Bugün yayına giren yazılar
print this page
Son Yazılar

Çocuklar üzerinden birbirinizle hesaplaşmayın!

Uzmanlar boşanan çiftleri uyardı: Boşanma sürecinizde çocuklarınız üzerinden hesaplaşarak onları pinpon topu haline getirmeyin.

Ayna Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden Uzman Psikolojik Danışman Funda Tekelioğlu, boşanan ebeveynlerin yeni hayatlarına ve rollerine uyum sağlamaya çalışırken çocukları üzerinden eski eşleriyle hesaplaşabildiğine dikkat çekerek, “Bu süreçte, çocuklarınızı pinpon topu haline getirmeyin. Çocuklar ancak sevildiğinden eminse yeni durumlara uyum sağlayabilme gücüne sahip olur” uyarısı yaptı.
Evliliklerini sona erdiren ebeveynlerin yeni yaşamlarına uyum sağlamaya çalışırken çocuklarının bu değişimden nasıl etkilendiğini göz ardı etmemesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, “Çocuklarınız üzerinden birbirinizle hesaplaşmayın, onları pinpon topu haline getirmeyin” uyarısı yaptı.

“Boşanma evliliğin yasal bitişidir ama çiftler duygusal olarak birbirinden uzaklaşmamışsa ya da aralarında hala tamamlanmamış meseleler kalmışsa çocukları üzerinden hesaplaşma çabasına girebiliyor” diyen Ayna Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden Uzman Psikolojik Danışman Funda Tekelioğlu, “Bu süreçte ebeveynler yoğun ve olumsuz duygular içindedir. Yeni bir ev, yeni bir hayat, yeni arkadaş çevresine uyum sağlamanın stresiyle çocukları da olumsuz yönde etkileyecek büyük bir güce sahiptir. Onlar yeni rollerine uyum sağlamaya çalışırken, çocukları da kendi durumlarıyla ilgili endişe, belirsizlik ve zihin karışıklığı yaşar. Güven duyguları azalır. Çocuklar ancak sevildiğinden eminse, anne ve babasının sevgisini kaybetmeyeceğine inancı tam ise yeni durumlarına uyum sağlayabilecek güce sahip olur” değerlendirmesini yaptı.

Boşanma Sonrası Ebeveyn Tutumları

Boşanma sırasında ve sonrasında ebeveyn tutumlarındaki değişimlerle ilgili bilgi veren Tekelioğlu, ebeveynleri ‘Var-Yok’, ‘Reddedilen’, ‘Düşman’, ‘Saldırgan’, ‘Çocuğundan Boşanan’ olarak sınıflandırdı ve şu bilgileri verdi:
“Var-yok olarak adlandırdığımız ebeveynin ziyaret gün ve saatleri düzensizdir. Ekonomik açıdan çocuğunu kısıtlar. ‘Reddedilen ebeveyn’ tipinde, çocuk duygusal olarak zayıf gördüğü ebeveynine yakınlaşır, onu mağdur görür ve ona karşı kendini sorumlu hisseder. Diğer ebeveynini reddeder, görmek istemez, öfkeli davranır. ‘Düşman ebeveyn’ tipinde velayeti alan, çocuğu diğer ebeveyne göstermez. Velayeti alamayan ebeveyn ile çocuğun görüşmelerini engeller, çeşitli bahanelerle çocukları için program yaparak diğer ebeveyniyle ilişkilerini düzensizleştirir. ‘Saldırgan‘ olarak adlandırabileceğimiz ebeveyn tipinde boşanan eşler birbirlerine karşı güvensizdir, çocuğu paylaşamazlar ama çocuğun ihtiyaçlarını göz ardı ederler. Aralarında daha iyi ve sevilen ebeveyn olma rekabeti vardır. ‘Çocuğundan boşanan ebeveyn’ tipinde ise velayeti almayan ebeveyn adeta ortadan kaybolur ve çocuğu ile ilgili hiçbir sorumluluk almaz.”

Taraf Tutturmayın, Ondan Vazgeçmeyin!

Boşanma sürecini çocukların hasarsız ve kendilerini güvende hissederek atlatabilmeleri için ebeveynlere önerilerde de bulunan Tekelioğlu, bunları şöyle sıraladı:

• Ebeveyn rolünüzden asla vazgeçmeyin.
• Kendi duygularınızı sanki çocuğunuzun duygularıymış gibi algılamayın.
• Çocuğunuz ile empati kurun.
• Velayeti almayan ebeveyn, ziyaret saatlerini aksatıyor veya unutuyorsa çocuğunuza annesinin/babasının neden gelemediğine dair bahaneler uydurmayın. Sadece önceden önlem alarak çocuğunuza alternatif programlar hazırlayın ve uygulayın.
• Çocuğunuzun taraf tutmasını gerektirecek tüm davranışlardan uzak durun.
• Boşandığınız eski eşinizle ilgili olumsuz düşüncelerinizi çocuğunuzla veya çocuğunuzun yanında başkalarıyla konuşmayın.
• Çocuğunuzun ihtiyaçları ile kendi ihtiyaçlarınızı karıştırmayın. Onun her ne olursa olsun annesine ve babasına ihtiyacı olduğunu hoşlanmasanız da kabul edin.
• Çocuğunuzla görüşmeleriniz engelleniyorsa, çocuğunuzu telefonla aramaktan, onu görmeye çalışmaktan kesinlikle vazgeçmeyin. Umutsuzluğa kapılıp çabalarınızı azaltmayın.
• Anne- baba sorumlulukları ile ilgili tartışmalarınızı çocuğunuzdan uzak tutun. Eğer çocuğunuz bir şekilde bu tartışmalara tanık olmuşsa, kendi meseleniz olduğunu ve sizin çözebileceğinizi ifade edin ve size güvenmesini sağlayın.
• Haberleşme yolu olarak çocuğunuzu kullanmayın.
• Çocuğunuza boşanmış olmanın veya “iyi ebeveyn” olamamanın suçluluğu ile hediyeler almayın, kural koyarken tutarsız davranmayın.
• Çocuğunuzun sorumluluklarının kendi yaşı ile doğru orantılı olmasına dikkat edin.
0 yorum

Yiyerek zayıflamanın adı

Doyana kadar ve canınızın çektiği şeyleri yiyeceksiniz, aynı zamanda da zayıflayacaksınız. Hayal gibi geliyor değil mi? Oysa hepsi gerçek. ‘Volümetrik diyet’ sayesinde rejimde olmanın artık yeni bir anlamı var.

Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. ‘Volümetrik diyet’te amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

Volümetrik diyet, başka bir deyişle ‘hacim diyeti’ olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ''doyana kadar ye'' prensibine dayanıyor. Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ‘volümetri'den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ‘evet’ deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.

Pennsylvania'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, ‘doyana’ kadar yemek yiyor. Bu durumda ‘ne’ yediğinin de pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç 'doydum' hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak volümetrik diyeti geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor:
''Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü 'açlık' hissinin bastırılması gerekiyor!''

Bir günlük örnek mönü

SABAH 
Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.

ARA 
Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak, hem de daha doyurucu olacak.

ÖĞLE 
Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetosunun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!

0 yorum

İyi bir cinsel yaşam istiyorsanız

Birlikteliğiniz aynı yatağa girmekten öteye gitmiyorsa cinsel yaşamınızda sorun var demektir. 

Cinsel yaşamınız ilk günlerdeki heyecana hasret kaldıysa yatağınızdaki düşmanları tanımıyorsunuz demektir. İyi bir cinsel yaşam istiyorsanız düşmanı yakından tanımalı ve yatakta önleminizi almalısınız.


Stres
Stres altında yaşamaya alışkın biri olabilirsiniz. Hatta stresle baş etmeyi öğrendiğinizi de düşünebilirsiniz. Fakat yatakta aynı oranda başarılı olamazsınız. İş stresi, maddi konular libidoyu etkiler, cinsel arzular siz farkında olmadan azalmaya başlar. Böyle bir durumla karşı karşıya olduğunuzda stresinizle baş etmenin yollarını öğrenmeli, gerekirse bir uzmandan yardım almalı ve stresi mümkün olduğunca ilişkinizden uzak tutmaya çalışmalısınız.


İlişki problemleri
Cinsel yaşamdaki sorunların altında ilişki problemleri yatar. Özellikle kadınlar eşleriyle yaşadıkları sorunları yatağa girer girmez unutamazlar. Bu da cinsel mutluluğa engel olur. Yataktaki bu problemi aşmak için aranızdaki sorunları halletmeden yatağa girmemeye çalışmalısınız.


Uykusuzluk
Eğer cinsel yaşamınız eskisi gibi değilse sebeplerden biri de az uyku olabilir. Sabah erken kalkıyor ve akşamları da geç yatıyorsanız arzulu bir cinsel yaşamınızın olmaması gayet normaldir. Az uyku yorgunluğu beraberinde getirirken yataktaki heyecanı da alıp götürür.


Anne ve baba olmak
Bir bebek sahibi olmak dünyanın en güzel olaylarından biridir. Fakat ilk zamanlar çiftler, bebek ağlayacak korkusuyla birlikte olmaktan çekinirler. Oysa günün belirli saatlerini birbirinize ayırmalısınız ve örneğin; bebeğinizin derin bir uykudayken birlikte olmayı denemelisiniz.


İlaç tedavisi
Bazı medikal tedavilerin libido üzerinde etkisi vardır. Bunlar arasında çoğunlukla antidepresanlar, kemoterapi, tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları bulunur. Böyle bir durumda doktorunuzla konuşarak size başka bir ilaç tedavisi vermesini isteyebilirsiniz.


Vücudunuz
Aldığınız fazla kilolar ya da vücudunuzdaki bazı değişimler yatakta kendinizi rahat hissetmemenize neden olur. Bu da cinsel yaşamda mutsuzluğu beraberinde getirir. Yapılan araştırmalar yatakta kendilerine güvenen ve kusurlarını kafasına takmayan çiftlerin çok daha mutlu bir cinsel yaşama sahip olduklarını ortaya koymuştur. Bu nedenle yatağa girdiğinizde eşinizin sizin kusurlarınızı göreceğini düşünmekten vazgeçmeli ve sizi ne kadar sevdiğini düşünmelisiniz.


Obezite
Çok kilolu olmak ya da obezite cinsel isteksizliğe ve yatakta performans düşüklüğüne neden olur. Bunun sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte güven eksikliği, sosyal kısıtlanma gibi sebepler ve psikolojik sorunlar buna neden olabilir.


Depresyon 
Antidepresanlar gibi depresyon da cinsel isteksizliğe neden olur. Aynı zamanda eğer sebepsiz yere cinsel isteksizlik yaşadıysanız sebebi depresyon olabilir.


Menopoz
Menopoza giren birçok kadının sorunlarından biri de cinsel isteksizliktir. Çünkü menopoz döneminde kadınlar vajinal kuruluk ve acı gibi sorunlar yaşarlar. Bu da cinsel yaşamı isteksiz bir hale getirir. Böyle bir durumda bir uzmana danışarak yardım alabilir ve kullanılan ilaçlar değiştirilerek soruna çare bulunabilir. 
0 yorum

Kanser riskiniz olabilir

Kadınların yaşadığı bazı jinekolojik sorunlar kanserin ilk belirtileri olabiliyor. 


Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Petek Balkanlı Kaplan, menopoz sonrası kanamaların mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi. Kaplan, yaptığı açıklamada rahim kanserinin, üreme organları kanserleri arasında en sık görüleni olduğunu söyledi.

Rahim kanserinin genellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda menopozdan sonra görüldüğünü söyleyen Kaplan, şöyle devam etti:
“Rahim kanserinin nedeni tam olarak bilinmemekle 
birlikte, progesteron (yumurtalıklardan salgılanan cinsiyet hormonu) ile karşılanmamış östrojen (kadınlık hormonu) ana risk faktörüdür. Rahim hücreleri uzun süre yüksek dozda östrojene maruz kalırsa kontrolsüz olarak büyür. Önce rahim içi zarı kalınlaşması ve ardından kanser oluşur. Kanser oluş sıklığı hormonal değişikliklerle ilişkilendirilebildiğinden, hormon düzeyini yükselten her koşul kadınlar için risk artırıcı bir durum olabilir.”

