinsel isteksizlik, sperm üretiminde azalma görülür. Özellikle sık diyalize giren hastalarda hormonal dengesizlik ve sperm üretiminde azalmaya rastlanır. Bazı alerjik reaksiyonlardan sonra da sperm kalitesinde bozulma görülmektedir.

7- Üreme Kanallarında Tıkanıklık 
Üreme kanallarında meydan gelen tıkanıklıklar spermin dışarı çıkışını engeller. Enfeksiyonlar, yaralanmalar, cerrahi işlemler; kanallarda tıkanıklıklara neden olabilir. Bazı erkeklerde ise kanallar doğuştan yoktur. Her iki tarafta da tam tıkanıklığın olduğu durumlarda menide hiç sperm bulunmaz.

8- Geriye Boşalma
Ejakülasyon (boşalma) sırasında meninin mesaneye doğru geriye akmasıdır. Bu vakalarda boşalma sırasında bazen çok az meni dışarı akar bazen hiç akmaz. Bu durum diyabet (şeker hastalığı), multiple skleroz, mesane boynu yaralanmaları ve prostat ameliyatları sonrasında veya hipertansiyon (yüksek tansiyon) ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu vakalardan alınan idrar örneklerinden spermler ayrıştırılarak aşılama yapılabilir.

9- Sinir Sistemine ait Nedenler 
Omurilik zedelenmeleri; ejakülasyonun olmamasına, ereksiyon (sertleşme) problemlerine, cinsel ilişkinin gerçekleşememesine ve sperm üretiminin azalmasına neden olur. Bu vakalarda elektrik uyarı ile ejakülasyon gerçekleştirilebilir.

BAZI GENETİK BOZUKLUKLAR KISIRLIĞA NEDEN OLABİLİR
Cinsiyet kromozomlarındaki birçok bozukluk infertiliteye neden olur. Bu vakaların birçoğunda testisler ve sperm üretimi olumsuz etkilenmiştir. Cinsiyet kromozomlarını etkilemeyen genetik bozukluklar da infertiliteye neden olabilir. Bazı kas hastalıklarında, orak hücreli anemide, Akdeniz anemisinde ve mesaneye ait bozukluklarda infertilite sık görülür. İnfertilitenin eşlik ettiği diğer bir hastalık olan kistik fibroz vakalarında ise meni miktarı ve sperm sayısı azdır. Bu vakalarda sperm kanalları gelişmemiştir.

loading...

Yeme bozukluğu ergenlik döneminde başlıyor

Yeme bozukluğu olarak da bilinen anoreksiya ve bulimiya, ergenlik döneminde ortaya çıkıyor. Zayıf olduğu halde kendini kilolu gören anoreksiya hastaları, diyet yaparak ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. 

Uzmanlar, beslenme davranışında görülen bozukluğa ilişkin ailelere önemli tavsiyelerde bulunuyor: "Çocuğunuzu denetlemeyi, suçlamayı ve ona müdahaleci davranmayı bırakın. Kilo aldırmaya çalışmayın, tedaviye ikna edin."

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden psikiyatri uzmanı Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, ergenlik döneminde ortaya çıkan yeme bozukluklarının önlem alınmazsa kişinin hayatını olumsuz etkileyeceğini ve önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, şu bilgileri verdi:

"Beslenme davranışında görülen bozukluklarla seyreden hastalıklara yeme bozukluğu denir. Yeme bozukluğu başlığı altında iki temel bozukluk vardır: Anoreksiya nervozada günlük alınan kaloride belirgin kısıtlama yapma, kilo almaktan aşırı korkma ve zayıf olduğu halde kendini kilolu görme (beden algı bozukluğu) söz konusudur. Bulimiya nervozada ise tıkınma ve çıkarma (kusarak, idrar sökücü ve laksatif ilaç kullanarak, aşırı egzersiz yaparak) atakları vardır.

