Hayatımız boyunca 10 fil ağırlığında yiyecek tüketiyoruz

Besin maddeleri enerji sağlamada, vücudun gelişmesinde, dokuların ve organların onarımında hayati görevler üstleniyor. Sağlıklı bireyler için doğru beslenme tüyoları veren Herbalife Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer, normal beslenme koşullarında yetişkin bir bireyin her yıl yaklaşık bir milyon kalori aldığını ve hayatı boyunca yaklaşık 45 ton yiyecek tükettiğini vurguladı.

Doç. Dr. Tamer, California Üniversitesi’nden Dr. Liz Applegate’in başkanlığında yapılan bir araştırmaya göre insanların ömürleri boyunca aldığı kalori miktarını şöyle hesapladı: “1 yıl boyunca kadınların günde 1800, erkeklerin ise 2500 kalori aldığı varsayıldı. Yine günde 1.5-2 kiloluk besin alarak 65-70 yıl yaşadıkları göz önünde tutuldu. Bu hesaplamaya göre bir insan ömrü boyunca neredeyse 10 fil ağırlığında (ortalama 45 ton) yiyecek tüketiyor. Hiç şüphesiz bu yiyecekler, ağırlıklarından çok dengeli tüketilmeleri halinde sağlıklı ve uzun bir yaşam vaat ediyor.”

Doç. Dr. İsmet Tamer, araştırmalara göre bir insanın ömrü boyunca yaklaşık 1 milyon kalori alarak 45 ton yiyecek tükettiğini açıkladı. 70 kiloluk bir yetişkinin günde en az 31 gram protein alması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Tamer, vejetaryenler için de önemli bir uyarıda bulundu: “Vejetaryen beslenme durumunda vücut için gerekli aminoasitlerin bir şekilde alınması gerekir, bunun için baklagillerle tahıllar birleştirilerek tam protein elde edilebilir.”

Besin maddeleri enerji sağlamada, vücudun gelişmesinde, dokuların ve organların onarımında hayati görevler üstleniyor. Sağlıklı bireyler için doğru beslenme tüyoları veren Herbalife Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer, normal beslenme koşullarında yetişkin bir bireyin her yıl yaklaşık bir milyon kalori aldığını ve hayatı boyunca yaklaşık 45 ton yiyecek tükettiğini vurguladı. Doç. Dr. Tamer, California Üniversitesi’nden Dr. Liz Applegate’in başkanlığında yapılan bir araştırmaya göre insanların ömürleri boyunca aldığı kalori miktarını şöyle hesapladı: “1 yıl boyunca kadınların günde 1800, erkeklerin ise 2500 kalori aldığı varsayıldı. Yine günde 1.5-2 kiloluk besin alarak 65-70 yıl yaşadıkları göz önünde tutuldu. Bu hesaplamaya göre bir insan ömrü boyunca neredeyse 10 fil ağırlığında (ortalama 45 ton) yiyecek tüketiyor. Hiç şüphesiz bu yiyecekler, ağırlıklarından çok dengeli tüketilmeleri halinde sağlıklı ve uzun bir yaşam vaat ediyor.”

Kadınların vücudunda daha az su var
Temel besin maddeleri proteinler, karbonhidratlar, yağlar, mineraller, vitaminler ve su olmak üzere 6 gruba ayrılıyor. Bu maddelerin vücutta farklı oranlarda bulunduğunu işaret eden Doç. Dr. Tamer, “Vücudun yaklaşık yüzde 50 - 60’ı sudur, vücuttaki yağ oranı arttıkça su miktarı düşer, azaldıkça su miktarı artar. Bu nedenle kadınların vücudunda daha az su vardır” ifadesini kullandı.