Kaplan, rahim kanserindeki diğer risk faktörlerini ise, yumurtalıklarla ilgili problemler, şeker hastalığı, hiç çocuk doğurmamış olmak, menopoza erken yaşta girmek, erken yaşta adet görmeye başlamak, kilo fazlalığı, yüksek tansiyon olarak sıraladı.
Rahim kanseri belirtileri

Rahim kanserinin erken evrede pek fazla bulgu vermediğini bildiren Kaplan, “Anormal vajinal kanama ve lekelenme, rahim kanserinin en önemli 
bulgularıdır. Kanamaların büyük bir kısmı menopoz sonrası kanamalardır. Hastalık ilerledikçe ağrı ortaya çıkabilir. Özellikle menopoz sonrası dönemde bütün kanamalar mutlaka araştırılmalıdır” dedi.
Kaplan, rahim kanserine kesin tanının biyopsi ve patolojik incelemelerin ardından konulduğunu belirtti.
Tedavi

Rahim kanserinde tedavi şeklinin ameliyat olduğunu ifade eden Kaplan, şunları kaydetti:
“Operasyonda rahim, yumurtalıklar ve karın içinden sıvı alınması, karnı örten yağlı gözenekli doku ve lenf nodlarının çıkarılması gerekir. İleri vakalarda ilave olarak karın zarı, bağırsaklara tutulmuş kısımları ve etkilenmiş organlar çıkarılabilir.

Erken evrelerde teşhis edilen rahim kanserinin iyileşme şansı yüzde 95'tir. Hastaların büyük kısmı olay rahim dışına ulaşmadan yakalandığından rahmin ve yumurtalıkların çıkarılması, tedavi için yeterli olmaktadır. Daha ilerlemiş vakalarda kanserli dokuların tamamının çıkarılması mümkün olmayabilir. Bu hastalarda ilave kemoterapi ve radyoterapi gerekmektedir.”

Kaplan rahim kanserinden korunmak için normal kiloda olmanın, östrojen tedavisi sırasında progestron kullanmanın, anormal vajinal kanama olduğunda hemen doktora başvurmanın ve düzenli jinekolojik kontrolleri aksatmamanın önemli olduğunu sözlerine ekledi.

0 yorum

Kolesterol Yiyerek Düşürülebilir mi?


Kolesterol düzeyinizi ilaç içmeden, sadece beslenmenizi düzenleyerek düşürmeniz mümkün. 

M-Onep Klinikleri Beslenme Uzmanı Banu Eroğuz Demirözü; kolesterolü sağlıklı düzeyde tutmak ve gerekirse düşürmek için uygulanması gereken beslenme düzeni hakkında bilgiler verdi.

Kolesterol Nedir?

Kolesterol beynin çalışması için gerekli bir maddedir. Hormonal sistemin ana unsurlarındandır.
Günlük alınması gereken kolesterol miktarı 1500 mg’dır. Bu miktarın önemli bir kısmını karaciğer yaparken, 200–800 mg’lık kısmının besinlerle alınması önerilir.

Kolesterol probleminin en önemli sebepleri arasında genetik özellikler hareketsizlik, yanlış beslenme (hayvansal ve doymuş yağların, şekerli gıdaların aşırı tüketilmesi) ve buna bağlı olarak gelişen fazla kilolar ve stres sayılabilir.

Kolesterolün Sağlıklı Seviyede Olması İçin...

1- Bol meyve ve sebze tüketin: Bunu yaparken farklı seze ve meyveleri tüketmeye özen gösterin. Posa oranı yüksek sebzeler (ıspanak, kıvırcık, lahana), C vitamini oranı ve posası yüksek meyveler (portakal, greyfurt, kivi vb.) kolesterolün düşmesine yardımcı olur.
2- Doymuş yağ tüketimini azaltın: Yağlı et ve şarküteri ürünleri, tam yağlı süt, peynir ve yoğurt yerine yağsız etleri, Omega 3’den zengin yağlı balıkları, yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünlerini tercih edin. Zeytinyağı kullanın. Ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar da omega 3 açısından zengindirler.
3- Ekmek tercihinizi değiştirin: Yulaf, çavdar ve tam buğday unundan yapılan ekmek ve makarnaları, bulgur ve kahverengi pirinci tercih etmeye başlayın. Yüksek trans yağ içeren abur cuburlardan uzak durun.
4- Kurubaklagil tüketiminizi artırın: Kurubaklagiller yüksek posa içeriklerinin yanı sıra bitkisel proteinden de zengindir.
5- Tuzu azaltın: Pişirirken kullandığınız tuzu olabildiğince azaltın ve sofrada tuzluk bulundurmayın. Lezzet için taze kokulu otları ve baharatları tercih edin.  Doğal olmayan çeşnileri ve lezzet verici sosları kesinlikle kullanmayın.

Kolesterolün Düşürülmesine Yardımcı Gıdalar

Özellikle Omega 3 içeriği yüksek besinler (yağlı balıklar, yağlı tohumlar), posa içeriği yüksek sebze ve meyveler (ıspanak, lahana, brokoli, elma, ayva, kayısı vb.), C vitamini yüksek meyveler (portakal, mandalina, greyfurt, kivi), kurubaklagiller (nohut, kuru fasulye, soya vb.) Kolesterolün düşürülmesine yardımcı gıdalar arasında sayılabilir. Damar sertliğinin en önemli sebepleri arasında HDL düşüklüğü sayılabilir. HDL damar duvarına yapışmış kolesterolü karaciğere geri taşıyıp safra yollarıyla atılmasını sağlar. Böylece damarların temizlenmesi sağlar, inflamasyonu durdurur, kan pıhtılarının oluşumunu engeller. Bu sebeple kan HDL düzeyinin yüksekliği önemlidir. Ceviz, badem ve fındık gibi yağlı tohumlar zengin omega 3 içerikleri sebebiyle kan HDL düzeyinin yükselmesine yardımcı olmaktadır.

Tüketilen yağın miktarı kadar doymuşluk oranı da önemlidir. Katı ve doymuş yağlar kötü kolesterol LDL’nin düzeyini artırarak damar sağlığını bozar. Doymuşluk oranları düşük ve doymamışlık oranları yüksek sıvıyağlar kalp sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır. Özellikle doymamış yağların en önemli kaynaklarından olan zeytinyağı; iyi kolesterol HDL‘nin yükselmesine yardımcı olmaktadır.

Süt ve süt ürünleri yüksek kalsiyum ve protein içeriklerinden dolayı günlük beslenmemizde önemli bir yere sahiptir. Ancak yağlı süt, yağlı peynirler ve yağlı sütten yapılmış özellikle kaymaklı yoğurtlar doymuş yağlar ve kolesterolden zengindir. Bu sebeple de yüksek kolesterol, damar sertliği ve tansiyon sorunu olanlar tarafından dikkatli tüketilmeli; bunların yerine az yağlı ürünler (az yağlı sütten yapılan taze peynirler, lor peyniri, yoğurt vb.) tercih edilmelidir.
0 yorum

Duygularınızı incitmelerine izin vermeyin



İlişkilerde bazen erkeklerin hareketleri sözlerinden daha yüksek sesle konuşur.