Fiziksel ve ruhsal değişikliler etkili oluyor

Yeme bozukluğu çoğunlukla ergenlik döneminde başlar. Bunun en önemli nedeni ergenlik döneminde meydana gelen fiziksel ve ruhsal değişikliklerdir. Vücudun değişiyor olması ve yağlanmanın artışı önemli bir tetikleyici etkendir. Sosyal alanda kabul edilmek ve beğenilmek bir ergen için giderek daha önemli olmaya başlar ve fiziksel görünüm bunun önemli bir belirleyicisi haline gelir. Bu dönem arkadaş çevresinden görünüm veya kiloyla ilgili bir eleştiri almak yeme bozukluğunu tetikleyebilir.

Bu değişikliklere dikkat

Ergenlik dönemindeki yeme bozukluğunun bazı belirtilerine dikkat çeken Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, şunları söyledi:
"Yemekler hakkında takıntılı bir hale gelmek, kilo ve görünümle ilgili aşırı uğraşlara başlamak, çok sıkı diyetler yapmak, tuvalette uzun süreler kalmak, yiyecek saklamak, takıntılı bir şekilde kalori saymaya başlamak, saatler süren spor aktivitelerinde bulunmak, özellikle yedikleri konusunda yalan söylemeye başlamak yeme bozukluğu göstergeleri olabilir. Ayrıca akademik başarının düşmesi, sosyal ilişkilerde bozulma, odadan dışarı çıkmamak, öfkede artış, içe kapanmak gibi genel belirtiler de ortaya çıkabilir.

Yeme bozukluğunun tedavisi var mıdır?

Yeme bozukluğu tedavisinde psikoterapi yöntemleri ve psikiyatrik ilaçlar kullanılır. Hastalığın ilerlemiş olduğu vakalarda bir süre hastaneye yatırmak gerekebilir. Tedavinin en önemli aşaması hastayı tedavi olmaya ikna etmektir. Çünkü hastalar tedaviyle aşırı bir kilo alacaklarından korkarak tedaviye başvurmakta isteksiz davranabilirler."

Çocuğumda yeme bozukluğu olduğunu düşünüyorum, ne yapabilirim?

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, anne ve babalara şu tavsiyelerde bulundu:

• Onu denetlemeyi bırakın: Ne yediğini, çıkarıp çıkarmadığını denetlenmeyi bırakın. Denetleme davranışınız onun kendini daha fazla baskı altında hissetmesine ve bu davranışları arttırmasına neden olacaktır. Üstelik yalan söylemesini de arttıracaktır.

• Onu suçlamayın: Bazı aileler yeme bozukluğunun bir "şımarıklık" göstergesi olduğunu düşünerek hastayı suçlarlar. Unutmayın ki yeme bozukluğu tedavi gerektiren bir psikiyatrik hastalıktır, şımarıklıkla bir ilgisi yoktur.

• Aşırı müdahaleci davranmayın: Bazı ergenler için yeme bozukluğu hayatından kendi kontrolü altında tutabildiği tek alan, bir özgürlük mücadelesi olabilir.

• Ona kilo aldırmaya çalışmayın: Unutmayın ki hayatta en korktuğu şey kilo almak. Çünkü buna bir başlarsa durduramayacağını düşünüyor. Bu nedenle ona zorla yüksek kalorili bir şeyler yedirmeye çalışmayın.

• Onu tedaviye ikna etmeye çalışın: Fakat bunu yaparken zorlayıcı bir tutum içerisinde olmayın. Zorla götüreceğiniz tedaviden fayda görmeyecektir. Bunun yerine onunla sakin bir şekilde konuşun, onunla ilgili kaygılarınızı dile getirin ve tedaviye başvurma konusunda cesaretlendirin."

loading...

Büyük Göğüslü Kadınların Yaşadığı Sıkıntılar

Standart ölçülerin dışındaki büyüklükte göğse sahip kadınlar günlük hayatta kısıtlanıyor. İri göğüsler kadınlarda psikolojik travmaya neden olmanın yanı sıra fiziksel olarak da sıkıntılara yol açıyor. En başta vücut şeklini, omurganın duruşunu etkiliyor. 