İdeal yağ oranı erkekte yüzde 15 kadında yüzde 22
Vücuttaki ideal yağ oranı seviyesinin erkeklerde yüzde 15, kadınlarda ise yüzde 22 civarında olduğunun altını çizen Doç. Dr. Tamer, “Protein seviyesi ise yüzde 18-20 civarındadır ve kas kitlesiyle orantılıdır, bu nedenle erkeklerde daha fazla protein bulunur. Normalde vücuttaki karbonhidrat düzeyi yüzde 1 civarındadır. Kaslarda ve karaciğerde depolanan karbonhidratlar, özellikle egzersiz sırasında beyin için hayati önem taşıyan bir enerji kaynağıdır” diye konuştu.

70 kiloluk bir insan günde en az 31 gram protein almalı
Vücudumuzun kullanabileceği potansiyel enerji kaynakları olan proteinler, karbonhidratlar ve yağlar, “makro besinler” olarak sınıflandırılıyor. Proteinler vücudun kendini yenileyebilmesi için alınması zorunlu besinler olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 70 kilo ağırlığında bir yetişkinin ihtiyaç duyduğu günlük minimum protein miktarının 31 gram olduğunu aktaran Doç. Dr. Tamer, ancak kişilerin vücut ağırlıkları ve metabolik durumları farklı olduğu için günlük protein gereksinimleri de 70-75 grama kadar değişkenlik gösterebileceğini söyledi. Doç. Dr. Tamer, büyüme, hamilelik, egzersiz, yaralanma ve hastalık dönemlerinde ise kişideki protein ihtiyacının artacağını belirtti. Tamer, vücudun büyüme gelişme ve yenilenmesi için günlük ortalama 5 gram azot çıkışı için hesap edilen protein değerine ihtiyacı olduğunu sözlerine ekledi.

Günlük minimum protein ihtiyacı hangi gıdalardan nasıl sağlanır? (31 gram)
100-150 gr az yağlı beyaz peynir
80-100 gr yağsız dana eti
100 gr yağsız tavuk veya hindi eti
200-250 gr yumurta, özellikle beyazı
2 su bardağı yağsız süt
100-120 gr ızgara balık
100 gr fındık veya fıstık
100-150 gr badem
200 gr nohut veya fasulye
100 gr kabak çekirdeği
300 gr yeşil mercimek

Vejetaryenlar baklagille tahılı birleştirmeli
Referans proteinler denilen kolay sindirilebilir ve bütün esansiyel (vücuda gerekli) aminoasitleri (protein yapı taşları) içeren besinlerden alınmasının sağlıklı yaşam için şart olduğuna işaret eden Dr. Tamer, vejetaryen kişilere ise şu önemli tavsiyelerde bulundu: “Vejetaryen beslenme durumunda da esansiyel aminoasitlerin bir şekilde alınması gerekir, bunun için baklagillerle tahılların birleştirilmesi yoluyla (örneğin 1.5 bardak pirinç+ 1 bardak mercimek = 85 gr tavuk) tam protein elde edilebilir.”

loading...

Güzelleşmek için atılması gerekli 10 adım

Güzelleşmek amacıyla vücudunda değişiklik yaptırmak isteyen kişilere estetik operasyon öncesinde yapılması gereken 10 adım bu yazımızda...

Estetik ameliyat ile güzel bir görünüme sahip olmak isteyen kişilerin bazen çevresindeki insanların baskısıyla ani ve yanlış operasyon kararı alabildiğini belirten ünlü Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, operasyon sonrasında istenilen sonuca ulaşılamaması durumunda kişinin büyük bir yıkım yaşabileceğinin altını çiziyor.

Kişinin kendi hür iradesiyle estetik operasyon yaptırmaya karar vermesinin önemini vurgulayan Op. Dr. Alper Tuncel, güzelleşmek amacıyla vücudunda değişiklik yaptırmak isteyen kişilere estetik operasyon öncesinde yapılması gerekenleri 10 adımda sıralıyor.