Gelecek ile ilgili bir şey düşünmüyor.

Geleceğinizle ilgili planlamalar yapmak ya da en azından genel hedeflerinizin olması tatmin edici bir hayatın anahtarıdır. Aynı şey devamlı ve mutlu ilişkiler içinde geçerlidir. Bir ilişkinin tatmin edici olması için partnerlerin karşılıklı onayladıkları hedefler belirlemeleri gerekir.

Bu amaçların sadece ilişkinizle ilgili olması gerekmez. Örneğin, erkek arkadaşınız yeni bir iş bulma konusunda ilgili değilse ya da 10 yıl sonra nerede olmak istediği konusunda hiçbir fikri yoksa uzun süreli bir ilişki de hedefleri arasında değildir.

Özel günleri unutuyor.

Çift olduğunuzda özel günler- doğumgünü, yıldönümü, kariyerle alakalı olaylar- daha fazla ilgi isterler.

Erkeklerin unutkan oldukları kaçınılamaz bir gerçek ama siz ona doğumgününüzün zamanını iki kere hatırlatmak zorunda değilsiniz.

Erkeklerin bazı şeyleri unutmaları göz ardı edilebilir fakat bunu her zaman yapıyorsa bu sizin onun önceliklerinin arasında olmadığınızın bir göstergesidir.

Sizin tahmin etmenizden keyif duyuyor.

Konu ilişkilerde güven olduğunda karşı tarafı güvende hissettirmek önemlidir. Yaptığı planlara karışmamak ve bazen sadece merhaba demek için aramak basit ama karşılıklı güvenin en güzel yoludur.

Günlük hayatında ne yaptığını bilmiyorsanız, sorduğunuzda belirsiz cevaplar veriyorsa ya da direkt bir cevap almak için 20 tane soru soruyorsanız ona güvenmek konusunda kaygılanmalısınız.

Bu güvensizliğin nedeni çiftler arasındaki büyük tartışmalar değildir. Bu iletişim eksikliğinin büyümesinden ve ilişkinin git gide duraklamasından kaynaklanıyor. İlişkiler sadece alış verişten ibarettir.

Size karşı cömert değil.

Eğer erkek arkadaşınız para konusunda dikkatli ise bu iyi bir işarettir. Ama dikkat ve cimrilik arasında büyük bir fark vardır. Özelliklede cimriliği ilişkinizde büyük bir paya sahipse.

Herkesin paraya inancı farklıdır. Ama siz bir çiftseniz finansal konularda birbirinizle açıkca konuşmalısınız. Eğer arkadaşları ile gideceği bir tatile hiç düşünmeden para harcıyor ya da kendisine güzel kıyafetler alırken hiç düşünmüyor ama konu sizinle dışarda bir yemek yemeye gelince elini cebine atmaktan çekiniyorsa artık konuşma zamanınız gelmiş demektir.

Para aşkınızı satın alamaz ama aşkınızın içinde bir yere sahiptir. Finansal konularda konuşmak rahatsız edicidir, birçok çift büyük bir hata yaparak bu konularda sessiz kalıyor.

Arkadaşları ile dışarı çıkmayı tercih ediyor.

Erkeklerin arkadaşları ile zaman geçirmeleri sağlıklıdır ama siz kendinizi dışarıda hissediyorsanız bu durum kötüdür.

Ona kendisini açıklaması için bir fırsat verin. Aranızda paylaşacak ortak birşeyler yok mu? Ona eğlenebileceği planlar önerin ya da ikiniz yeni ortak birşeyler bulun. Ama size sizinle vakit geçirmektense tek başına olmayı tercih ettiğini söylerse artık gitme vaktiniz gelmiş demektir.

Erkekler değişken yaratıklardır ama duygularınızı incitmelerine izin vermeyin. Dikkat edin ve ne zaman gideceğinizi bilin.

0 yorum

Göz kalemi ile yapabileceğiniz 25 taktik

Bir göz kalemi ile neler yapabileceğinizi hiç düşündünüz mü? İşte size 25 süper taktik…

1- Kaşlarının daha kalın ve belirgin görünmesini istiyorsan, göz kalemini kaş kalemi olarak kullanabilirsin.

2- Koyu renk farın mı bitmiş? Siyah, gri ya da kahverengi kalemlerin ile göz kapağını boya ve bir pamuk yardımıyla dağıt.

3- Geçici dövme yapmak için göz kalemini kullanabilirsin. Tek yapman gereken istediğin şekli çizmek! Üstelik beğenmezsen yıkayarak kolayca çıkartabilirsin.

4- Not almak için kalem bulamadın mı? Göz kalemin bu iş için birebir!

5- Kedi gözlere sahip olmak için çektiğin kalemi göz bitiminden şakaklarına doğru uzatman yeterli!

6- 60’ların modasına uymak istersen, kaleminle yanağına bir ben kondurabilirsin!

7- Göz kalemi erkeklere de çok yakışıyor! Johnny Depp bunun en büyük kanıtı! Sen de erkek arkadaşının gözlerine sürmeyi dene:)

8- Uzun saçların seni bunalttı ve yanında toka yok… Saçlarını dolayıp topuz gibi yap ve kalemini saçlarının ortasına batırarak toka olarak kullan!

9- Japonlar gibi çekik gözlere sahip olmak istiyorsan, göz kalemini üst ve alt kirpiklerinin ortasından başlayarak göz bitimine kadar kalem çek!

10- Resim yaparken fonu renklendirmek için göz kalemini kullanabilirsin! Kalemi yatay olarak tutup kağıdı boya ve sonra da parmağınla dağıt!

11- Okuldaki tiyatro gösterilerine hazırlanmak için göz kaleminden faydalanabilirsin. Kedi bıyığı yapmak, göz altında morluklar oluşturmak için siyah bir göz kalemi yeterli.

12- Eğer beyaz tenliysen, kahverengi göz kalemi çekerek yüz hatlarını yumuşatabilirsin!

13- Gözlerin büyükse, iç kısımlarına kalem çekerek onları daha küçük gösterebilirsin.

14- Gözlerini daha büyük göstermek istiyorsan, alt ve üst çevresine kalem çekmen yeterli!

15- Gözlerin aşağı doğruysa, kirpik diplerine düz şekilde kalem çekerek hoş bir görüntü elde edebilirsin.

16- Gözlerinin çekik görünmesini istiyorsan, göz pınarından başlayıp gözün bitiş çizgisine kadar kalem çekmelisin.