Kadınlar da çevredeki rahatsız edici bakışlardan kurtulmak için öncelikle iri göğüslerini saklamak isteyerek eğiliyor, omuzlar içe dönüyor. Sırtta kamburluk oluşabiliyor.

International Hospital Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Mithat Ulay, "İri göğüse sahip kadınlar özellikle de yazın gelmesini, denize gitmeyi istemezler. Çünkü bütün bakışlar üzerlerinde toplanır, bu da rahatsızlık verir. Kışı daha çok severler çünkü kışın kıyafetler ile olumsuz bulduklarını görüntüyü kolaylıkla saklayabilirler. Büyük göğüs, kadınlarda bel ve boyun fıtığına, yaygın sırt ağrılarına da yol açar" diyor.

Büyük göğüse sahip kadınların yaşadıkları sorunlar, uygulanan estetik cerrahi yöntemleri hakkında bilgiler veren Dr. Mithat Ulay, bu konuda merak edilen soruları yanıtlıyor:

- İri meme nedeniyle kadınlar en çok hangi sorunları yaşıyor?
• Uygun kıyafet bulamama.
• Olduğundan yaşlı gösterme.
• Özgüven azlığı.
• Kilolu gözükme.
• Günlük harekette zorlanma, hızlı hareket edememe.
• Rahat spor yapamama.
• Özellikle de yazın göğüs altlarında terleme nedeniyle koku ve pişik oluşması.

- Hekimlerin büyük meme ölçüsü nedir?
Kitaplara bakarsanız göğüsler 2. ve 6. kaburga arasında yer alır, meme başı ise sternum dediğimiz, kaburgaları göğsümüzün ortasında birleştiren kemiğin üst ucundan itibaren 19-21 cm arasında yer alır. Bu kitabi bilgidir ancak iri göğüs kişinin boyuna, göğüs kafesi genişliğine ve memenin kendi hacmine göre değişir, hepsini göz önünde değerlendirmemiz gerekmektedir.

- Ne zaman ameliyat olmak gerekiyor?
Genç bir kadın 18 yaşını doldurduktan sonra ameliyat olabilir. Ancak bazen istisnai olarak çok büyük göğüsler olabilir ve bu da kişinin psikolojisini bozabilir, o durumlarda kemik yaşına bakarak büyüme tamamlanmış ise 16-17 yaşlarda ameliyat uygundur. Hamilelik sonrası kilo almaktan dolayı göğüsler daha da iri olabilir, ancak eğer anne emziriyor ise emzirme bittikten en az 6 ay sonra küçültme ameliyatı yapılabilir. Ancak 1-2 yıl içerisinde çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların doğum ve emzirme sonrasını beklemelerini öneriyorum.

- Meme estetiği olanlar emzirebilir mi, meme hassasiyeti kaybolur mu?
Meme başı mesafesinin 35 -37 cm'nin üzerinde olduğu kadınlara uygulanacak teknikten dolayı his kaybı ve emzirme sorunu olur, zaten bunlar, çok büyük göğüslerdir ve bu hastalar genellikle bize "Bunları kesip alın beni bu hamallıktan kurtarın" diye gelirler. Her bir göğüsten 5 kilo meme dokusu çıkardığım hastalar vardır, düşünün bir anda 10 kilo yok oluyor. Bu mesafenin 35 cm'nin altında olduğu kadınlarda uygulanacak tekniklerden dolayı his kaybı ve emzirememe görülme olasılığı azdır, ancak yine de görülebilir. Kişiye ameliyat öncesi mutlaka genel bir değerlendirme yapılır, çok yağlı, kilolu, şeker hastalığı olanlarda yara iyileşme problemleri görülebilir.