1. İnce eleyip sık dokuyun
Estetik operasyon için cerrah seçiminde araştırmaya internetten başlamak iyidir ancak sonrasında medya, yayınlar ve çevrenizden gelen yorumlara göre de bir değerlendirme yapılmalı.

2. Listeyi daraltın
Estetik ameliyat yaptıracak kişi kendisine uygun olan maksimum 3-4 cerrahın ismini belirlemeli.

3. Tanınırlık ve bilinirliğin etkisi
Medyada çok fazla yer alan cerrahları körü körüne tercih etmek yerine ihtiyatla yaklaşılmalı.

4. Objektif değerlendirme yapın
Bir plastik cerraha gidilerek estetik yaptırmak istenen bölgeyle ilgili mutlaka profesyonel ve objektif görüş alınmalı.

5. Alternatifleri kontrol edin
Operasyon için görüşmeye gidilen ilk cerrahı diğer alternatiflerle bakmadan tercih etmek yanlış sonuçlar doğurabilir.

6. Yaşın uygunluğu ve doğru zamanı bekleyin
Bazı estetik operasyonları için yaş önemli bir kriter olduğuna değinen Op.Dr. Alper Tuncel örneğin, kepçe kulak için yapılacak ameliyatın  okul öncesi dönemde yapılmasını, meme büyütme için 18 yaşın beklenmesini, yüz gerdirme içinse orta yaş ve sonrası dönemlerde yapılmasının uygun olduğunu belirtiyor.

7. Gerçekleşmiş operasyonların fotoğraflarını inceleyin
Yapılacak görüşmede estetik cerrahın önceki operasyonlarından fotoğrafları incelemek için ısrarcı olunmalı.

8. Tüm soru işaretlerini ortadan kaldırın
Yapılacak görüşme öncesinde estetik yaptıracak kişinin kafasında soru işareti kalmaması ve unutmamak için önceden rahatsızlık yaratan tüm sorular kağıda yazabilir. Görüşme sırasında tüm şüpheler sorulara gelecek cevaplarla ortadan kaldırılabilir.

9. Hayalci olmayın ama kararlı olun
Cerrah estetik ameliyat yaptırmak isteyen kişinin önce fotoğrafını çekecektir ve ameliyat sonrasında nasıl olacağını gösterecektir. Gösterilecek görüntü tahminidir. Görüntünüzün fotoğrafınızdan daha iyi olacağına emin olabilirsiniz.

10. Cerrahın ana ilgi alanını bilmek
Her Plastik Cerrah her türlü estetik işlemi yapabilir ama özellikle ilgilendiği operasyonları daha iyi yapacaktır.

loading...

Sadece uykulu hissettiğinizde yatağa gidin

Kaliteli uyku sağlığımız için en az su içmek kadar kaliteli büyük önem taşıyor. Özellikle uyku sırasında salgılanan melatonin hormonu, vücudumuz için oldukça faydalı. İyi bir uykunun başlıca ölçüsü ise sabah dinç uyanmak ve gün içinde zinde hissetmek. 

Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece kaliteli bir uyku için gece yatmadan önce dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Solunumun ve kalp üstünde basınç oluşmasını azaltmak için yemeğinizi yatmadan en az 3 saat önce yiyin.

Akşam yemeklerinde yenilen yağlı, kızartmalı ve baharatlı yiyecekler reflüye de yol açabildiklerinden uykuya dalmayı güçleştirip uyku kalitesini bozacaktır. Yağlı, kızartmalı ve baharatlı yemeklerden kaçının.

Yatmadan en az 4 saat önce alkol alımını kesin. Aşırı alkol solunumu baskılar ve uykuda solunum durmalarının sıklığını ve ağırlığını artırır. Alkol ve uyku ilaçları, kas gevşetici, anksiyete önleyici, ağrı kesici gibi ilaçlar, üst solunum yolu kaslarında gevşemeye yol açıp hava yolu tıkanmasına neden olabilirler.