17- Gözlerinin iç ve dış kısmına kalem çekmen, bakışlarının daha da anlamlı olmasını sağlar.

18- Göz kalemini çektikten sonra bir kulak çubuğu ile çizgiyi dağıtmayı dene. Böylece Cansu Dere’ninki gibi buğulu bakışlara sahip olabilirsin.

19- Alt göz kapağına beyaz kalem çekersen, gözlerinin daha parlak görünmesini sağlayabilirsin.

20- Gözlerin birbirinden uzaksa, göz ortasından göz pınarına kadar alt ve üst kısmına kalem çekmelisin.

21- Gözlerin birbirine yakınsa, ortasından göz sonuna kadar alt ve üst kısmına kalem sürmelisin.

22- Kaşlarını daha uzun göstermek istiyorsan, uygun renkli bir göz kalemi ile kaş çizgini uzatabilirsin.

23- Renkli gözlüysen, renkli göz kalemleri kullanmayı denemelisin. Mavi ve yeşil tonlarındaki kalemler bakışlarını yumuşatır.

24- Sadece üst kirpik diplerine kalem sürmen, gözlerinin daha kalkık görünmesini sağlar.

25- Düz renk bir tişörtünün üzerine istediğin deseni çizip geçici bir süreliğine yeni bir tişörte kavuşabilirsin.

0 yorum

Anne Sütünün Antibiyotik Kullanımı Gerektiren Hastalıkları Azalttığını Biliyor Muydunuz?



Sevgili anneler, anne sütü mucizedir, bebeğiniz ilk doğduğu andan itibaren büyüme ve gelişme için gerekli olan tüm sıvı, enerji ve besin ögelerini içerir. Eşsiz içeriği ile bağışıklık sistemi gelişimini destekler, antibiyotik kullanımı gerektiren hastalıkları azaltır.

Bebeğinizin bağışıklığını guclendirmek için onu 2 yaşına kadar anne sütü ile besleyin. Anne sütü alımı azaldığındaysa bebeğinizin bağışıklığını Aptamil ile desteklemeye devam edebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
-->
0 yorum

Yakışıklıları etrafınıza toplayın

Sadece erkeklerle flört edilmez
Bu 15 mükemmel öneri istediklerinizi elde etmeniz konusunda size yardımcı olacaktır.

Mükemmel flört için 15 öneri.

Flört bir sanattır! Ve sadece erkeklerle flört edilmez. Hayatınızdaki herkesle uyumlu bir ilişki yaşamak istiyorsanız onlarla küçük küçük flört edin. Örneğin komşunuza çiçekleri sularken yardımcı olun, annenize ne kadar zayıf göründüğünü söyleyiniz.

İlişkilerinizde karşı konulamaz cazibenizle partnerinizin başını döndürüyor olabilirsiniz, ama bu gücünüzü hayatınızın diğer alanlarına yansıtamıyorsanız, tahmin ettiğinizden daha fazla şey kaçırıyorsunuz demektir. Erkekler, kız arkadaşlarınız, patronunuz, çocuklar, hatta köpeğiniz bile sizin çekim alanınızda olmalı.

HEM EĞLENCELİ HEM CESUR
Sevginizi ve hoşgörünüzü cömertçe sergilemeniz, yalnızca insanların üzerinde olumlu bir etki bırakmakla kalmayacak aynı zamanda hayatın her alanında istediklerinizi elde etmeniz konusunda da size yardımcı olacaktır. Flört, sanıldığı gibi yalnızca kadınerkek ilişkisinden ibaret değildir. Çok farklı biçimlerde de karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Gündelik yaşantınızda, etkileyici bir gülümseme ve biraz samimiyetle, karşınızdakileri kendinize hayran bırakabilir ve sizin için ellerinden geleni yapmalarını sağlayabilirsiniz. Cosmopolitan dergisi, birilerinin kalbini kazanırken dekoltenizi ikinci plana atacak en eğlenceli ve en cesur ipuçlarını 50 maddede topladı. Burada sadece 15 maddesini görebileceğiniz yazının tamamını Cosmopolitan'dan okuyabilirsiniz.

İnsanları çekim alanınıza alın

1- Sevgilinizin patronuyla tanışmak üzere gittiğiniz yemekte; tokalaşırken, iki elinizi de kullanarak karşı tarafın elini kavrayın. Bu etkili jestle samimiyetinizi gösterin.

2- Alışveriş için gittiğiniz mağazadaki satış görevlisini görür görmez isteklerinizi sıralamak yerine, ona ne kadar enerjik göründüğünü söyleyin.

3- Komşunuz bahçesinde çiçeklerle uğraşırken yardım etmeyi teklif edin. Böylelikle yazın tatile çıkarken, komşunuz çiçeklerinizle ve evinizle ilgilenmeyi teklif edecektir.

Yakışıklıları etrafınıza toplayın

4- Erkeklerle dolu bir odada sıra beklerken bacak bacak üzerine atın, arkanıza yaslanın ve saçlarınızla oynamaya başlayın. Bakışların size yönelmeye başladığını hissedeceksiniz.

5- Arkadaşlarınızla gittiğiniz barda müzik dolabının yanında içkisini yudumlayan yakışıklı çocuğa, şarkı seçerken fikir danışın.

6- Maç yayınlayan bir bara gidin ve heyecanla maç izleyen fanatiğe hangi takımı tuttuğunu sorun. Böylelikle ilerleyen dakikalarda, birlikte tezahürat yapma fırsatı yakalayarak onunla iletişim kurabilirsiniz.

7- Yakın bir erkek arkadaşınıza hediye seçerken, mağazadaki en seksi satış elemanını gözünüze kestirerek ondan yardım isteyin.

Çevrenizle ilişkinizi güçlendirin

8- Utangaç bir kız arkadaşınızı, bir türlü açılamadığı yakışıklının duyabileceği şekilde övün, bol bol iltifat edin.

9- Annenize, son günlerde daha fit göründüğünü söyleyerek, kilo verip vermediğini sorun.

10- Büyükannenize hiçbir neden yokken en sevdiği çiçeklerden yaptırıp yollayın.

11- Arkadaşlarınızdan tavsiye isterken, sizi tamamen anlayıp, yardım edebilecek olan nadir insanlardan olduklarını söyleyin.

Erkek arkadaşınızı ateşlendirin

12- Sevgilinizle akşam yemeğindeyken dudağınızda kalan kırıntıyı temizlemek için, peçete yerine dilinizi kullanın.