- Büyük göğüsler hangi tekniklerle ameliyat ediliyor? Günümüzde en çok tercih edilen teknikler hangileridir? Bu tekniklerde iz oranı nedir?
Küçültme teknikleri meme başının uzaklığına ve memenin hacimsel kitlesine bağlıdır, en çok kullanılan teknikler "Vertikal Mamoplasty" ve "Supero Medial" küçültme teknikleridir.
Vertikal Teknik: Meme başı çevresinden dik olarak aşağıya uzanan bir çizgi olabilir. Bazen de göğüs büyüklüğüne bağlı olarak göğüs altına kadar uzanan J veya L şeklinde izler ortaya çıkabilir.
Supero Medial Teknik: Bunda memede ters T şeklinde iz kalır. Dikişlerin hepsi cilt altı dikişlerdir. Bu nedenle dikiş almaya gerek yoktur. Ameliyat öncesi mutlaka kan, akciğer ve kalp kontrolleri yapılır. Çok sigara içenlere yapılmaz, 2-3 hafta öncesinden sigarayı içmemeleri önerilir. Aspirin kullanılmaz, ameliyat süresi yaklaşık 3-4 saat arası değişir, ameliyattan sonra koltuk altlarından çıkan drenler olur. Bu içerde toplanabilecek kanı yok etmek amacıyladır. Yaklaşık 2-3 gün sonra bu drenler çekilir. Meme üzerlerinde ise elastik bantlar olur bir hafta sonra bantlar çıkarılıp sporcu sutyeni kullanılması istenir. Bir akşam hastanede kalınır, 3 hafta süreyle ağırlık kaldırılmaması, 2 hafta süreyle araba kullanılmaması önerilir.

- Büyük göğüslerde kitlelerin tespiti açısından zorluk oluyor mu?
Büyük göğüslere sahip kadınlarda küçük kitleleri tespit doğal olarak çok daha zordur ve daha sık yapmalarını ve ultrason ile muayene ettirmelerini öneriyorum. Meme kanseri bilindiği gibi erken teşhisle hiçbir zaman öldürücü değildir, küçültme ameliyatı olacak olan kadınların sık sordukları soruların başında "Meme ameliyatı olursam kanser olur muyum?" sorusu gelmektedir. Tam tersi, iri göğsü muayene etmek daha zordur. Henüz başlangıç aşamasındaki ufak başlangıç kitleleri bulmak daha zor, meme dokusu kitlesi arttıkça kanser riski artabilir. Ailesinde kanser riski olanlar küçültme ameliyatını bu nedenlerden dolayı daha çok düşünmek zorundalar.

loading...

Seks bağımlılığı hastalık mı?

Bağımlılık diyince akla ilk anda sigara, içki ve madde geliyor. Toplumda giderek yaygınlaşan bir diğer önemli bağımlılık ise "hiperseksüelite" yani, seks bağımlılığı... 

Seks bağımlısı olan kişilerin içlerindeki derin boşluğu aşırı seksle doldurmaya çalıştıklarını söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, geçmişte nadir görülen hiperseksüelitenin toplumların gelişmeleri, teknolojinin ilerlemesi, aile ilişkilerinde çözülmelerin ortaya çıkması ve normların yitirilmesi nedeniyle artış gösterdiğini belirtiyor.

Hiperseksüalitenin; cinselliği bağımlılık düzeyinde yaşamak, cinsellik yüzünden yaşamın diğer alanlarını ihmal etmek, cinselliği azaltmak istese bile bunu yapamamak anlamına geldiğini dile getiren Keçe, "Hiperseksüalite olguları geçmişte nadir olarak görülmekte ve genellikle de ağır tıbbi bozukluklar ya da kafa travması, nörolojik hastalıklar gibi patolojilerin sonucu olarak ortaya çıkmaktaydı.

Ancak son yıllarda hızla gelişen teknoloji, yaygınlaşan internet, kişilerin hazza ve doyuma odaklı aktivitelere daha çok zaman ayırmaları, yeni ilişki kurma ve cinsel davranış biçimlerinin ortaya çıkması hiperseksüelite konusunu gündeme oturtmaya başlamıştır. Eskiden cinsel işlev bozukluğu olarak görülmeyen hipersekeüelite, artık dünyanın tüm ülkelerinde kabul gören hastalık sınıflandırmalarında yerini almaya hazırlanmaktadır" dedi.