Sigaranın neden olduğu tahrişin, horlama ve apne ağırlığını arttırdığı düşünülür. Sigaranın bırakılması uykuda solunumun düzelmesinde çok yardımcıdır. Uyarıcı madde içeren kahve, kola, çikolata gibi gıdalardan özellikle saat 17:00'den sonra uzak durun.

Sadece uykulu hissettiğinizde yatağa gidin.
Sırt üstü yatma boyun ve boğazdaki yumuşak dokuların arkaya doğru kaymasına ve bunun sonucu olarak hava yolunun daralmasına ya da tam tıkanmasına yol açar. Sırta yerleştirilecek yastıkçıklar ya da pijamanın arkasına dikilecek bir cebe yerleştirilen tenis topu hastanın sırt üstü yatmasını engelleyebilir.

Sıcağa hassas kişilerin genel kanının aksine yatak odalarında dikkatli kullanılan klimalar uyku kalitesini artırır ve hastalıklara yol açmaz. Ancak filtrelerin sık temizlenmesi veya değiştirilmesi ve nem oranının çok düşürülmemesine dikkat edilmelidir.

Kitap okumak, gevşeme sağlayacağı için uykunun gelmesine yardımcı olur.
Özellikle yaşlılar eklem problemleri olanlar, artrozu bulunanlar kalp ve akciğer hastalığı olanların vücuda destek sağlayan rahat yatak ve yastıklarla yatmaları uyku kalitesini artırır. Kemik, kas ve eklem hastalığı olanların ortopedik yatak ve yastık kullanması gerekir.

Pamuklu kumaş hava akımına izin verdiği için çarşaf, nevresim kılıfı ve yastık kılıflarınız pamuklu olsun.

Yatmadan 1 saat kadar önce duş alabilirsiniz.
Yatmadan önce bir bardak süt içmek fayda sağlayacaktır.

loading...

Kronik Hastalığınız Anne Olmanıza Engel Olmasın

Diyabet, kalp hastalıkları, epilepsi ve tiroid gibi kronik hastalıkları olan anne adayları doğru bir planlama sayesinde bebeklerini sağlıkla dünyaya getirebilir. Bu dönemde anne adayının yakından takip edilmesi ve düzenli kontrollerin aksatılmaması çok önemlidir. 

Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Hüseyin Mutlu, kronik hastalıkları olan anne adaylarının dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Hamile kalmayı planlıyorsanız mutlaka doktor onayı alın
Kronik hastalıkları olan kadınların anne olmaya karar vermeden önce hastalığını takip eden uzman tarafından mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Kullanılan ilaçların bebek üzerine etkileri ve varsa daha az yan etkisi olan ilaç alternatiflerine geçmek için karar verilebilir. Hamilelikte anne adayının kullandığı ilaçların olası etkilerinin araştırılması ve bebeğin anne karnında detaylı olarak incelenmesi gerekir. Doğum şekline de var olan hastalığın etkilerine göre karar verilebilir.

Kronik böbrek hastaları nakil sonrası bebeklerini sağlıkla dünyaya getirebiliyor
Kadınlarda böbrek fonksiyonları yetersiz ise hamilelik önerilmemektedir çünkü hamilelik böbrek işlevlerini daha da bozabilmektedir ve diyaliz sıklığının arttırılması gerekebilir. Böbrek nakli geçiren kadınlar doğru takiple konforlu bir hamilelik dönemi geçirebilmektedir Özellikle ideal zamanın planlanması önemlidir. Nakilden 1 ile 3 yıl arası olan süre ideal zamandır. Böbrek fonksiyonları değerlendirildikten sonra kullanılan ilaçların değişikliği hamilelik öncesinde veya ilk haftalarda yapılmalıdır. Hamilelikte hem kadın hastalıkları ve doğum hem de nefroloji uzmanı takibiyle kontrollere devam edilir. Doğum yöntemi ile ilgili karar verirken, anne adayının böbrek işlevleri ve bebeğin durumu değerlendirilir.