13- Rafın tepesinde duran ağır kutuyu indirmek için sevgilinizden yardım isteyin. Bunun için onun güçlü kollarına ihtiyacınız olduğunu söyleyebilirsiniz.

14- Sevgilinizle birlikte uykuya dalmadan önce, başınızı koluna yaslayın. Ona yavaşça sarılırken, kol kaslarına dokunarak mırıldanın: "Mükemmel!

15- Bir gün dışarı çıkarken süper mini bir etek giyin. Gittiğiniz yerde merdivenlerden çıkarken, arkanızdan gelen sevgilinizin sizi gözleriyle takip etmesine izin verin.
0 yorum

Utandıran sağlık sorunları...

Birçok insan doktora gitmeye utandığı için bu hastalıklarla nasıl başedeceğini bilemiyor. Sun gazetesinde yer alan haberde, en utanç verici sağlık problemleri ve bunları düzeltmenin yolları şu şekilde açıklandı: 

1. Ağız Kokusu: 
Nefesinizin kötü kokması genellikle sabahları, özellikle ağzınız açık olarak uyuduğunuzda görülür. Fakat bazı insanlar, sosyal hayatlarını etkileyen derecede sürekli olan ağız kokusundan şikayet eder.

Nedeni: Susuzluk, bakımsız dişler, iltihaplı dişetleri ya da çok fazla alkol. Nadiren sünüs ya da akciğer sorunu da ağız kokusuna yol açabilir.

Tedavisi: Yeni bir diş fırçası alın ve dilinizi de fırçalayın. Tükürük akışınızı düzenlemek için sigara içmeyin, daha az kahve ve daha fazla su için. Eğer herhangi bir değişiklik olmazsa doktora ya da dişhekimine gidin.

2. Bağırsak Problemleri: 
İnsanlar günde ortalama 12 kez gaz çıkarırlar. Ancak, bunun daha sık olması bir sağlık sorunu olduğunun göstergesidir.

Nedeni: Sık sık gürültülü gaz çıkarıyorsanız, bunun nedeni İrritabl Bağırsak Sendromu ya da bağırsak kanseri olabilir. İshale gelince, küçük çocuklardaki rotavirüs gibi enfeksiyonlar en yaygın nedendir. Yetişkinlerde görülen bağırsak sorunları ise besin zehirlenmesi, ishal, bağırsak kanseridir.

Tedavi: Gaz çıkarmamak için, gazlı içeceklerden uzak durun ve hava yutmamak için daha yavaş yemek yiyin. Eğer, belirtiler devamlı oluyorsa ve kendinizi hasta hissediyor, kilo veriyorsanız doktora gitmelisiniz.
İshal için yetişkinler birkaç günlüğüne reçetesiz ilaçları deneyip ishalin geçip geçmediğini gözlemleyebilir.

3. Cilt Sorunları: 
Herkesin sizi işaret ettiği hissine kapılabilirsiniz, ancak cilt sorunları başkaları için daha az aşikardır. Akne ve egzama, utanılan en yaygın cilt sorunlarından ikisidir.

Nedeni: Akne, pul pul olan olan ve kaşınan cilt.

Tedavisi: Akne reçetesiz ilaçlara genellikle yanıt veriyor, eczacınıza sorabilirsiniz, ancak bazen dermatologa gitmeniz gerekebilir.

4. Aşırı Terleme: 
Aşırı kiloluysanız, aşırı alkol tüketiyorsanız ya da fazla baharatlı yiyecekler yerseniz terleyebilirsiniz. Ergenlik çağındakiler de aşırı terler.

Tedavisi: Kilo verin, içkiyi kesin ve güçlü bir ter önleyici kullanın. Bunlar işe yaramazsa, doktorunuza gidin.

5. Kızarma:
Birçok insan zor durumda kaldığında yüzü kızarır. Fakat bazı insanlar ise şapkası düştüğünde ya da hiçbir neden olmaksınız kızarır.

Nedeni: Sıcak basması menopozdan kaynaklanır. Bazı insanlar Çin yemeklerinde bulunan monosodyum glutamat isimli tatlandırıcı maddeyi yedikleri zaman kızarırlar.

Tedavisi: Eğer ergenlik çağındaysanız, kızarıklık bundan kaynaklanıyor. Değilseniz, baharatlı yiyecekleri, alkol alımını ve sıcak içecekleri kesin, kalın giysiler giymeyin.

6. Obezite:
 İnsan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olan obezite son yıllarda tüm dünyada hızla yayılıyor.

Nedeni: Genelde yaktığınızdan daha fazla kalorili yiyecekler yemekten meydana geldiği biliniyor. Ancak, bazen obezitenin altında başka nedenler yatıyor: kortizon tedavisi veya troid bezinin az çalışması gibi.

Tedavisi: Eczacınızdan yardım alabilir, internette diyet sitelerine bakabilir ya da WeightWatchers isimli Amerikan diyetini uygulayabilirsiniz.
0 yorum

Göbeğinizdeki şişlik mi fıtık mı?

Göbeğinizdeki şişlik fıtık habercisi olabilir!... Göbek bölgesinde gözle görünür bir şişlik ve ağrıyla kendini belli eden göbek fıtığının tedavi edilebilmesi için erken teşhis şart... 

Memorial Hastanesi Genel Cerrahi ve Organ Nakli Bölümü’nden Op. Dr. Yücel Yankol, “Göbek fıtığı ve tedavi yöntemleri” hakkında bilgi verdi.

Fazla Doğum Yapmış Kilolu Bayanlarda Risk Artıyor

Fıtık; karın bölgesindeki organların karın içini saran zarın oluşturduğu bir kese içerisinde, destek dokuların zayıf veya yırtık bir bölgesinden dışarı doğru çıkmasıdır. Karın duvarında çeşitli bölgelerde fıtık oluşabilmektedir. Göbek bölgesinde bu şikayetin olması durumunda göbek fıtığından bahsedilir. Yaklaşık 100 kişiden 4-5‘inde fıtık şikayeti mevcut olup, bunların % 8-9 ‘u göbek fıtığıdır.

Göbek fıtığı doğumdan itibaren her yaşta ve cinste görülmekle birlikte, fazla doğum yapmış kilolu bayanlarda daha sık rastlanmaktadır.

Aşırı Ağır Kaldırma Nedenlerden Biri

Göbek fıtığı oluşması için öncelikle göbekte bir zayıflık olması gerekir. Bu zeminde karın içi basıncı artıran, kronik öksürük, kabızlık, aşırı ağırlık kaldırma, idrar yaparken zorlanmaya sebep olan durumlar ( prostat şikayeti ), fazla kilo, aşırı kilo kaybı, çok sayıda hamilelik, assit ve karında kitleler göbek fıtığına sebep olabilmektedirler.