Cinsellik Anlayışı Abartılıyor

Son yıllarda hiperseksüalite kapsamına giren olguların genellikle cinsel bağımlılık, sanal seks, aşırı mastürbasyon ya da telefon seksi gibi şekillerde cinsel terapistlere başvurduğunu aktaran Dr. Cem Keçe, şu bilgileri verdi:

"Değişen ve ilerleyen dünya, yalnızlaşan insanların ortaya çıkmasına neden olurken, toplum norm ve değerlerinin değişmesine de yol açtı. İnsanların aileden ve toplumdan uzaklaşmış ya da kopmuş oldukları hissine kapılmaları, bunların yerini dolduracak başka bir alternatifin çıkmaması, insanların çocuklukta bulamadıkları ruhsal ve bedensel sıcaklığı sürekli değişen partnerlerde aramalarına neden oldu. Bu koşullarda yetişen birinin mutluluk yeteneği daha başından zedelenmiş veya öldürülmüştür, bu nedenle ilişkilerinde gerçek doyumu yaşayamaz, dolayısıyla aşırı seks düşkünlüğü ile bu açığını kapatmaya çalışabilir. Özellikle erkeklerde hiperseksüalitenin altında yatan sebeplerden biri de, abartılan, kamçılanan ve övünülen cinsellik anlayışıdır.

Cinselliği aşırı şekilde yaşamak toplumsal anlamda övgüye değer olarak görülse de bu yanlış bakış açısı seks bağımlısı olan erkekleri toplum önünde zor duruma düşürebilir, iş ve aile hayatlarını bozabilir. Aşırı cinsel istek her sosyal ve ekonomik düzeydeki insanlarda görülebilir. Aşırı cinsel isteği olan kadın ve erkeklerin bu davranışları kimi zaman yaşamlarında, toplumsal çevrelerinde ya da özel yaşantılarında sorunlara neden olabilmekte, kişinin yaşamını zorlaştırmaktadır. Bundan dolayı içlerindeki derin boşluğu aşırı seksle doldurmaya çalışan erkeklerin rüyalarını süsleyen aşırı cinsel istek zaman zaman karabasana dönüşebilmektedir. Ancak her şeyin yerinde ve ölçülü olanının en kıymetlisi olduğu unutulmamalıdır."

Aldatma ile Bağımlılık Karıştırılmamalı

Sevişmeden büyük zevk alan, sürekli sevgili değiştiren ya da partnerini aldatan erkekler ile hiperseksüalitenin karıştırılmaması gerektiğini belirten CİSED Genel Sekreteri ve CİSED Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Psikolog Serap Güngör ise şu açıklamlarda bulundu:
"Toplumda genellikle sık partner değiştiren, cinsel arzu ve istekleri çok olan kişilere seks bağımlısı denilmektedir. Oysa bu tür davranımlar cinsel yaşamın normal ölçülerinin aşılmış olduğu şeklinde değerlendirilmelidir. Çünkü bu birlikteliklerde kişi toplumun ön gördüğü sınırlar içerisinde, hayatının merkezine cinselliği oturtmadan kendini, ailesini, işini tehlikeye atmadan, orgazm ve cinsellikten zevk alarak cinselliği yaşamaktadır.

Hiperseksüelitede ise cinsellik dışı tüm duygular baskılanarak, irade, akıl ve ahlaki değerler yok edilerek, yalnızca cinsellik peşinde koşularak, hayatı seks olarak görüp ona göre yaşayan biri haline gelinerek cinsel yaşam devam ettirilir. Ayrıca hiperseksüelitede seksüel eylem ön plandadır. İlişkinin diğer boyutları, yaşanılacak kişinin güzelliği, çekiciliği önemli değildir. Mühim olan eylemdir ve orgazmla birlikte gelmesi gereken rahatlama ve gevşeme olmamakta ve cinsel gerilim hali sürekli olmaktadır. Orgazm anında normal insanlar kadar büyük bir coşku duyulmamakta ve ardından gelen rahatlama da çok yetersiz olmaktadır.