Diyabetli hamilelerin bebekleri iri olabilir
Diyabet hastası kadınların hamilelik planlamasında kan şekeri takipleri daha büyük titizlikle yapılmalıdır. Yapılan çalışmalarda hamilelik öncesi şeker düzeyinin normal sınırlarda olması ile bebekte anomali riskinin azaldığı gösterilmiştir. Düzensiz şeker düzeyleri ile hamileliklerde özellikle beyin omurilik gibi organlarda anomali riski arttığından hamilelik öncesinde mutlaka folik asit kullanılmalı ve hamilelikte rutin anomali taramasının yanında bu organların anatomisi özellikle değerlendirilmelidir. Annedeki şeker hastalığı, bebek üzerine büyüme etkisi yapan pankreasındaki insülin salınımını uyardığından bebekler normalden iri olabilir.

Kalp hastası anne adayları bol bol dinlenmeli
Hamilelik sürecinde dolaşan kan miktarı yarı yarıya artar. Kalbin hem atım sayısı hem de pompaladığı kan miktarı da artış göstermektedir. Kalbin faaliyet düzeyi özellikle 8 ayda maksimumdadır ve kalbe yüklenme olabilir. İstirahat ve düzenli kontrol çok önemlidir. Eğer kalpte ritim bozuklukları varsa doğum sürecinde yoğun bakım şartları iyi olan bir merkez seçilmelidir. Kalp hastalıklarında başka bir engel yoksa normal doğum tercih edilir.

Epilepside ilaçların dozu çok önemli
Epilepsi ilaçlarının bir bölümünün bebekte doğuştan anomali riskini arttırdığı bilinmektedir. Hamilelik planı yapılırken bebeğe en az etkili olan ilaç türü önceden seçilir ve hamilelikte kan düzeyleri takip edilir. Epilepsi, normal doğum için engel değildir.

Tiroid hastalığında sıkı takip gerekiyor
Anne adayındaki tiroid hastalığı kontrol altına alınmadığında bu durum bebekte tiroid bezinin gelişmesini engelleyebilir. Bu nedenlerden dolayı bebek planı yapan anne adaylarının tiroidini kontrol ettirmeleri önerilmektedir. Tiroidin az çalıştığı durumlarda verilen tiroid hormonu tedavisinin bebeğe zararı yoktur. Tiroidin çok çalıştığı durumlarda ise bazı ilaçlar hamilelikte bebeğe sorun yaratabileceğinden uygun ilaç seçimi yapılması gerekir.

loading...

Ergenlik Çatışmalarına Doğru Çözüm

Ergenlik dönemindeki bir gencin asiliği, kendi kararlarını kabul ettirme çabası okul yaşamı ve aile içerisinde pek çok çatışmayı da beraberinde getiriyor. 

ERA Kolejleri PDR Bölümü'nden Psikolojik Danışman Medine Karadağ, ergenlik döneminde yaşanan sorunları atlatmak için genç ve ebeveyn iletişiminin büyük önem taşıdığına işaret ediyor. Karadağ, aile içi iletişimi kuvvetlendirmeye yardımcı olacak önerilerini anne babalar ile paylaştı.

Aile içi iletişim; aile bireylerinin sözel ve sözel olmayan davranışları ile verdikleri tepkileri, mesajları kapsar. Bu iletişim doğru şekilde sağlandığında, insanlar karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlayabilir hale gelir. Bu yüzden etkili iletişim sadece kendini ifade etmekten değil aynı zamanda söylenenleri dinleyebilmekten geçer. Çocuklarımıza pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmak, büyüme ile ilgili sancıların, çatışmaların ortaya çıkmasını ve derinleşmesini önleyecektir.