Gözle Görülen Şişlik Ve Şekil Bozlukluğu

Belirgin olması durumunda göbek bölgesinde gözle görülebilen bir şişlik ve şekil bozukluğu mevcuttur. Göbekte baskı hissi ve künt bir ağrı da şişliğe eşlik eder. Parmak ile göbek halkası hissedilir. Şişlik içeriye doğru itilebilir. Şikayetler fiziksel aktivite ile artabilmektedir.

Erken Teşhis Önemli

Göbek fıtığının içinde genellikle karın içi yağ dokusu olan omentum ve ince bağırsak bulunur. Göbekteki şişlik içeriye itilemiyorsa, hassasiyet artmışsa, tuvalet yapamama, bulantı ve kusma olmuşsa, akla dışarıya çıkan karın içi organların fıtık deliğinde sıkışması sonrası dolaşımın bozulması, doku harabiyeti olduğu ve sıkışan organın canlılığını kaybetmeden acil ameliyat gerektiği akla getirilmelidir.

Erişkin döneminde göbek fıtığının tek tedavisi cerrahidir. Göbek fıtığı zaman geçtikçe büyümesi ve kilolu hastalarda ciddi sorunlara sebep olabilmesi nedeniyle başlangıç halinde küçük boyuttayken ameliyat ile onarılması daha kolay ve sonuçları açısından daha başarılıdır. Ameliyat öncesi ideal olan hasta kilolu ise kilo vermesi ve karın içi basıncı arttıran etkenlerin (kronik öksürük, kabızlık, prostat şikayetleri, asit vb ) tedavi edilerek ortadan kaldırılmasıdır.

Ameliyat esnasında genellikle göbek çukuru korunmaya çalışılır. Ameliyat açık yöntemler ( Primer kapama ve yama ile tamir ) ile veya laparoskopik (kapalı) yöntem ile gerçekleştirilir.

0 yorum

İlişkide dengeler üzerine...

İlişkinizde bazı şeyleri ‘az’ veya ‘çok’ yaşamak yerine denge kurmayı başarabilmek, uzun vadeli ilişkinin sırrıdır.

Sevgini aşırı göstermek ya da hiç belli etmemek, vaktinin tamamını ona ayırmak ya da hiç ilgilenmemek… Tüm bu ilişki kriterlerinde dengeyi kurabilmek çok önemlidir. ‘Az’ veya ‘çok’lar yerine her şey dozunda yaşamanız ilişkinizin daha sağlıklı, dolayısıyla daha uzun vadeli olmasını sağlayacaktır.

Konuşma dengesi: evde ve arkadaş çevresinde konuşulacaklar…
Eleştirmek, alay etmek, küçümsemek… Bunlar kime, nerede ve nasıl yapılırsa yapılsın, iyi niyet içermeyen hareketlerdir. Hem karşınızdaki insanı kıracak, hem de sizi pek de mutlu bir insan yapmayacaktır. İlişkinizde de mutlaka insan içinde konuşulacaklar, aile içinde konuşulacaklar ve ikiniz baş başayken konuşulacaklar dengesini kurmak gerekir. Arkadaşlarınızın yanında, aslında ikinizin arasında kalması gereken konuları asla paylaşmayın. Eleştireceğiniz bir konu varsa bunu evde baş başayken yapın. Ve evde konuştuğunuz konular her zaman evde kalsın!

Tartışma dengesi: ne hep ne hiç…
Tüm kızgınlıkların içe atıldığı, hiçbir tartışmanın yaşanmadığı bir ilişki; sürekli kavga edilen ilişkiler kadar sağlıksızdır. Çünkü içe atılan tüm sıkıntılar ilişkinin ileri safhalarında çok daha büyük zedelenmelere yol açabilir. Sürekli kavganın da sağlıksız bir ilişkinin en büyük göstergesi olduğunu hepimiz biliyoruz zaten. Dolayısıyla burada dengeyi kurarak; gerektiğinde tartışabilmeyi, tartışmanın dozunu ayarlayabilmeyi ve uzlaşarak sona erdirebilmeyi iki tarafın da uygulaması yararlı olacaktır.

Sevgi dengesi: kendini adamak veya adamamak
Kimi insan karşısındakine sevgisini aşırı şekilde göstermekten hoşlanır. Sürekli onu sevdiğini söyler, sürekli onu öpmek ister ve kendisini tamamen ikinci plana atarak tüm planlarını ona adayarak yaşamaya başlar. Kimi insan ise çok sevmesine rağmen karşısındakine sevgisini bir türlü gösteremez; dile getiremez, sarılıp öpemez, ilgisini gösteremez. Bu her iki durum da ilişki için oldukça sağlıksızdır. Konu ‘ilgi ve sevgi’ olduğunda dengeyi kurabilmek çok önemli. Sevgiyi göstermek, evet, ama dozunu ayarlayabilmek gerekli. Kendini asla ikinci plana atmamak; ama her zaman yalnızca kendini de düşünmemek; buradaki dengeyi de kurabilmek oldukça önemli…

Uyku dengesi: biriniz çok erken, biriniz çok geç
Belki şaşıracaksınız ama bu bir gerçek. Yatağa farklı saatlerde girmenizin ilişkinizi bir süre sonra olumsuz etkilemeye başladığını fark edeceksiniz. Biriniz sabah çok erken kalkıyor, diğeriniz çok geç saatlere kadar uyuyabiliyor olabilir. Fakat ikinizin bu dengeyi kuramaması, vücut saatlerinizin uyuşmamasına; dolayısıyla bir zaman sonra yaşam tarzlarınızın çatışmasına neden olacaktır. Kimi zaman geç yatan erken yatana uyum sağlamalı, kimi zaman da erken yatan biraz dişini sıkıp geç yatana uyum sağlamalı; yatağa birlikte girmeye özen gösterilmelidir.