Hiperseksüelite sorunu yaşayan insan kendi iç dünyasındaki boşluğu doldurmak için seksi sürekli bir şekilde kullanmaktadır. İçindeki boşluğu dolduramadığı için tüm yaşam sürecinde sağlıksız ilişkiler ve mutsuzluk olacaktır. Bundan dolayı da hiperseksüalite tanısı konmadan önce durumunun iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Kişinin nasıl bir ihtiyaç içerisinde olduğu, dürtülerini kontrol etmekte zorlanıp zorlanmadığı, seksin onun için ne anlama geldiği, cinsellik sonrası kendini nasıl hissettiği değerlendirilmeli ve bunun doğrultusunda tanı konulmalıdır. Hiperseksüalite erkeklerde görülürse buna satiriazis, kadınlarda görülür ise nemfomani denilmektedir. Ayrıca tanı konulduktan sonra mutlaka tedavi için cinsel terapi süreçlerine başlanmalıdır. Çünkü hiperseksüelite ciddi bir sorundur."

loading...

Tatil yapmayan çocuk okul hayatında başarısız oluyor


Yaz tatili çocukların hem dinlemeye hem de eğlenmeye ihtiyaç duydukları bir dönem. 3 ay süren uzun yaz tatilinde çocukların gerçekten neye ihtiyacı olduğunu iyi belirlemek gerekiyor.

Reem Nöropsikiyatri Merkezi'nden Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz tatilini dinlenerek ve ailesiyle geçiren çocukların yeni öğretim yılına daha çok motive olarak başladığını söylüyor. Peki, çocuklarla yaz tatili planlarken hangi hatalar yapılıyor; çocuklarla mutlu bir tatil geçirmek için neler yapılması gerekiyor?

Tatilin önemi… Vücut neden tatile ihtiyaç duyar?
Tıpkı yetişkinler gibi çocuklarında tatil yapmaya ihtiyacı vardır. Yazın gelmesiyle birlikte kış boyunca yoğun bir sınav ve okul temposundan çıkan çocukların tatil yapması mümkünse yaşadığı şehirden uzaklaşması onların hem bedenini hem de zihnini dinlendirir. Çünkü insan vücudu içinde en kompleks sistemleri barındıran yaşayan bir "makine" gibidir. Bu nedenle vücudunda dinlenmeye ve enerji toplamaya ihtiyacı vardır.

Tatil yerleri seçerken neler öncelikli olmalı?
Tatil eski rutinden çıkmak için hayatın içinde yakalanan molalardır. Ebeveynlerin de rahat ve huzurlu bir tatil geçirmeleri için seçilen tatil yerinin çocuklara da hitap etmesi gerekir.

Gelişmekte olan çocukların vücudunun spora da ihtiyacı vardır. Çocuklar sportif faaliyetlere yönlendirmek onların kendi yeteneklerini keşfetmesi için iyi bir fırsattır. Spor sadece vücut sağlığını geliştirmekle kalmaz beyni dinlendirir ve kan akımını arttırır. Bu tip sportif faaliyetler beynin sağ tarafının gelişmesine yardımcı olur. Çocukların gelişimi açısından spor yapabileceği deniz ve güneşten faydalanıp, yeni hobiler edineceği ortamda bulunması faydalı olacaktır.

Ailece geçirilen tatil, çocuklar ve anne-babalar için neden önem taşıyor?
Tatiller ailenin bir araya gelip zaman geçirebilecekleri harika zaman dilimleridir. Özellikle büyük kentlerde yaşayan aileler hayatın yoğun temposu içinde birbirlerine yeteri kadar vakit ayıramayabilir. Bu durum zaman içerisinde ailede iletişim kopukluğuna neden olur. Ailece yapılan tatiller aradaki iletişim kopukluklarını gidermek için iyi bir fırsattır.

Babalar tüm yıl boyunca yoğun iş hayatı içinde çocuklarına anneler kadar zaman ayıramıyorlar. Oysa ki babanın fiziksel ve duygusal varlığı, yakınlığı, doğru rol model olması çocuğun ruhsal gelişimi açısından oldukça önemlidir. Ailece yapılan tatiller baba ile çocuk arasındaki bağın kuvvetlenmesi için de iyi bir fırsattır.