Duygularını İfade Edebilsin

Çocuğun rahat edebileceği, duygularını açabileceği bir ortam yaratın. Bunun nasıl yapılacağını öğretmek için ebeveynler ilk adımı atabilirler. Çocuğunuza "Seni seviyorum", "İyi çalışmalar" gibi pozitif cümlelerle konuşarak iyi model olabilirsiniz. Ebeveynler herhangi bir çatışma anında "İlle de benim söylediğim gibi olacak, çünkü ben büyüğüm ve en doğrusunu bilirim!" demek yerine, gencin de görüşünü dinleyip gençle işbirliği yaparlarsa uygun bir çözümde anlaşılabilirler.

Gençle İletişim İçin Zaman Yaratılmalı

Çocuğunuza zaman ayırmakta ihmalkâr davranmayın. Çocuğunuza kendini nasıl hissettiğini sormayı alışkanlık haline getirin. Çocuğunuzun mahremiyetine saygı duyun. Mahremiyet çocuğun bireyselleşmesini sağlar. Onun mektuplarını, yazışmalarını ya da günlüğünü okumak, telefon konuşmalarını gizlice dinlemek saygısızlıktır. Bu tür davranışlar, çocukla aranızda "açık iletişim" kurulmasına engel olur. Unutulmamalıdır ki bireyler kendilerine saygı duyanlara saygı duyarlar.

Nasihat Vermek Yerine Örnek Olun

Çocuklarınız sadece söylediklerinizi değil yaptıklarınızı da yaparlar. Kitap, gazete okuyorsanız onlar da okumak isterler; sigara ya da alkol gibi alışkanlıklara sahipseniz onlar da bu alışkanlıkları doğal karşılayıp hayatlarına alabilirler. Birçok aile, çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Çocuğunuz böyle bir problem yaşayana kadar beklemeyin. Çocuğunuzu bu tür konular ve olası sonuçları hakkında bilgilendirin. Spor, müzik, tiyatro gibi daha sağlıklı etkinliklere katılmasını teşvik edin. Bu yaş grubundaki kişiler bir yere ait olma isteğinde olurlar. Dolayısıyla iyi bir yere ait olmadığında kötü bir yere ait olma ihtimali yükselecektir.

Güzel Arkadaşlıklar Kurmasını Teşvik Edin

Çocuğunuzun arkadaşları hakkında bakış açınızı değerlendirin. Sonra belli arkadaşları seçmeye zorlamadan nasıl yardımcı olabileceğinizi düşünün. Çocuğunuzu arkadaşlarıyla birlikteyken gözlemleyin ve başkalarına karşı yanlış hareketleri olup olmadığına bakın. Bu konuda onunla konuşurken olumsuz davranışlarının yanı sıra olumlu davranışlarına da işaret edin. Eğer çocuğunuzun hiç arkadaşı yoksa arkadaş edinmesi için birlikte çaba gösterin. Arkadaşı olmadığı için neler hissettiğini ifade etmesine destek olun. Arkadaşlıklarını onaylamadığınızda, niye problemli ve istenmeyen kişilerle arkadaş olduğunu anlatması için çocuğunuzu yüreklendirin. Kendi deneyimlerinizi, arkadaş ilişkilerinizdeki sorunları, bunları nasıl çözdüğünüzü açıklıkla anlatın. Ona da kendini ifade etmesini öğretin, kendi duygu ve düşünceleri olmasını destekleyin ki sizinle iletişim kurmaktan çekinmesin.

Çocuğunuzla Etkili İletişim İçin 7 Altın Kural
Çocuğunuzu sevmeniz ve bunu hissettirmeniz her şeyden daha değerli
Çocuğunuzla empati kurun.Konuşurken onu dinlediğinizi ve anladığınızı gösterin.Çocuğunuzla iletişim kurarken aynı anda başka bir şeyle ilgilenmeyin.Fikirlerine saygı gösterin.Çocuğunuzun sözünü kesmeyin, düşüncelerinizi konuşması bittiğinde aktarın.Konuşulan konu her ne olursa olsun hafife almayın
loading...