Tatmin dengesi: hiçbir istek ve her istek konusu…
Her insanın belli istekleri vardır ve bu istekleri yerine geldikçe tatmin olur; ardından hemen mutluluk gelir. Siz çok fazla şey istiyor ve o size hiçbirini vermiyor olabilir. Veya o hiçbir isteğini dile getirmiyor ama siz ona sürekli verme çabası halinde olabilirsiniz. Bu durumların ikisi de hiç sağlıklı değildir. Burada da denge devreye girer. Yani iki taraf da birbirinin isteklerinin bilincinde olmalı. Beklentilerin karşılanamayacağı durumlar varsa konuşularak paylaşılmalı, çözümler aranmalı. Ayrıca, sürekli onun isteklerini karşılama çabası içinde kendini kaybetmemeli…

Kaynak: pudra. com
0 yorum

Muhteşem yeşil sebzeler sağlık veriyor

Modern beslenmede en eksik olan besinler, yeşil sebzeler. Yeşil sebzeleri pişirmeyi ve yemeyi öğrenmek sağlıklı bir hayat yaratmak için yapılması gereken en öncelikli ve temel işlerden biridir.

Yeşil sebzelerle beslenmeye başladığınız zaman, doğal bir şekilde sizi hasta eden yiyecekler yavaş yavaş diyetinizin dışında kalacaklar. Yeşil sebzeler vücudumuzun içindeki yağmur ormanını beslerken, kan dolaşımı ve solunum sisteminizi güçlendirmektedir. Özellikle şehirde yasayan ve çayır çimen, kırsal alanlarla çok kısıtlı ilişki içinde olan bizler için yeşil sebzeleri hayatımızın düzenli bir parçası yapmamız çok önemlidir.


Yeşil renk bahar ayıyla ilişkilendirilir. Bahar, yenilenmenin, ferahlamanın ve yaşam enerjisinin ayıdır. Doğu tıbbında ise yeşil karaciğerle ilişkilendirilir; duygusal denge ve yaratıcılığın çıkış noktası olarak kabul edilir. Besin değeri olarak yeşiller kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, çinko ve A, C, E, K vitaminlerinden zengindir. Lif, folik asit, klorofil gibi birçok mikro besin maddesi ve faydalı bitkisel kimyasallarla doludur.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler yemenin bazı faydaları aşağıdaki gibidir:
- Kanı temizler.
- Kanseri engeller.
- Dolaşımı hızlandırır, kalitesini artırır.
- Bağışıklık sistemini güçlendirir.
- Sağlıklı bağırsak florasını destekler.
- Hafif, esnek, sakin bir enerjiyi destekler.
- Modunuzu yükseltir, depresyondan kurtulmaya yardımcı olur.
- Karaciğer, safra kesesi ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.
- Soğuk algınlığı, özellikle ciğerlerdeki tıkanıklığı, mukusu azaltmak suretiyle temizler.

Tüketmek için birçok yeşil bitki seçeneği mevcuttur. Sevdiğiniz yeşilleri tespit edin ve bolca tüketmeye çalışın. Favorilerinizden sıkıldığınız zaman maceracı olup daha önce hiç duymadığınız yeşilleri deneyin.
- Brokoli hem yetişkinler hem de çocuklar arasında oldukça popüler. Kökleri ağacın köküne benzeyen brokoli kuvvetli, sağlam, ayakları yere basan bir enerji sağlar.
- Pazı, kara lahana, tere, semizotu, hindiba, labada ve bulabildiğiniz diğer bütün yeşilleri değişimli olarak sürekli kullanın.
- Lahana çiğ, turşulanmış, kapuska yapılmış, her şekilde muhteşem bir sebzedir.
- Roka, marul, meskulin ve yabani yeşiller genellikle çiğ yenmekle birlikte aklınıza gelebilecek her türlü yaratıcı şekilde tüketilebilir.
- Ispanak ve pancarın uç kısmındaki yeşiller, oksalik asitten zengin olduğu için kemik ve dişlerden kalsiyumun çekilmesine sebep olabilir, dolayısıyla daha az miktarda tüketilmelidir; tüketirken de çeşitli tohum, fındık fıstık türevleri, tofu, baklagiller, tereyağı, yoğurt gibi protein ve yağ kaynaklarıyla birlikte pişirilmesi oksalik asitin etkisini azaltacaktır.

Türkiye'de mevcut bütün yeşil sebzelerin listesi için www.erust.com.tr adresine bakabilirsiniz. Satın almak için en güzel kaynak organik pazar ve kendi bahçesinde ilaçsız üretim yaptığını bildiğiniz seyyar ya da pazarlardaki satıcıladır. Günümüzde büyük marketlerde de organik bolümler mevcut. Erüst tarımın ürünlerini paketlenmiş olarak süpermarketlerde bulmanız mümkün. Arnavutköy Kolaylar'da pahalı olmasına rağmen genellikle çok çeşitli seçenek bulmanız mümkün. Paketli ürün alırken içindekilerin kalitesini kontrol ettiğinizden ve birkaç gün içinde tüketeceğinizden emin olun.

Yeşil sebzeleri pişirme yöntemleri

Yeşillerinizi çok çeşitli yöntemlerle pişirmeyi deneyebilirsiniz. Buharda pişirmek, haşlamak, yağda sotelemek, sade su ya da sebze/tavuk suyuyla sotelemek, hafifçe turşulamak (lahananın üzerine biraz sirke ve tuz koyup üzerine ağırlıkla bastırarak yapılan salata gibi)

Enerji açısından farklı pişirme tekniklerinin farklı etkileri vardır. Haşlamak yeşilleri yumuşatır ve sakinleştirir. Kaynayan suda 1 dakikanın altında tutun ki yeşillerin içerisindeki besin değerleri suda kaybolmasın. Eğer organik yeşillikler kullanıyorsanız haşladığınız suyu çay ya da aromalı bir su gibi tüketebilirsiniz. Buharda pişirmek yeşilleri daha lifli ve gergin yapar ki bu özellikle kilo vermek isteyenler için harika bir pişirme yöntemi. Yeşilleri çiğ olarak tüketmek de harika, tazeleyici, serinletici ve yumuşak bir yöntem ve canlı enzimler sağlaması yönünden çok faydalı.

İnsanlar "lifli yeşil gıdalar" lafını duyunca genellikle göbek salatayı düşünürler. Fakat açık renk, çoğu restoranda servis edilen göbek salatada diğer yeşillerde olan faydalar ne yazık ki yok! Bir an önce koyu renkli yeşil yapraklı bu sebzeleri günlük beslenmenize ekleme alışkanlığını başlatın. Bir ay boyunca deneyin ve kendinizi nasıl hissettiğinizi gözlemleyin.

0 yorum

Reklamı Kapat
 
Kadın Sağlıklı Yaşam : Web sitesi | NetWork Grup | üyesidir
Copyright © 2011. Kadın ve Sağlık - Tüm hakları saklıdır
Kadın Sağlıklı Yaşam Websitesi sayfaları NetWork Grup
tarafından hazırlanmıştır