Güzel ve mutlu geçirilen bir tatil aile bağlarını güçlendirir. Çocuğun arkasında onu seven ve destekleyen bir aile olduğunu bilmesi özgüvenini arttırır. Özgüveni yüksek ve kendini iyi ifade edebilen çocuklar başkalarıyla da kolay ve iyi iletişim kurabilir.

Çocuklar için tatil neden önemli?
Yaz tatilleri çocuklar için tüm senenin yorgunluğunu attıkları sınırsız oyun, eğlence ve ders yapılmayan bir zaman dilimi anlamına geliyor. Bu yüzden yaz tatillerini çocuklar sabırsızlıkla bekliyorlar. Elbette ki tatil demek hiçbir şey yapmamak, tüm gün televizyon seyretmek ya da bilgisayar oynamak anlamına gelmemelidir. Çocuklar dinlenebilecekleri keyif alacakları faaliyetlerde bulunmalıdırlar. Yapılan araştırmalar tüm yıl boyunca yoğun bir çalışma temposu içinde olan çocukların zihnini ve bedenini dinlendirmesi bir sonra ki dönemde çocuğun okul başarısını artırdığı yönündedir.

Aileler çocuklar için tatil planlarken nasıl bir yol izlemeli
Tatil döneminde kimi çocuğun daha çok sosyalleşmeye, kimisinin dinlenmeye ihtiyacı olurken derslerinde sorun yaşayanların ise günlük aktiviteleri içine ders planı eklenmelidir. Tabii ki tüm bu aktiviteler çocuğu sıkmadan belli bir denge kurularak gerçekleştirilmelidir.

Aileler tatile çocuklar gibi tüm gün eğlence programları olarak bakamayabilir. Ebeveynler, çocuklarının bir sonra ki dönemde derslerine daha iyi hazırlanmaları için yoğun bir ders programı hazırlayarak istemeden de olsa çocuklarına tatili zehir edebilirler. Tatili ailesi yüzünden sıkı bir kamp programında geçirmek zorunda kalan çocuklar ise derslere karşı daha ilgisiz ve eğlenceye aç bir ruh haline sahip olabilir.

Bu konuda ailelerin en sık yaptıkları bir diğer hata da; çocuklara televizyon, futbol oynama, bilgisayar yasakları getirmeleridir. Çocukların derslerden soğumaması ve keyifli bir tatil geçirmeleri için ebeveynlerin dikkatli davranması gerekiyor.

Aileler ve çocukları için tatil önerileri

 Okul zamanlarında düzenli olarak aynı saatte uyuyup uyanmaya alışan çocuklar, yaz tatilinde uyku düzenlerini bozabilirler ve bu durum can sıkıntılarına neden olabilir. Bu nedenle ve gelecek okul döneminde uyku düzeninde sorunlar yaşanmaması için, çocuklar tatilde de düzenli olarak aynı saatlerde uyuyup uyanmalıdır.

 Tatiller, ailelerin çocuklarıyla daha çok ve nitelikli zaman geçirebilmeleri için fırsattır. Bu fırsatı iyi değerlendirin.

 Bilgisayar ve televizyon konusunda çocuğunuza yasak getirmeyin, bu imkanları sınırsız da sunmayın. Günde 2 saate kadar televizyon ve bilgisayara izin verin.

 Tatiller, çocuğunuzun ilgi alanlarını keşfetmek için de iyi zamanlardır. Bu nedenle, çocuğunuzun nelere ilgi duyduğunu gözlemleyin. İlgi alanı yoksa da yaratması için onu yüreklendirin. Birlikte el becerileri, spor veya müzik gibi konularda aktivitelere katılın.

 Yaz tatili gibi uzun tatiller, çocukların derslerini unutmalarına neden olabilir. Bu nedenle, çocuğunuzun bir önceki dönemde öğrendiği dersleri düzenli olarak tekrar etmesini sağlayın. Ancak, bu konuda uzun saatler değil ama kısa ve düzenli bir program uygulayın. Bu sayede, çocuğunuzun sıkılmadan ders tekrarı yapmasını garantileyebilirsiniz.