Kahve İçmek Ömrü Uzatıyor Mu?

Amerika'da sonuçlanan yeni bir bilimsel araştırmanın sonuçlarına göre kahve içmek ömrü uzatıyor olabilir. Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü uzmanlarının yaptığı açıklamaya göre; kahve içmenin kötü bir alışkanlık olduğu düşüncesi sanıldığı kadar doğru değil. 

İki yüz bin sağlık çalışanı üzerinde 30 sene boyunca yapılan bilimsel bir araştırmanın sonuçlarına göre; günde 3-5 kupa kahve içenlerin, içmeyenlere oranla kalp hastalıkları, şeker hastalığı, parkinson gibi nörolojik hastalıklardan ölme riskinin ortalama %15 daha az olduğu ortaya koyuyor. Erkeklerde bu etkinin %12, kadınlarda ise %16 olduğu düşünülüyor. Geçmişte İngiltere'de dört yüz bin kişi üzerinde yapılan başka bir araştırmada da aynı sonuçlara ulaşılmıştı.

Eğitiminin bir bölümünü Oxford Brookes'ta tamamlayan Diyetisyen Gizem Şeber kahve ömrü nasıl uzatabilir, depresyon riskini azaltır mı, kimler kahve içmemeli gibi soruların yanıtlarını veriyor.

KAHVE ÖMRÜ NASIL UZATIYOR OLABİLİR?
Bilim adamları kahvenin; vücutta iltihaplanmayı azaltarak ve daha iyi bir kan şekeri dengesi yaratarak bu etkiyi yarattığını düşünüyorlar. Kahvenin antioksidan yani vücudu zararlı maddelerden temizleme etkisinin de payı olduğunu belirtiyorlar.

DEPRESYON RİSKİNİ AZALTIYOR
Harvard Üniversitesi'nin açıklamasına göre, kahve bütün bu olumlu etkilerinin yanı sıra depreyon riskini %20'ye kadar, intihar riskini ise %53'e kadar azaltmaya yardımcıdır. Ancak aşırı miktarda yani günde 5 kupadan fazla kahve tüketiminin anksiyete yaratabileceği birçok sağlık otoritesi tarafından açıklanmıştır.

SİGARA İÇENLERDE DURUM NEDİR?
Yapılan bilimsel çalışmada sigara içmeyen kişiler yer almıştır. Bu nedenle sigara içenlerde kahvenin yaşam süresi üzerine etkisi bilinmiyor.

KİMLER KAHVE İÇMEMELİ?
Reflü, ülser, gastrit gibi sindirim sistemi problemi olanlar, akut veya kronik ishali olanlar, hipertansiyon hastaları ve yüksek kolesterolü olanların kahve içmemesi gerekir. Kan potasyum seviyesi yüksek olanların, karaciğer veya böbrek problemleri yaşayanlarında kahveden uzak durması gerekiyor.Yine gebelik ve emzirme döneminde kahve tüketimi sakıncalıdır.

NASIL BİR KAHVE? NE KADAR KAHVE?
Kahvenin olumlu etkilerinden yararlanırken kilo almamak için; kremalı kahvelerden kaçınmakta fayda var. Çünkü bir büyük boy kremalı kahvenin kalorisi neredeyse bir hamburger menüye eşittir. Bunun dışında şekersiz kahve en iyi tercihken, az miktarda süt ilave edilmesi çok sakıncalı bir durum değildir. Günlük kafein limiti de düşünüldüğünde günde 3 kupa kahveyi aşmamak sağlık açısından en idealidir.

SAĞLIKLI YAŞAM TARZINA EKLEYİN
Amerika Ulusal Sağlık Komisyonu; kahvenin tek başına ömrü uzatmak konusunda mucize olarak görülmemesi gerektiğini; sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigarasız bir hayata destek olarak kullanılabileceğini belirtmiştir.

loading...
Logo_4