 Çocuğunuzun yemek saatinde de düzenli bir plan oluşturun. Her gün belli saatlerde, sağlıklı besinler yemesini sağlayın.

loading...

Saç dökülmesi hastalık habercisi olabilir

ABD’de saç ve cilt bakımı sektörünün önde gelen markalarından DS Laboratories’in Türkiye Yöneticisi Engin Ulutan, erkekler başta olmak üzere kadınlarda da görülen saç dökülmesine neden olan unsurları açıkladı.

Saç dökülmesinin vitamin eksikliği gibi basit nedenleri olabileceği gibi, daha ciddi bir rahatsızlığın da yansıması olabileceğine işaret eden Engin Ulutan, mineral eksikliğinden psikolojik rahatsızlıklara, genetik özelliklerden uygunsuz saç bakımı ve kozmetik ürün kullanımına kadar birçok unsurun saç dökülmesine sebep olabileceğini ifade etti. Her saç dökülmesinin aslında kayıp olmadığını ve periyodik olarak belli miktarda saç dökülmesinin normal olduğunu da ifade eden Ulutan, “Aşırı saç dökülmesi yaşayanlar dökülmeye neden olan faktör ya da faktörlere dair mutlaka uzmanlara başvurmalıdır” dedi.

Saç dökülmesine neden olan başlıca 10 faktör:

1. Protein ve A vitamini eksikliği
Özellikle diyet ve hamilelik dönemlerinde protein eksikliği saç dökülmesine neden olabilir. Protein eksikliğini önlemek için et, balık ve yumurta, süt gibi protein kaynaklarının alımının ihmal edilmemesi önemlidir. A vitamini eksikliği veya fazlalığı her iki durumda saç kayıplarına neden olan bir faktördür.

2. Genetik faktörler
Erkeklerde görülen saç dökülmesi büyük oranda genetik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Özellikle baba ve birinci derece akrabalarda saç dökülmesi kişi için tehlikenin ön işareti durumundadır.

3. Kullanılan ilaçlar
Fiziksel ya da ruhsal sağlık özelinde kullanılan ilaçlar saç dökülmesine neden olabilir. Bu gibi durumlarda doktora başvurulması önerilmektedir.

4. Stres
Uzun vadede stres insan vücudunda çeşitli etkilere neden olmaktadır. Duygusal veya psikolojik olarak strese maruz kalmak çeşitli şekillerde saç dökülmelerine de neden olabilir. Ancak tek başına stres bir dökülme nedeni değildir.

5. Doğum
Doğumun ardından östrojen miktarı azaldığı için saçlarda dökülme meydana gelir. Kadınlar için tehlike yaratmayan bu durumundan bir süre sonra saçlar tekrar eski halini almaya başlar.

6. Saçın şekillendirilmesi
Boya veya perma gibi yöntemler, uygun koşullarda yapılmazsa saçı yıpratabilir. Ayrıca atkuyruğu ve örgü düzeninde saçı toplamak ve saç lastiği ile sıkça saçı şekillendirmek de kayba neden olabilir.

7. Demir eksikliği
Demir eksikliğine bağlı anemi saç dökülmesine neden olabilen faktörlerden biridir. Kan sayımı yaptırarak demir değerinizi öğrenebilirsiniz.

8. Yaşlanma
60 yaşla beraber yaklaşık her 3 erkekten 2’si saç dökülmesi sorunu yaşar. 50’li yaşlarla birlikte kadınlarda da saç dökülmesi ve incelmesi sorunu sık görülür.

9. Tiroid
Tiroid bezi hastalıkları kilo alıp verme, ateş veya üşüme gibi sorunlara yol açtığı gibi, aşırı çalışan ya da çalışmayan tiroid saç dökülmesine de neden olmaktadır.

10. Bilinçsiz yapılan diyet
Bir düzen içerisinde yapılmayan diyetler genel anlamda bağırsak florasının bozulmasına neden olur. Düzeni bozulan bağırsak florası ileri aşamalarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına zemin hazırlar.

loading...
Logo_4